|
 |
|

SAVAŞ AY
Bingöl'e bir SABAH gülü
Ol rivayet ederler ki Büyük İskender Ab-ul Hayat (ölümsüz hayat sağlayan su) aramaya koyulur ve sonunda bulur. Şimdinin Bingöl'ünde, göllerden birine dökülen bir ırmağın suyudur bu. O da kullandıkları Makdis Dili'nde Cennet Suyu anlamına gelen Çabakçur adını verir bu suya. Kentin tohumu böylece atılır. Bingöl'ün yüzyıllar önce adının Çabakçur olma nedeni işte bu efsaneden mülhemdir.
Gerçeğin hayat suyuna dönersek, elbette ki bilime, fene, aklın ışığına sahip olmakla sağlanabilir bu. Bunun yolu da eğitimdir, öğretimdir elbette. Yayın ailemiz adına gururla inşaa edip, açtığımız Sabah İlköğretim Okulu'nu evvel zamanların Çabakçur'una, yani hayat suyuna benzetmemiz işte bu yüzdendir. Çünkü hem yöreye hem bölgeye kaliteli yaşam getirecek bir ırmaktır adeta bu okul...
BANA DA YARDIM EDİN!..
Acıların harman, yoksulluğun ferman olduğu yörede bir köylü kadın başbakan ve bakanlara ulaşıp dert anlatmak için çabaladı uzun süre. Ama kısmet olmadı bu. O kalabalık, telaş, coşku içinde eli böğründe kalakaldı Bingöllü teyze. Sonra Sabah ekibinin yanına ulaştı. Derdini döktü, içini açtı, sıkıntılarını bir bir anlattı. Haberciler hemen not aldı teyzenin arzularını ve en kısa sürede en yetkili adlara duyuracaklarının müjdesini verdiler...
GAZETECİ DE AĞLAR...
Şule Talu ve Balçiçek Pamir. Yazıişlerimizin genç yöneticileri meslek yaşamlarının belki de en duygulu, en hoş anlarını Bingöl'de işte böyle yaşadılar. Çocukların arasında, sallanan Türk bayrakları, sabah flamaları ve sevinç çığlıkları içinde kimi zaman gözleri dolarak kimi zaman da keyiften uçarak yaşadılar o müthiş saatleri...
YIKINTILAR ARDINDAN BUGÜNE...
Haziran ayında temel atmasına da gitmiş, tanık olmuştuk okulun. Yöre çocukları kardeşlerinin yitip gitmesi ardından umutsuzluğa gömülmüştü. Bakışlarında "Acaba yeni okulumuz yetişecek mi?" sorularını da süzmek mümkündü sanki. Oysa endişeler boşa çıkmış, verilen söz yerine gelmişti. Bu yıkıntının yerine kale gibi sağlam ve çağdaş bir irfan yuvası yükseliyordu şimdi...
ÇOBAN KIZLAR OKULA...
Çobanlık makûs talihi olmamalıydı Bingöl kızlarının. Sabi yaşlarından gelinlik çağlarına kadar yaylalar, meralar, otlaklarda yitip giden bir nafile hayat öznesi olmamalıydı onlar elbet. Onlar da yaşıtları gibi okullu olmalı, öğrenmeli, bilmeliydiler. Bunun yolu inanmaktan ve hep birlikte çabalamaktan geçerdi elbet. Ve eğitim yolunda üst üste konan her tuğla çobanlığın ve cehaletin bir kader olmadığını kanıtlayan ipuçlarına dönüşüyordu....
GENÇ OKULA GENÇ KADRO
Gelecek yüklü mini yüreklerin yanında 3 genç güzel kızımız duruyordu. Ayaküstü sohbet ettim onlarla. Biri... Yani o en solda, başta görünenin adı Hatice Akbıyık'mış. Balıkesir'den kalkıp, öğretmenliğinin ilk dersi için gelmiş buralara. Ortadaki kızımız ise pratisyen bir hekim. O da ilk kez burada, sağlık ocağında başlamış göreve. Sıkıntı, dert, tasa değil; umut, sevda, tutku ağır basıyor bakışlarında... Güzel yüzüne yeni öğretmen oluşun mutluluğu ve heyecanı yansıyan diğer genç kızın adı da Öznur Irmak. Aslen Antalyalı. O da Sabah okulunda bir sınıf öğretmeni. Çalan ilk zil sırf öğrenci minikler için değil, bu genç öğretmen için de ilk dersin başlangıcı oluyor.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|