|
 |
|

ÖMER LÜTFİ METE
Derin Yoksulluk (II)
Türkiye'de "derin devlet" olmadığı gibi, bu yokluğa ilişkin etkin bir idrakin de varlığından söz edilemez.
Nasıl olmuş da, Atatürk zamanında ülke, çapından çok daha büyük ve etkin bir "derin devlet"e malik iken bu noktaya gelmiş?
İktidar bir daha gerçek anlamda "devlet adamı" görmemiş de ondan!
İsmet Paşa ile beraber Türkiye'nin "derin devlet"i önce "Milli Şef"in şahsi örgütü haline gelir, sonra da müttefik gizli servislerin şubesi çizgisine iner.
Ondan sonra da Türkiye'nin "derin devlet"i kalmaz.
İnönü'den günümüze gelinceye kadar "derin devlet" çalışması denebilecek tek uygulama, Kıbrıs'taki Rum katliamları karşısında destansı Türk direnişinin örgütlenmesine yapılan katkıdır. Çünkü bu "milli" bir tasarıdır. Geri kalan "gizli devlet" uygulamaları, Türkiye'ye kendi eliyle hasım ve rakiplerinin oynattığı gayr-ı milli, bölücü, geriletici, oyalayıcı, istikrar bozucu oyunlardır. Başörtüsü, Kur'an Kursları, İmam-Hatip'ler, sağ-sol kavgası, PKK gibi.. Bunların hiçbiri Türkiye'nin doğal sorunları değil, hemen tamamı kendi ahmaklıklarımızı sömüren güçlerin manevralarıdır.
Gördüğümüz çeyrek, yarım ve tam ihtilaller de öyledir.
Güvendiğimiz dağlar
Oysa çoğu insan, özellikle de "irtica" ile suçlananlar ülkede son sözü askere bağlı "derin devlet"in söylediğini sanırlar. Ülkesini güçlü görmek isteyen pek çok saf vatandaş da askeri bir "derin devlet"in var olduğuna ve iş başa düşünce devreye gireceğine inanır.
Bunun demokratik açıdan acıklı bir anlamı var
Sağı ve solu ile halk hala devlet yönetiminde asker vesayetini geçerli sayıyor, açıktan veya zımnen onaylıyor.
Halkın bu bakışı başlı başına sorun ama kuruntu boş
Askeri "birim"ler, ne kadar gizli işler görürlerse görsünler, "derin devlet"in yerini alamazlar. Çünkü "derin devlet"ler kağıt üzerinde meşru yapılar gibi örgütlendirilirler. Askerin ise böyle bir yetkisi yoktur. Durumdan vazife çıkararak sivil otoriteden saklı şekilde bu yetkiyi kullanan asker hukuk devletini bitirir. "Cumhuriyet'i koruma kollama görevi" de böyle "özel derin devlet" uygulamasını meşrulaştıramaz. Bu tür uygulamalar, herhangi bir darbe girişimi kadar kesin biçimde orduyu siyasete alet etmek ve kirletmektir.
Güven kaynağı millet
Eminim ki, askerin yönetim ve denetiminde, milli sorunlar için siyaset ve tasarı üreten bir "derin devlet" yoktur. İnönü'den bu yana Türkiye'de her zaman gördüğümüz "derin devlet" müsveddeleri ise, ya güncel siyasete burunlarını sokarlar veya yabancı "derin devlet"lerin Türkiye üzerindeki emellerine bilerek veya bilmeyerek taşeronluk yaparlar.
Hasılı, bildiklerimizin ve zannettiklerimizin hiçbiri "derin devlet" değildir.
Buna kanıt olarak sadece bir olayı zikretmek kafi
1995 seçimlerine gelinirken Çiller'in tek başına iktidar olma hayaliyle geliştirilen "Öcalan'ı Şam'da öldürme" tasarısının neden fiyaskoyla sonuçlandığı artık sır değildir. Emniyet Genel Müdürlüğü, MİT ve Genelkurmay birimlerince ortaklaşa yürütülmesi öngörülen "operasyon"un basına sızması, ülkede "derin devlet" denebilecek bir iradenin mevcut bulunmadığını tek başına kanıtlamaya yeter.
Bu böyle olduğu içindir ki Türkiye'nin Güneydoğu, Irak, Kıbrıs, Ege, Balkan, Karadağ için "devlet politikaları", A, B, C planları yoktur.
Ne var ki yine de bu ülkenin geleceği aydınlıktır. Çünkü "derin devlet"i olmayan bu toprakların "derin millet"i var.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|