|
 |
|

REFİK DURBAŞ
Okuma ve yazma özgürlüğü
Demokrasi, farklılaşmış düşüncelerin var olduğu bir toplumda ya da ortamda hayat bulur ve canlılığını sürdürür. Farklılaşmış düşünceler de çeşitli kaynaklardan beslenir. Kültür de aynı şekilde, çeşitli kaynaklardan beslenerek kabuğunu kırar ve değişmez gibi görünen öğelerinden sıyrılır. Böylece evrensel değerlerle bütünleşen kültür, gerçek demokrasi ile özdeşir. Demokrasi ve kültürün bu şekilde gelişmesinin en önemli, en etkin araçlarından biri de kitaptır.
Kitap, demokrasi ve kültürün yaşam pınarıdır. Cılız bir demokrasi ve beslenme yetersizliği olan bir kültür ile Atatürk'ün hedef gösterdiği çağdaş uygarlık düzeyini aşmak bir yana, yakalamak bile mümkün değildir. Bu bakımdan bu pınarın önüne set koyarak, demokrasi ve kültürün "abı-hayat" niteliğindeki suyunu toplumdan esirgememek gerekir.
Okuma özgürlüğü kadar, yazarların da yazma özgürlüğüne sahip olduklarını kabul etmeli ve buna saygı duymalıyız. Düşünceleri düşüncelerimize, doğruları doğrularımıza uymuyor diye yazarı kınamak, kitabının yayımını ve okunmasını yasaklamak; o kitaptan başkasının yararlanmasını önlemek, hem kitaba hem yazara ve hem de okuyucuya yapılan büyük bir saygısızlıktır. Bu tavır, aynı zamanda, yüzyılımıza damgasını vuran "bilgi çağı"nın en büyük ayıbıdır.
Okumanın ve yazmanın özgürlüğüne inanıyorsak, okuyarak yaşamak ve okuyarak gelişmek istiyorsak, düşünceleri ne olursa olsun tüm yazarlara, içeriği ne olursa olsun tüm kitaplara saygı duymalıyız. Bu, demokrasinin ve çağdaşlığın bir gereğidir. Çağdaşlığı önce düşüncelerimizde yakalamalıyız. Dr.ŞERAFETTİN YAMANER İSTANBUL
EÄŸitim seferberliÄŸi...
Coğrafya sınavında Romanya dağlarını, ovalarını bir Romenden farksız cevaplamama rağmen, bir başka derste Birinci Dünya Harbi'nde Boğazları geçerek Rusya'yı bombalayan iki savaş gemisinin Almanca adlarını bilemediğim için kırılan notum yüzünden sınıf birinciliğini kaybettim. Yaşamımın hiçbir safhasında ise bu bilgisizliğimin ve bilgimin izine rastlamadım. Peki, bunları niye öğrettiler bize? Ben şimdi neye, nelere acıyayım?
Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsü'ndeki Alman hocamız Ord. Prof. Falke, dersinde sık sık kürsüye uğrayıp notlarına bakıyordu. Bir gün, muzipliği seven bir arkadaşımız parmak kaldırdı, "Hocam, notlarınıza bakarak ders vermeniz size olan güvenimizi sarsıyor" dedi. Hoca, olumsuz bir tepki göstermeden "Biz Almanlar," dedi, "unutulmaya mahkum şeylerle kafamızı doldurmayız. Kitaplara baktığım şeyler de bunlardandır. Dersin daha iyi anlaşılması için kitaptan söylüyorum. Sizden de bunları isteyecek değilim." Şimdi itiraf edelim ve insaf ile sorgulayalım Eğitim sistemimizde bu inceliğe özen gösterebiliyor muyuz? Kenan ÜNALDI (Orman Müh.) İST.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|