|
 |
|

AHMET HAKAN
Sakal tartışması
* Benim dedem de sakallıydı, ama onun sakalı siyasi simge değildi. Biz dedelerimizin, babalarımızın sakalına karşı değiliz. Bizim karşı olduğumuz sakalın siyasi simge olarak kullanılması..
* Benim sakalım siyasi simge değil. Ben inancım gereği sakal bırakıyorum.
* 20 yıl öncesine kadar bu kadar sakallı mı vardı? Bütün bunlar son yıllarda ortaya çıktı..
* Sakallıların son yıllarda ortaya çıkmasının nedeni sakalın bir modernleşme aracı olmasıdır. Sakalını bırakan erkek modernleşiyor!
* Kamusal alanda sakal olmaz!
* Ama Avrupa'da, ABD'de sakallılar istedikleri yere serbestçe girebilmektedir.
* Tamam, ama oralarda şeriat tehlikesi yok.
Böyle bir tartışmanın acilen başlaması gerekmektedir. Madem türban sorunu kadınlarla erkekler arasında ayrımcılık gibi algılanmaktadır, işin içine derhal erkekler de sokulmalıdır. Sakal konusu bunun için bulunmaz nimettir.
****
Yalnız böyle bir tartışmanın sağlıklı yürütülebilmesi açısından önemli bir sorun var Laikliğe bağlılıkları tartışma konusu olamayacak bazı erkeklerin de sakallı olması! Bunları ne yapacağız?
Acaba "Sakalı olup da laikliğe ve Atatürk'e bağlı olan erkeklerimiz acilen sakallarını kessinler. Böylece sakallı laik dostlarımızın aralarına sızıp sinsi emellerini gerçekleştirmek için fırsat kollayan sakallı takiyeciler ortaya çıkacaktır" şeklinde bir çağrı yapmak sorunu çözer mi?
Bence çözer! Laik cumhuriyet için, toplumsal barış için böyle bir fedakarlık yapılmaz mı?
****
Yakın tarihimizde sakal konusunda önemli direniş örnekleri sergilemiş laik ve Atatürkçü mücadele adamları çıkmıştı.. 12 Eylül döneminde üniversite hocalarının sakallarını kesmeleri talebi karşısında "Benim sakalıma ancak karım karışır" diyerek üniversiteden atılmayı göze alan Emre Kongar'ı anımsıyorum.
Tamam, sakal konusunda yeni bir savaşım alanı ortaya çıkarmak bu nedenle mesela Emre Kongar açısından zor olacak ama yine de Kongar Hoca olayı anlayışla karşılayacak, "laiklik için sakalım feda olsun" diyecektir. Hem 28 Şubat demokrasinin önünü açmadı mı canım.
****
Bu tartışmada en önemli sorunu hiç kuşkusuz Emin Çölaşan çıkaracaktır..
Çünkü Çölaşan, şimdiden özveride bulunmayacağının işaretini veriyor..
Çünkü resepsiyona 'eş durumundan' davet edilen Çölaşan, kendisine "Emin ister misin sen de sakal yüzünden kapıdan çevrilesin?" diye soran yayın yönetmenine "Yok canım, beni bilirler" diye yanıt vermiş.. Tamam, gerçekten Çölaşan'ı 'biliriz' ama düşmanın eline koz vermemek gerekmez mi?
Bir de Altemur Kılıç abimiz var ama o hiçbir sorun çıkarmaz.
****
Bana gelince.. Smokinli resepsiyonlar, aşırı resmi davetler, protokol.. Bütün bunlar beni feci şekilde sıkar..
Bu tür ortamlardan yırtmak için fırsat kollayan bendeniz, müthiş bir bahane bulmuş olurum. Bir de eğlenceli bir tartışma konusu çıkar, fena mı?
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|