|
 |
|

MEHMET BARLAS
Enseyi karartmayin... Sonra mahcup olursunuz!
Cetin Altan yazilarini genellikle "Enseyi karartmayin" diye bitirir ya...
Bu "Kadercilik"ten (fatalizm) degil, "Tarihi Determinizm"den kaynaklanan bir beklentinin ifadesidir.
Ne yaparsaniz yapin ve toplum muhendisleri neyi planlarsa planlasinlar, dogayi da, insanlari da iceren diyalektik surec, sonunda mutlaka yeni sentezlere dayanacaktir.
Ve kesinlikle yarin, dunden daha ileri, daha ozgur olacaktir.
Ben de ayni dusuncedeyim.
Bugun siyaseti ve toplumu geren YOK Reformu ve Imam Hatip Liseleri tartismasi, "Tek Parti" rejiminde ve "Ara Rejim" diye anilan askeri mudahale donemlerinde yapilamazdi ki.
Birileri bu konularin konusulmasina mudahale edip, "Yasak" derlerdi. Herkes de uyardi bu yasaga.
Yasaklar arasinda, bir seyler durmadan degisti.
"Islam-Laiklik" iliskileri, "Turk-Kurt" birlikteligi, eskisinden cok farkli boyutlarda tartisiliyor simdi.
20'nci yuzyilda, Turkiye'de yazani da, soyleyeni de yillarca hapislerde surundurecek konular, gunluk tartismalarin siradan icerigi halinde.
M. Hakan Yavuz'un "Turkiye'de Islami Kimlik" (Islamic Political Identity) adli kitabi, Oxford Yayinlari'ndan cikmis. Bu kitabin icerigi hakkinda, Zaman'da Yasin Akay'in ozlu bir yorumu vardi.
Ozetle, Islamciligin, tasradan merkeze dogru yurudugunu, bu surecte "Firsat Alanlari"nin (Oportunity Spaces) degerlendirildigini vurgulamis M. Hakan Yavuz.
Ornegin, 1980'lerden baslayarak icine girilen "Serbest Pazar" bir firsat alanidir.
Sozlu kulturden yazili kulture gecisi hizlandiran "Dershaneler" ve ozel okullar, bir firsat alanidir.
Sonuc, AK Parti'nin merkezdeki bir "Musluman Burjuvazisi" tabanina sahip olmasi seklinde belirlenmemis midir?
Yani "Devlet" gucunu her vesile ile vurgulamaya calisirken, "Devletcilik" yok olmaya yuz tutmustur.
Bu acidan bakarsaniz, Devlet'in ve Devletcilik'in egitimdeki urunu olan Imam Hatip Liseleri uzerindeki tartismanin anlamsizligini gorebilirsiniz.
Soyle demek mumkun belki..
Cocuklarinin hem dini egitim, hem de konvansiyonel ogrenim almasini isteyen muhafazakar ailelerin, aslinda Imam Hatip Liseleri'ne ihtiyaci yok ki!
Bunun gibi "Kurt Realitesi" de, eskisinden farkli bir ortamda ele alinmak zorunda bugun.
Daha otesi var mi?
Devlet, Kuzey Irak'taki Kurt varligini oylesine kabullenmek zorunda ki, bu yuzden, stratejik ortak Amerika ile mevcut iliskiler, Kurt olgusunu kabul etmemize endekslenmis durumda.
Yeni Safak'ta, Abdullah Muradoglu'nun hazirladigi "Surgunde Buyuyen Siyasetci Abdulmelik Firat"in hayati tefrika ediliyor.
Abdulmelik Firat, Seyh Said'in torunu... Ilk surgunu 2 yasinda, ana kucaginda yemis ve 13 yil surgunde kalmis.
1935'te, 12 kisilik bir ailenin, bir Trakya koyundeki 40 metrekarelik evde gecen surgun oykulerini, hangi gunluk gazetede okuyabilirdik?
Yani ensenizi karartmayin!
Sloganlara, muhtira benzeri cikislara fazla takilmayin.
Gereksiz tartismalarla vakit kaybetmeyin.
Turkiye, tepeden tirnaga, tum kesimleri ve butun siyasi yelpazesi ile degisiyor, ilerliyor, dunyali oluyor.
1960'larin basinda "Devrim" otomobili yapmaya calisanlarla alay eder, "Anadol"u, "Murat"i, "Renault"yu "Montaj Sanayii" diye kucumserdik.
Bu yil Turk otomotiv sanayiinin ihracati 5 milyar dolar.
Las Vegas'in hayal-otesi otellerini hayranlikla izleyenler, Antalya'da "Kremlin"i, "Titanik"i falan gorunce ne diyorlar acaba?
Tarih hukmunu icra edecektir.
Saat yerine takvime bakmayi tercih edenler, hic olmazsa yuzyili karistirmasalar.
SAKA
Akilsiz sofor..
Belcika'da (Anderlecht) bir ambulans surucusu, hasta bir kadini hastaneye yetistirmek icin 105 kilometre ile giderken, trafik polisi onu durdurup, "asiri hiz"dan ceza yazmis.
Akilsiz sofor!..
Hastasini Sagmalcilar minibusu ile goturseydi, bunlar basina hic gelmezdi.
GEVEZE
Ne kadar yasadiniz ki?
Bir kitap geldi. Maviagac Yayinlari'ndan cikmis. Adi "Geveze."
Kitapta yer alan yazilarin yazari belli degil. Bir radyocu, baskalarinin yazdiklarini alip, dinleyicilerine okumus.
Iste bunlardan biri... Beni cok etkiledi..
"Bir kesis arastirma yapmak icin bir koyun mezarligina girdi. Gozleri birden mezar taslarinin uzerindeki rakamlara takildi.
Mezar taslarinda 5, 867, 900, 20003, 4979, 7, 421 gibi, birbiriyle baglantisi olmayan rakamlar vardi.
Koyun en bilge kisisine gidip, bu rakamlarin anlamini sordu. Bilge kisi gulumseyerek yanitladi
- Bizler bebegimiz dogdugu zaman beline bir ip baglariz. Yasami boyunca her guldugu an, o ipe bir dugum atariz. Oldukten sonra, o ip uzerindeki dugumleri sayar, dugum sayisini mezar tasina yazariz.
Bilge kisi, karsisindaki kesisin bir sey anlamadigini gorunce aciklamasini surdurdu.
- Boylece onun ne kadar "yasamis" oldugunu anlariz.
"Geveze" boyle oykulerle dolu.
Dusunun... Su ana kadar ne kadar yasadiniz?
Mesajlariniz icin:
mbarlas@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|