kapat
31.10.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

Finlandiya'nın sırrı

"Muhasipler kabız ve sarfettikleri nukut ve ayniyat ile vazifelerine müteferri bilumum muamelattan mesul ve hesaplarını, bu kanunda muharrer esasat dairesinde Divan-ı Muhasebat'a itaya mecburdurlar."

Bir şey anladınız mı? Oysa yürürlükteki bir yasanın maddesi bu. Hem de öyle sıradan bir yasa değil. Devletin gelir-gider hesabı ona dayanarak yönetiliyor. Adı Muhasebe-i Umumiye Kanunu. 26 Mayıs 1927 tarihinde kabul edildi. Aradan kuşaklar geçti, en az 15 hükümet "Gelin şunu günün koşullarına ve anlayışına göre yenileyelim" diyerek programına aldı ama hiçbiri başaramadı.

Sadece ne yapıldı biliyor musunuz; yasanın dili anlaşılamayacak kadar eskidiği için, görevlilerin işini kolaylaştırmak amacıyla "Günümüz Türkçesi"ne çevrildi!

Şimdi hükümet Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile hem bu 76 yıllık yasayı rafa kaldırmayı, hem de devlette mali saydamlığı getirmeyi amaçlıyor. Büyük bir reform olacak.

Yalnız o mu? Türkiye'nin Anayasa'dan Türk Ceza Kanunu'na tüm temel yasalarda, kamu yönetiminden sağlığa, eğitime kadar tüm alanlarda reform yapması gerekiyor.

İşte reform yapanların farkı
Bu reformları zamanında yapanlar ile gecikenler arasındaki fark dün açıklanan 2003-2004 Küresel Rekabet Raporu'nda açıkça görüldü. Her yıl yenilenen raporu Dünya Ekonomik Forumu hazırlıyor. Hani şu İsviçreli profesör Klaus Schwab'ın kurduğu, Davos zirveleriyle ünlenen sivil toplum örgütü.

Raporun 102 ülkenin yer aldığı "Büyüme rekabeti" listesinde Türkiye 65'inci sırada. Geçen yıl da aynı yerdeydi. Listenin en başında ise -geçen yıl olduğu gibi- Finlandiya var.

Peki Finlandiya, ABD ve Japonya gibi devleri bile sollayıp nasıl birincilik tahtına oturdu? Bu başarının sırrını Küresel Rekabet Raporu'nu hazırlayan ekibin başı Augusto Lopez-Cloros açıkladı "Bir dizi reform sayesinde..." Sonra da uzun uzun anlattı. Özetleyelim.

Finlandiya 15 yıl öncesine kadar hayatından memnun, sakin bir ülkeydi. Ancak peşpeşe gelen iki şok ülkeyi allak-bullak etti.

Bunların ilki Sovyetler Birliği'nin dağılması oldu. Finlandiya ihracatının yüzde 25'ini oraya yapıyordu. 1990'da rejim çökünce, Moskova yönetimiyle imzalanmış tüm sözleşmeler ve ihaleler buharlaşıverdi. Sırf Sovyetler Birliği için üretim yapan birçok sektör ve sayısız fabrika işe sıfırdan başlamak zorunda kaldı.

İkinci dönüm noktası, Finlandiya'nın AB'ye girmesi oldu. Bu da bir dizi yapısal reform getirdi.

Kundura üretiminden cep'e
Bu çifte şok Finlandiya'yı geleceğin ekonomik sektörlerine yönelmeye zorladı. Örneğin bir zamanlar Sovyet halkı için ucuz ama kalitesiz ayakkabılar üreten bir fabrika iletişim sektörüne geçti ve cep telefonunda dünya lideri Nokia doğdu.

Bu değişimi desteklemek için üniversite eğitimine ve araştırma-geliştirmeye büyük yatırımlar yapıldı. Yolsuzlukla mücadeleye, işletmelerin etik kurallara uymalarına olağanüstü önem verildi. İşte 15 yıl sonra geldiği nokta

* Üniversite-özel sektör işbirliğinde dünyada bir numara.

* Okulların internete erişiminde dünyada bir numara.

* Araştırma ve yeniliğe ayrılan fonlarda dünyada bir numara.

* Özel araştırmalara kamu desteği, ücret eşitliği, devlet müdahalesinin en aza indirilmesi, telefon ağı gibi gelişmişlik göstergelerinin hepsinde dünyada bir numara. Daha neler neler var, saymakla bitmez...

* Ve bütün bunların birleşmesiyle Küresel Rekabet Sıralaması'nda dünyada bir numara.

Türkiye'nin gelecek yıl 65'inci sıradan daha yukarılara çıkmasını istiyorsak, Finlandiya'dan ders almalıyız...

Mesajlarınız için: esafak@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

sizinkiler
Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır