kapat
17.10.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

EMRE AKÖZ


Valla insan gurur duyuyor

Haberi dünkü Sabah'ta okudunuz 1 Mayıs 2003'te Bingöl'de büyük bir deprem oldu. Kentteki en büyük zararlardan birini Çeltiksuyu Yatılı İlköğretim Bölge Okulu gördü. Hem de ne zarar! 85 minik öğrenci ve bir öğretmen hayatını kaybetti. Okul binası ise enkaz haline geldi.

Bunun üzerine Sabah Grubu hemen harekete geçti. Okulun yapımını üstlendi. 28 Haziran'da temel atıldı. Bina jet hızıyla bitirildi. Yatılı öğrencilerin kaldığı pansiyon binası ise bir ay içinde tamamlanıp teslim edilecek.

Çarşamba günü de okulun açılış kurdelesini Başbakan Erdoğan, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ve Sabah'ın bağlı olduğu Park Holding'in Başkanı Turgay Ciner birlikte kesti.

Biz de çarşamba sabahı uçağa atlayıp 'olay mahalline' gittik. İşte birkaç izlenim

****

* İstanbul'dan kalkan uçağa Sabah'ın birçok yöneticisi ve köşe yazarı bindi. Salih Memecan'ın içine kurt düşürmek için, "ABD'de şirketler böyle yapmaz. Yöneticiler aynı uçağa binmez" dedim. Herhalde yol boyu bunu düşünmüştür! Dönerken aynı uyarıyı Yayın Yönetmenimiz Ergun Babahan'a yaptım. Güldü "Geçen yıl Sabah'ın yarısı gitti, hiçbir şey olmadı..." Sahi ya!

* Uçakta önce sadece biz vardık. Çoğumuz arka tarafta oturduğu için uçağın dengesi bozuldu. Hostesler duruma müdahale etti. Gazetecileri uçağın içinde dağıttılar.

* Ankara'ya inen uçağa siyasetçiler de bindi. Ömer Lütfü Mete'ye, "Ankaralılar'ın bakışı, yüz ifadesi İstanbullular'dan farklı..." dedim. Onayladı "Öyledir... Ben Ankaralılar'ı ve Giresunlular'ı bir bakışta tanırım."

* Muş havaalanında otobüslere doluştuk. Yol uzun. Gazeteler uçakta okunduğu için millet sıkılmaya başladı. Böyle durumlarda insanlar biraz çocuksulaşır. Hadi oyun oynadık. Savaş Ay sordu "Müzik biter, adam ölür..." Ne müziği? Adam kim? Cevabı evet ya da hayır olacak sorularla, nasıl olup da müziğin bitmesinin ardından adamın öldüğünü anlamaya çalışacaksınız. Ben de aklımda kalan başka bir 'sahne'yi sordum Kapı çalınır. Postacı bir paket getirir. Adam paketi açar. İçinde kesik bir kol vardır. Adam bakar ve "Bu kol, o kol değil" deyip kolu atar. Ne olmuştur, nasıl olmuştur? (Not Bu oyunla ilgili başka sorular (sahneler) varsa bana gönderin.)

* Bölgeye ulaştık. Yerde o ünlü 'kırmızı' halılardan seriliydi. Belli ki devlet oradaydı.

* Okulu gezdim. Tahmin ettiğimden çok daha güzeldi. Ayrıca özenle donatılmıştı Masalar, sandalyeler, koltuklar, bilgisayarlar... Yani dün gazetede gördüğünüz fotoğraflar 'göstermelik' değil. Mutfağı gezerken sordum "Eksikleriniz neler?" Birisi sıraladı "Bir tencereye daha ihtiyacımız var. Patates soyma makinesi gelmedi. Birkaç sürahi daha gerekiyor." Anlayın yani... Eksik diye ancak bunlar sayılıyor.

* Dinleyenler fark etmemiştir ama Turgay Ciner konuşma yaparken çok heyecanlandı. Nereden mi biliyorum? Bazen Dinç Bilgin ile birlikte gazetenin yönetici ve yazarlarına bilgi verir Ciner. Bu sırada çok rahat, çok akıcı konuşur. Belli ki böyle hayırlı bir iş yapmak ve okulun Başbakan tarafından açılması onu heyecanlandırmıştı.

* Ve Ciner'in konuşmasından benim çok önemsediğim bir nokta... Başbakan Erdoğan'ın "Tuğla üstüne tuğla koyanın başımızın üstünde yeri var" sözüne gönderme yaparak... "Biz tuğlanın üstüne bir değil, birçok tuğla koymaya hazırız. Ama sizden iki isteğimiz var. Bize moral verin, önümüzü açın. Bir de yarın öbür gün o tuğlayı kafamızda parçalamasınlar" dedi... Bu sözler acı bir gerçeği dile getiriyordu. Çünkü bazı kesimlerin iddia ettiğinin tersine Türkiye'nin girişimcileri hep engellerle karşılaştı. (İtirazı olan varsa tartışırız.)

* Sabahçılar arasında en büyük ilgiyi kim gördü dersiniz? Ahmet Hakan ve Savaş Ay! Genci yaşlısı, kadını erkeği gelip gelip onların elini sıktı "7'nci kanaldan Ahmet bey değil mi?"... "Vay Savaş abi, nasılsın iki gözüm?" Televizyonun gücünü apaçık gördük.

* Mehmet Tezkan'ın dün değindiği yoksulluğa, işsizliğe orada bir kez daha şahit olduk. Küçük çocuklar, ellerinde bir bez parçası, üç beş kuruş almak için, ayakkabılarımızı parlatmaya davranıp durdular.

* Alana helikopterle gelen Başbakan Erdoğan gayet iyi bir konuşmacı. Kitlenin ruhunu yakalamasını biliyor Tansiyonu istediği zaman yükseltip istediği zaman düşürüyor.

* Unutmadan; THY hostesleri görevlerini çok iyi yapıyor. Kim ne derse nesin Ben birçok havayoluyla uçtum, bizimkileri kimseyle değişmem.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır