kapat
17.10.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

İLKER SARIER


Hocaların hocası Sulhi Dönmezer

Hukuk öğrenimi almış bir gazetecinin, "Hocaların Hocası" olarak tavsif edilen Ord. Prof. Sulhi Dönmezer'e, hukukun en temel prensibini hatırlatmak zorunda kalması pek hoş bir şey değildir. Ama Yener Süsoy ile yaptığı röportajda, "hukuk üstadı" sayın Dönmezer'in sarfettiği birkaç cümle gerçekten hayret vericiydi.

Hoca şöyle diyordu

"Hepsi günlerce kapımda dizildi ama hortumcuların hiçbirine mütalaa vermedim. Devlete karşı gelen, silah çeken birilerine de... Eğer verseydim, yemin ediyorum bütün Gayrettepe'yi satın alabilirdim."

Prof. Dönmezer, adalete intikal etmiş davalarda "sanık" sıfatıyla yargılanan ve "suçlu" olduklarına dair henüz hüküm tesis edilmemiş insanları "hortumcu" şeklinde suçlamaktadır.

Bu ifade, o kişilerin "suçlu" olduklarını baştan kabul etmektir ve ceza hukukunun en temel prensibini ihlal niteliğindedir.

Ancak bir kıraathanede rastlanabilecek bu "vulgarize" yaklaşımın, ülkenin en ünlü ceza hukukçusundan gelmesi sıradan bir talihsizlik veya dil sürçmesi olamaz. Sayın Dönmezer, üstelik TCK yeni tasarısına da halihazırda şekil ve içerik vermektedir.

Konuya dört ana noktadan bakalım

1-Önemli meselelerde sık sık mütalaalarına başvurulan bir ordinaryüsün, bu kadar avam bir "yaklaşıma" başvurması, kamoyundaki genel vulgarizyonu güçlendirir, temel hukuk konseptlerinin "çarpıtılmasına" ön ayak olur.

2-Ceza Hukuku'nun en temel prensiplerinden "Masumiyet Karinesi"ni en fazla bilecek ve gözetecek kariyere sahip bir hocanın bu ıskalaması "hukuka darbe" niteliğindedir. Kaldı ki, Dönmezer Hoca, "hortumcu" sıfatını uluorta kullanmakla kalmamış, "devlete silah çekenlere de mütalaa vermediğini" beyan ederek, "iş sanıkları" ile "terör sanıklarını" aynı kefeye koyup "vurgusunu" ağırlaştırmış, kamuoyundaki "öfkeyi" rüzgarlandırmıştır.

3-Biz, Dönmezer Hoca'nın "masumiyet karinesini" unutmayacak birikimde olduğunu biliriz ama meselenin altını çizme ihtiyacı şuradan doğuyor Bugün çok sayıda mahkemede, "hortumculuk" adı altında "çok ciddi" davalar görülüyor. Bu davaları yürüten hakim ve savcıların büyük çoğunluğu Sulhi Dönmezer'e "hoca" sıfatıyla bakmaktadır. Böyle bir kariyer hiyerarşisinde, en tepede bulunan hocanın, masumiyet karinesini bir kenara koyması ve "sanık"ları suçlar nitelikte beyanda bulunmasının, tesis edilecek hükümlere "olumsuz" etkide bulunmayacağını kim garanti edebilir? Aynı mülakatta "haklı" ve "doğru" olarak yıllarca süren "tutukluluk" hükümlerine karşı çıkan Dönmezer Hoca, masumiyet karinesini ihmal etmekle derin bir "çelişkiye" düşmüştür. Öte yandan, "hafızasının çok kuvvetli olduğunu" iddia ederken de, İnterbank ile Marmara Bank davaları hakkında mütalaalar vermiş olduğunu unutması hayli şaşırtıcıdır.

4-Ünlü hoca "mütalaa vermedim" derken, ayrıca "her kim olurlarsa olsunlar, sanıkların savunma haklarının kutsallığı ve vazgeçilmezliği" temel prenbisine "karşı bir duruş" sergilemektedir. Bu duruş, en azından, ilgili davalarda savunma yapan meslektaşlara "saygısızlık" niteliğindedir.

5-"Hukuk mütalaa"ları, doktrinden uygulamaya hizmet taşıyan çok değerli çalışmalardır. Adaletin erken ve hatasız tecellisi için büyük yarar sağlarlar. İstenen mütalaa, "sanığın lehine" olmak zorunda değildir ki vermekten kaçınılsın... Pekala aleyhine de olabilir.

Sonuç Olaylar üzerine inşa edilen "hukuk dışı" yorumlar, çoğu zaman sanıkların "kişisel, sosyal ve ekonomik haysiyetlerini" zedeler niteliktedir. Yüksek hukukçular, bunlara da göğüs germek sorumluluğundadır. Bu noktada en fazla titizlik göstermek mecburiyeti, Türk Ceza Hukuku hiyerarşisinin en tepesinde oturan kişiye düşer.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır