kapat
30.10.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMI
limasollu
TURKIYE
DUNYA
POLITIKA
SPOR
MEDYA
SERI ILANLAR
METEO
TRAFIK
SANS&OYUN
ACIL TEL



GREENCARD

Hatiralarimi satilik mi zannediyorlar?

Ayazpasa Kosku'nde yalnizligiyla bas basa olan Latife Hanim, patronlarinin 'Latife Hanim'in hatiralarini satin al' teklifini iletmeye gelen gazeteci Nezihe Araz'a 'musterek alinan soz'den bahsetmisti

Gazeteci Nezihe Araz, 1958 yilinda Ayazpasa Kosku'ndeki oturma odasinda Latife Hanim'la karsi karsiyaydi... Latife Hanim'la roportaj yapmaya ve Mustafa Kemal'le uc yila yakin suren evliligine dair hatiratini, -ki yazdiysa eger-, gazete yoneticilerinin satin almaya hazir oldugunu soylemeye gelmisti. O gun aralarinda soyle bir konusma gececekti

* Demek hatiralarimi satin almak istiyorlar!

* Evet efendim, sartlariniz ne olursa olsun, kabul ediyorlar. Patronlarimiz oyle dediler.

-Her seyin parayla satin alinabilecegini saniyorlar demek ki.. Peki sen ne dusunuyorsun?

* Ne diyebilirim ki efendim, patron onlar..

* Ne diyebilirsin ki? Onlar gibi cok patron gordum. Ben bir gercegi sana soylemek istiyorum. Osmanli hanedaninda hicbir hukumdar karisi, ne sebeple olursa olsun, kocasindan ayri dustugu zaman, hic kimseye evliligi veya evlendigi kimse hakkinda hicbir sey soylemedi, yazmadi, konusmadi. Demek ki bu bizim toremizde var. Simdi ben bu hakli ve guzel toreyi bozup bana verecekleri uc bes kurus icin, O'na ait hatiralarimi satacak miyim? Satabilir miyim, soyle lutfen?

BIZIM SOZUMUZ VAR'
*Ozur dilerim efendim! Bunlari aynen onlara soyleyecegim. Ama izin verirseniz bir sey sormak istiyorum. Efendim, ciddi bir arastirma yapilsa, Mustafa Kemal'le gecirdiginiz iki bucuk yilin ya da o bin gunun izlenimleri yazilsa, izin verir miydiniz? Ya da uzulur muydunuz?

* Dogru, tarafsiz ve olayin ciddiyetine, onun kisiligine yakisir bicimde mi?

* Evet, efendim.

* Neden kizayim, ama bizim birbirimize verilmis bir sozumuz var. Onun hatiralari, onun haysiyeti benim icin her zaman cok onemli ve mukaddestir. Bu sozun disina cikamam, lutfen bunu hic unutmayin."

O gunden geriye, Gazi ile Latife'nin 1000 gunu'nu, yani evlilikten bosanmaya kadar olan donemi iceren, tanikliklara dayandirilan ama icinde ne yazik ki Latife Hanim'la yapilmis bir roportaja yer verilemeyen bir kitap kalacakti yadigar..

Gazetecinin adi, Mete Akyol'du.. Yil 1970'ti.. Latife Hanim'in Ayazpasa'dan tasinip yerlestigi Harbiye'deki evinin kapisina dayandi.. Evet Harbiye'de, Safir Apartmani'nin sekizinci katindaki daire, Latife Hanim'a gore, Gazi'ye en cok benzeyen heykeline bakiyordu ve yakinlarinin ifadesiyle Latife Hanim bilincli olarak secmisti bu evi. Akyol, "Tanri misafiri" sansini deneyerek Latife Hanim'in dairesinin kapisini caldi. Ancak bu davetsiz misafire sinirlenen Latife Hanim, Akyol'un karsisina dikildi ve oldukca sert bir uslupla, "Sen gazetene beni yazacagina, Taksim Meydani'na git de Taksim aniti onunde namaz kiliniyor artik bu ulkede. Git de onlari yaz" dedi ve kapiyi, Akyol'un yuzune kapadi. O, kisacik andan geriye "Latife Hanim'la 30 saniye" baslikli bir ani-yazi kalmisti..

SOZUNE HEP SADIKTI
Evet... Latife Hanim, iste boylesine hep ketum kalmis ve kendi icine, "Sirlar Odasi"na kapanmisti tam elli yil boyunca... Agustos 1925'te bosanmis, Temmuz 1975'te bu dunyadan gocup gidene degin o 'musterek alinan soz'u sahiden hep tutmustu.

'Hatirat tuccarlari'nin bolca oldugu, bir dunyada, o hep kulagini ve agzini kapamis, nev -i sahsina munhasir bir kisilik olarak yasayip gitmisti.

Gazi ile Latife'nin bin gunu
Eylul 1922, Izmir.. Bir kadin ve bir erkek, Izmir'in yangin yerine dondugu gunlerde karsilasir. Kadin, Izmirli tacirlerden Usakizade Muammer Bey'in Sorbon'da hukuk egitimi gormus, pek cok dili cok iyi derecede bilen kizi Latife. 'Erkek'se, ahir omru cephelerde gecmis savas yorgunu bir baskumandan, Mustafa Kemal. Kadin, uc atim otesini alevlerin sardigi kumandanlik karargahina varabilmek icin kalabaligi yara yara, yaverleri atlata atlata ilerlemektedir. Ve nihayet kapidan seslenir odaya "Sizi ve karargahinizi Goztepe'deki konagimizda agirlamaktan seref duyarim Pasam.."

GUZEL OLMASIN ZATEN'
Sasirmistir Mustafa Kemal. Kisa bir sohbet sonrasinda curetkar, zeki, bilgili ve farkli buldugu bu genc kadindan gelen teklifi kabul edecektir. Artik kumandanlik, Izmir Goztepe'deki Usaki Kosku'ndedir. Ailesi yurt disinda bulundugundan koskun sahibeligini Latife yapacaktir. Kisa bir zaman sonra da Mustafa Kemal'in kaninin kaynayacagi ve "cocuk", "bizim yaver", "Latif" diye ses verecegi kadindir artik Latife.. Mustafa Kemal'in bir basina kaldigi anlarda, 'bir seyler var onda, evet evet, farkli bir durum var' dedigi, etkilendigi bir kadin.. Guzel mi diye soranlara, "Bakinca bir daha bakmak isteyecegin kadar cok guzel bir hanim degil, zaten ben kiskanc bir erkegim, guzel olsa cesaret edemezdim" diye tarif ettigi kadin...Ve 29 Ocak 1925'te, Usakizade Kosku'nun bahcesinde, Izmir Muftusu'nun yari Avrupai, yari Islami kiydigi bir nikâhla evlendigi gelin... Ve Cankaya'nin resmi ilk sahibesi, yurt gezilerinde, meclis acilislarinda, cumhuriyetin gelecegine iliskin kararlarin verildigi toplantilarda, dost ve kurmay sofralarinda, yabanci misyona verilen resmi yemeklerde hep yanibasinda duran bir first leydi...

Ama daha evliliginin ilk gunlerinde "pasa"sini kimseyle, hatta memleket meselelerinin tartisildigi toplantilarla dahi paylasmayan, Kosk'e gec gelmelere, yalniz birakilmis zamanlara, kendisinin dahil olmadigi tempolu toplantilara ofkesini en sert bicimde dile getirmekten cekinmeyen, bazen de kalabaliklar onunde "Kemal" diye yuksek sesle haykirip ofkesini aciga vuran kizgin bir es. Ve "Gazi'nin Fikriye"sine, yillar yili kendisine tutkuyla sevdali, annesi Zubeyde Hanim'in evlatligi da olan Fikriye'sine.. Kosk'te kaldiklari birkac gun boyunca kiskancligini dibine kadar gosteren bir Cankaya sahibesi.. O Fikriye ki, yine bir baska zaman, bir fayton kiralayip, Kosk'e girmek istediginde iceri alinmayan ve o huzun ve kiriklikla kapida kendisini bekleyen faytona yeniden binip, bir el silah sesi sonrasinda kanlar icinde yigilan... Ertesi gunse, "Ankara'da bir intihar" baslikli bir gazete haberine konu olan kurban ya da maktul.. Evet, Latife Hanim'in, Mustafa Kemal'le, 1000 gun suren ve gelgitleri, coskulari, ayriliklariyla gelip gecen izdivaci, Agustos 1925'te son bulur...

TEK TARAFLI BOSANMA
Yine sert gecen bir catismanin sonrasinda, Mustafa Kemal yaverlerine emreder "Hanimefendi'nin kendine yakisir bicimde Izmir'e gonderilmesini saglayin!" Ve Latife Usaki, bu emirle birlikte, Cankaya Kosku'nden, Beyaz Kosk'e, yani cocuklugunun ve ilk genclik zamanlarinin gectigi Izmir'deki Usakizade Kosku'ne gonderilir. Ve o zor, kritik gunlerde oldukca saygi gosterdigi Yaver Salih Bozok'a bir mektup yazar..

"Salih Bey, Artik bir teessur yigini gibi, her tesaduf ettigi koltuga coken bir annem ve ihtiyar halinde benim yuzumden fena bir muameleye ducar olmus olan bir buyukannem var.. Oksuzum, kimsem yok.. Git Pasa'yla gorus, ben kocamdan eminim, cunku kadirsinastir, yuksek ruhludur. Insandir. Aramizdaki gerginlige nihayet vermesini kuvvetle rica et. Bir haftadir uykusuz, gidasiz, idama mahkumum.. Sebebi cocukluk! Halbuki cocuklar agir cezadan muaftir.. Salihsin, sâlâh ve sulh getirecegine eminim.. Latife Gazi Mustafa Kemal." Ama sulh olmaz ne yazik ki... Birkac gun sonra Anadolu Ajansi'ndan, resmen bosandiklarina dair bir haber gecilir.. Latife Hanim, artik Pasa'siyla hicbir zaman gorusemeyecektir..

YARIN
Gazi'den bosandiktan sonra neler yasadi?


Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya tiklayin

<< Geri don Yaziciya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

sizinkiler
Sari Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGI BASIM YAYINCILIK SANAYI VE TICARET A.S. - Tum haklari saklidir