kapat
04.10.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

Ankara'da YSK, Roma'da AB

Roma'da bugün Avrupa Anayasası'nın ele alınacağı Hükümetlerarası Konferans, Başbakan Erdoğan'a ilaç gibi gelmiş olmalı.

Öyle ya; Yüksek Seçim Kurulu kararı öncesinin stresli ortamından bir günlüğüne de olsa uzaklaşacak ve dönüşünde büyük olasılıkla Gordium'un düğümünü kesilmiş ya da çözülmüş bulacak.

Ancak Ankara'da yağmurdan kaçarken, Roma'da doluya tutulabilir. Çünkü, Avrupa'yı bütünleştirme iddiasıyla hazırlanan Anayasa taslağı tam tersine müthiş bir bölünmeye yol açtı Eskiler-yeniler, küçükler-büyükler, batılılar-doğulular...

Paylaşılamayan ne? Anlatalım. Derin görüş ayrılıklarını dört grupta toplayabiliriz

* AB Komisyonu'nun yapısı: AB'nin yürütme organı Komisyon'un 15 üyeli olması öngörülüyor. Böylece, 15 üyeli AB'de tüm ülkelerin bir "komiser" ile temsil edildiği Komisyon'da, yeni üyelerin katılımından ve Anayasa'nın kabulünden sonra 10 ülke dışarıda kalacak. Buna özellikle küçükler ve yeniler karşı çıkıyor. Ancak kurucu 6 üye (Fransa, Almanya, İtalya ve Benelüks ülkeleri) ile İngiltere, İspanya gibi büyükler bu ilkeyi korumaya kararlı.

* AB Başkanı ve Dışişleri Bakanı: Anayasa ile iki yeni ve yüksek makam getiriliyor. Dışişleri Bakanlığı için sorun yok. Ancak üye ülkelerin devlet veya hükümet başkanlarının oluşturduğu AB Konseyi'nin nitelikli çoğunlukla 2.5 yıllığına seçeceği (içlerinden birini getirmeleri yasak) AB Başkanlığı'na özellikle küçükler ve yeniler karşı. Onlar bugünkü 6 ayda bir dönüşümlü başkanlık sisteminin sürmesinden yana. Çünkü bunu Avrupa siyaset sahnesinde söz sahibi olmanın tek yolu olarak görüyorlar.

4 ülke söz sahibi
* Nitelikli çoğunluk: 25 üyeli AB'de oybirliğiyle karar almak son derece güçleşeceği için, nitelikli çoğunluk kuralı getiriliyor. Bakanlar Konseyi'nde bir karar almak için Avrupa halklarının yüzde 60'ını temsil eden "evet" oyları yetecek. İspanya ve Polonya gibi nüfus açısından "orta büyüklükteki" ülkeler, Nice Anlaşması ile elde ettikleri eşit gücü yitirecekleri için buna karşı çıkıyorlar. Zira karar almak için örneğin Almanya, Fransa, İtalya ve İngiltere'nin oyları yetebilecek. Türkiye de nitelikli çoğunluğu savunanların safında yer alıyor.

* Hıristiyanlığa atıf: Papa II. Jean-Paul ile İtalya, İspanya, İrlanda, Polonya gibi Katolik üyeler Anayasa'nın girişinde (Hukuk deyimiyle, dibacesinde) Avrupa'nın Hıristiyan mirasına gönderme istiyorlar. Fransa ve Finlandiya'nın başı çektiği "laikler" (elbette Türkiye de destek veriyor) şiddetle karşı çıkıyor. Dönem Başkanı Berlusconi'nin çabalarına rağmen son günlerini yaşadığı söylenen Papa'nın arzusu yerine gelmeyecek ama Anayasa'da "laiklik" referansı da yok.

2500 yıllık ders
AB'nin 25 üyesinin (Türkiye, Bulgaristan ile Romanya sadece gözlemci, oy hakları yok) bu anlaşmazlık ve pürüzleri aşıp Anayasa'yı oybirliğiyle kabul etmeleri gerekiyor. İtalya kendi döneminin başarısı olarak ilan etmek için, 12-13 Aralık'taki Brüksel zirvesine kadar çalışmaları bitirmek istiyor. Bu amaçla 8 toplantı planlandı 3'ü liderler, 5'i dışişleri bakanları düzeyinde. Sonra sıra Anayasa'nın, üyelerin bir bölümünde referandumla, bir bölümünde de parlamentoda onaylanması sürecine gelecek. Birinden "ret" çıkarsa, yandı gülüm keten helva.

Bakalım AB, Anayasa'nın girişine koyduğu, M.Ö 470-400 arasında yaşamış, 8 ciltlik Peleponnez Savaşları kitabı günümüze kadar gelen Atinalı tarihçi Thucydide'in Ispartalılar'a söylediği o ünlü cümledeki hedefe ulaşabilecek mi

"Bizim Anayasamızın adı demokrasi. Çünkü iktidar azınlığın değil, çok geniş çoğunluğun elinde."

Mesajlarınız için: esafak@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi

Sizinkiler
Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır