kapat
04.10.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

MEHMET BARLAS


Olduğun gibi görünme,göründüğün gibi görün!

İstanbul'da belediye ne zaman "Altyapı yapıyorum" derse, mutlaka, üstyapıyı kullanan kentlilerin hayatı zorlaşır.

Barbaros Bulvarı ile Yıldız Posta Caddesi'nin kesiştiği yerde, müthiş bir altgeçitli kavşak yapılıyor.

Bu inşaat, vadesiz bir senet gibi. Ne zaman biteceği, kaça mal olacağı, kentlilerin bilgi alanı dışında.

Birkaç işçi ve 2-3 greyder, ağır ağır, trafiği kilitlemeyi sürdürüyorlar.

Bakalım bu kavşak mı önce bitecek, yoksa geçmişteki genel seçimlerin meşruiyeti tartışması mı?

İstanbul yollarının bir özelliği de, trafik tıkanınca, araçların çevresini seyyar satıcıların, dilencilerin ve benzer iş sahiplerinin sarması.

Siz de, tıkanıklıkta bu manzaraları izlerken, hafif filozof oluyorsunuz.

Önceki gün baktım, bir seyyar satıcı, oyuncak satmaya çalışıyor araçlardakilere.

Bir elinin parmaklarını, uzun kırmızı gagalı, çekici bir kuş kuklasına geçirmiş.

Diğer elinde ise, bir kurbağa kuklası var.

Parmaklarını oynattıkça, kuş gagasını açıp kapatıyor, kurbağa da dilini çıkartıp, geri çekiyor.

Müthiş sevimli kuklalar. Onlara bakarken insan neşeleniyor. İçinizden gülmek geliyor.

Birden gözüm, satıcının yüzüne kaydı.

Bıyıklı, asık suratlı, sakalı 2-3 günlük tıraşlı, bir yoksul Anadolu insanıydı bu...

Ellerindeki kuklalarla çevreye saçtığı neşe, kendi yüzüne hiç yansımamıştı.

O suratla, kuş ve kurbağa kuklası satmaya çalışacağına, tansiyon aleti, aspirin veya ilk yardım çantası satsa, mutlaka uyumlu olurdu.

Gece evde, TRT'nin 4'üncü kanalını açtım. Türk Halk Müziği icra eden bir resmi koronun konser yayını, banttan veriliyordu.

Koro elemanları ve saz çalanlar, smokinliydi.

Baktım, davul çalan da, zurna üfleyen de smokinliydi.

Amacım ne davulu, ne de zurnayı hafife almak.

Ben de davul-zurna eşliğindeki ezgilere meftunum..

"Estergon Kalesi"ni de, "Hış hışı hançer"i de, bu enstrümanlar olmadan hayal edemiyorum.

Ama smokinle davul, bir arada olmuyor işte.

Herhalde Zubin Mehta da, şalvarla orkestra idare etse ve İsak Perlman çarıkla Mendelsohn çalsa, yine olmaz.

Nasıl asık suratla oyuncak satamazsanız, smokin veya frakla da, davulu öyle çalarsınız.

Bilirsiniz.

Smokine siyah, fraka beyaz papyon takılır.

Sadece iyi (veya çok pahalı) lokantalarda, şef garsonlar, fraklarını siyah papyonla giyerler.

Bir Fransa gezisinde, De Gaulle'ün davetine frak mecburiyeti koyulmuş. Bizim heyettekilerin nereden frakları olsun ki yanlarında? Gidip, Paris'teki dükkanlardan kiralamışlar... Giysi kültürleri de, smokinin ötesine geçmediği için, fraklarına siyah papyon takmışlar.

Elysee Sarayı'ndaki davetteki Fransızlar, bizimkileri garson sanmış..

İçki isteyen, bizim siyah papyonlu fraklılara "Mösyö, mösyö" diye seslenip durmuş.

Bizimkiler de, "Fransızlar bizi sevdi, ilgi gösteriyor" diye, çok sevinmiş.

Ben anlatanın yalancısıyım.

Aynen böyle olmuş.

Ama elinizi vicdanınıza koyun..

TBMM'deki fraklı hademelere gülmüyor muydunuz?

Bir TBMM Başkanı, bir de hademeler fraklı...

Ya da, smokinle davul çalan bir müzisyen...

TOYOTA'nın bir reklamı var televizyonlarda.

Çok güzel yüzlü ve vücutlu, bikinili bir kadın, yolda bir aracı durdurmaya kalkıyor. Araçtakiler durmayıp geçiyor.

Sonra yoldaki kişi, maskesini çıkarıyor.

Korkunç bir erkek yüzü çıkıyor. Meğer soyguncuymuş.

Peki, o maskenin altındaki yüzü anladık da, o vücut, o bacaklar ne olacak?

Yol kesen haydut, bacaklarına ağda mı yaptırmış acaba?

ŞAKA

Ne buldular ki?
ABD uzmanları, Irak'ta kitle imha silahı bulamadıklarını, Kongre'ye resmen bildirdiler.

Sadece kitle imha silahı mı bulamadı Amerikalılar?

Saddam Hüseyin'i de bulamadılar!

Acaba o da mı yoktu?

BURASI TÜRKİYE

Anlamak için Türkçe bilmek yetmez!
Bir yabancının çok iyi Türkçe öğrenip, hergün bizim gazetelerdeki haberleri okuduğunu düşünün.

Kelimeleri ve cümleleri anlardı. Ama her haberi nasıl anlaması gerektiğini bir türlü kestiremezdi.

Örneğin TBMM'nin yeni dönem resepsiyonuna Cumhurbaşkanı'nın gelmemesi de, komutanların gelmesi de haber.

Tersi olsa, yine haber olacak.

Cumhurbaşkanı "Medya Tekeli"nden söz edince haber değil, "Rejimin Korunması"ndan bahsedince haber.

Başkan Bush, rakibi Gore'dan daha az oy almasına rağmen başkanlığının meşruiyeti hiç tartışılmaz. Bizde, geçmiş bitmiş seçimin meşruiyeti tartışılır.

Bizim daha kökten bir demokrasimiz var çünkü..

Ülkenin başbakanı bile, tek tartışılmazın "Hakem Kararı" olduğunu düşünür. Ve televizyonlardaki futbol programlarının ana tartışma konusu, hakem kararlarının doğruluğu olur.

Bir yabancı, gazeteleri okuyabilse bile, ne olup bittiğini anlayamazdı.

YÖK'ün hocaları mı, Galatasaray'ın "Fatih Hocası" mı daha önemli kişiler, kesinlikle bilemezdi.

Mesajlarınız için: mbarlas@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi

Sizinkiler
Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır