|
 |
|

ALI KIRCA
Marslar ve insanlar..
Cumhuriyetin 75. yil marsini kimse hatirlamiyor.. Oysa devlet olarak da, sivil toplum olarak da Cumhuriyet'in 75. yildonumu kutlamalarina buyuk onem verilmisti..
Once Susurluk, ardindan da irtica korkulariyla yasanan o yillarda sokaklara ve meydanlara cikan insanlar, yetmisbesinci yil icin bestelenip guftelenen marsa ragbet etmemis; tam tamina 65 yil geriye giderek Onuncu Yil Marsi'ni tozlu raflardan indirmisti..
Oysa Ellinci Yil'da boyle olmamisti..
12 Mart Muhtirasi'nin hemen ardindan gelen ve "Koskte emekli bir Amiral, konutta da atanmis bir basbakan"in Seref Tribunlerinden izledigi 50. yil kutlamalari icin devlet yine ozel bir mars yaptirmisti..
Sozlerini Bekir Sitki Erdogan'in yazdigi mars ilgi gormus, bestesi de tarafsiz muzik otoritelerinden "tam not" almisti..
Ancak zor soylenen bir mars oldugu konusunda da herkes "hemfikir" olmustu. 50. Yil Marsi, cok soylenen bir mars olmaktan daha ziyade "cok dinlenen" bir mars olarak belleklerde kalmisti.
Ozellikle tek kanalli "siyah-beyaz" TRT televizyonunun ve radyolarinin surekli caldigi bu marsi, o gunlerin kusaklari sik sik soylemeseler bile, her dinlediklerinde "iyi duygu"larla hatirlamislardi
"Mujdeler var yurdumun topragina tasina, Erdi cumhuriyetim elli seref yasina.."
Peki sunun surasinda daha yil bes yil onceki 75. Yil marsindan hatirinizda kalan bir sozcuk var mi?
****
Sorunun 75.Yil marsinin beste ya da guftesinin "iyi ya da kotu" olmasiyla ilgisinin bulunmadigi besbellidir. Sorun, marsin o gunun insanlarinin "ruh halleri"ne cevap verip vermedigiyle ilgilidir..
O gun sokaklara ya da meydanlara cikanlar, Cumhuriyet'in 75. yilinda olup biten gelismelerden, yani o gunlerdeki cumhuriyet kosullarindan memnun olmadiklarini acikca ifade etmislerdir..
Oyle olunca 75. Yil icin yapilmis bir mars da cok fazla bir sey ifade etmemistir..
O gunlerde "olanlar"dan rahatsiz olanlar; cumhuriyet ideolojisinin cikis gunlerine gondermelerde bulunurken, cumhuriyetin kurulus manifestosunu bir marsin sozlerinde ve coskusunda yasatan o kitlesel "kresendo"yu yeniden kesfetmislerdir..
Mesela; demokrasiyle ilgili ciddi ve agir sorunlar iceren 12 Mart'in muhtira ozurlu siyaset ortaminda boyle bir talep dogmamistir.. Devlet destekli Ellinci Yil marsi kitlelerin diline dusmese de, Onuncu Yil marsina fazla ragbet eden de olmamistir..
(Belki de hepten susturuldugundan, dinlemekle yetinmeye alistirildigindandir herkesin, kimbilir?)
****
Onuncu Yil marsinin dayanilmaz "cekici"ligi nereden geliyor peki?
Vaadettigi "hayal"lerin; gerceklestirilmis "dus"ler uzerine kurulmasindan.. Koca bir asrin ikinci yarisinda; hic tutulmamis vaadler ve "beyaz siyasi yalanlar"la orselenmis bir toplumun, "demir aglar" destanina sarilmasindan daha "tabii" ne olabilirdi ki?
Turkiye'nin demiryolu agi 1923'te 2500 kilometreyken, 80 yilda ancak iki katina, 5000 kilometreye cikarilabilmis..
Bu gelismenin buyuk bolumunun ilk on yilda saglandigini bilmeyen var mi?
"Acik alin"la ciktiginiz baska hangi tarih kesiti var ki baktiginizda toplumsal mazinize?
****
Marslar yazilir.. Ancak "marslarin soylenmesi" icin "ruh"unu da simsiki sarmasi gerekir soyleyenlerin..
Bazen ille de "sizden biri"nin yazmasi da gerekmez notalarini..
Gun olur, devran uyar; elin gurbetinde "yirmibin kisi" bir araya gelip "Bu gokdeniz nerede var; nerede bu daglar taslar" diye bagirir tam bir saat, hic ara vermeden..
Yer Kopenhag'tir; vesile de bir futbol zaferi.. Kopenhag'in bes-on kilometre kuzeyinde yasayan Isvec'liler duyup fark etmis midir acep; kirsal kesimdeki bir "sevda masali" icin yazilmis bir Isvec halk sarkisinin, 20 bin Turk'un dilinde bir zafer marsina donustugunu?
Fark etse de ne onemi var?
Soylenene degil, soyleyene bak!..
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|