kapat
04.10.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

ÖMER LÜTFİ METE


Apo'dan sonra çetesini de ithal etmek

Türkiye ile ABD arasındaki PKK/KADEK görüşmelerinde anlaşmaya varıldığı ve bir "eylem planı" üzerinde mutabık kalındığı yolundaki resmi açıklama, konu ile ilgili hiçbir belirsizliği gidermiş değildir. Zaten ayrıntılar üzerinde çalışmaya devam edileceği de biliniyor.

Şu an aşılmış olan sadece, Türkiye'nin ABD'ye Irak'a asker göndermek için koştuğu "geçersiz" şarttır. Daha açık bir ifadeyle, yanlış bir kartla oynadık; karşılığında yeni belalar üretmeye aday bir vaat aldık.

Peki bu aşamada mutabakatla ilgili olarak kamuoyunun neyi öğrenmesine izin veriliyor?

"PKK/KADEK'in Kuzey Irak'tan tasfiyesi konusunda ABD ve Türkiye anlaştı..."

İnşallah böyle değildir. Yoksa Türkiye bir kere daha kendi gaflet veya dalaletiyle başına bela almaya soyunmuştur.

PKK/KADEK'in Kuzey Irak'tan tasfiyesi, ne demek?

Türkiye ile ABD anlaştı, denizi donduracaklar!

Nasıl?

Teknik ayrıntılar sonra halledilecek.

Plan kimin?
Binleri aşan sayıda militan ne yapılacak?

Bunları oradan söküp İran'a mı postalayacaksınız?

Irak'ın başka bir yöresine mi göndereceksiniz?

Avrupalı dostlarına mı yollanacaklar?

Yoksa ABD'nin Irak ordusuna mı katılacaklar?

"Pişmanlık" manevrası yetmediğine ve "Küresel Çete"nin cici tetikçileri katliamdan da geçirilmeyeceğine göre, Kuzey Irak onlardan nasıl arındırılacak?

Belli ki Türkiye, bölücü fitne başladığı günden beri olduğu gibi hala ne istediğini, neyi istemesi gerektiğini dahi kestirmiş değil.

Tıpkı Abdullah Öcalan'ın Suriye'den çıkarılması için bastırırken yaptığımız gibi.

İster istemez o günleri hatırlamak zorundayız

Bir kuvvet komutanı, 15 yıl süren kanlı saldırılar boyunca yapılmayanı yapıyor, Suriye sınırına yakın yerden ilk defa Şam'ı dolu dolu tehdit ediyor, arkasından sivil otorite adına Mesut Yılmaz'ın da kahramanlığı tutuyordu

"Savaş açarız haaa!"

Neden onbeş yıl sonra?

Öcalan'a bugünkü konum ve misyonu öngörenlerin senaryosu öyle icap ettiriyordu da ondan mı?!

Sonraki filmi biliyoruz.

Oradan oraya koşuşturan çetebaşı, 1999 seçimlerine çeyrek kala çok sadık (!) müttefiklerimiz tarafından paketlenerek siyasi bir atom bombası halinde kucağımıza konmuştu.

Gönüllü kurban
Böylece, o güne kadar -en azından kağıt üzerinde- uluslararası azılı bir terörist sayılan Öcalan, tedricen "mazlum bir halk önderi" haline getiriliyor, resmen siyasileştiriliyor ve dokunulmazlaştırılıyordu.

Bu çukura göz göre göre, sıradan bir aşiret lideri dahi düşmezdi, Ankara balıklama atlamış oldu.

Sanki aynı oyuna bir kere daha düşmek için, kendi elimizle karşı taraftakilere benzeri bir tuzak daha kurduruyoruz.

"Gelin beraber Kuzey Irak'tan PKK/KADEK'i temizleyelim, ondan sonra Mehmetçik'leri emrinize sunarız."

Kuzu kuzu, kurdun ayağına gidiyoruz. Kurt da önce ağırdan alıyor. Alıyor ki, bu "tasfiye" işinin bütün sorumluluğu kurbanda kalsın.

Hani yarın "Dostum, ben seni yemek istemiyordum ama sen ille de zorla boğazıma girdin" demek için!

Umut ederim ki, bu "tasfiye" kelimesi yanlışlıkla kullanılmış olsun; PKK'ya karşı sağlıklı bir politika ve plan geliştirilmiş bulunsun.

Aksi takdirde binlerce tetikçiyi bir şekilde Türkiye'nin içinde konuşlandırmanın yolunu bizzat kendimiz açmış olacağız.

Daha önce asarız-keseriz diye bağırıp çağırdığımız Öcalan'ı getirip "bölücülüğün siyasi boyutu"nu tamamlaması için çanak tuttuğumuz gibi.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi

Sizinkiler
Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır