kapat
03.10.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

Sezer'in uyarısı

Sezer, Meclis'teki konuşmasında bu yasama yılında ele alınması gereken sorunları sıralarken, "Medyada tekelleşmeye karşı düzenleme"yi ilk sıralardan birine koydu.

Tekelleşen medyanın demokrasiye karşı en büyük tehditlerden birini oluşturduğunu vurgulayan Sezer şu uyarıda bulundu

"Unutulmamalıdır ki, kamu hizmeti yapan medyanın tekelleşerek sorumluluk bilincinden uzaklaşması, bireysel çıkarlara hizmet edecek ticari nitelik kazanması, medya-siyaset bağlantısının güçlenmesi, medyanın devlet ile ticari ilişkiye girmesi, kuşkusuz demokrasinin yozlaşmasına zemin hazırlayacak, basının varlık nedeniyle çelişecektir."

Sezer medyada tekelleşme tehlikesine karşı alarm zillerini çalmaya Anayasa Mahkemesi Başkanlığı döneminde başladı, Cumhurbaşkanlığı'na seçildiğinden bu yana da her fırsatta tekrarladı. RTÜK Yasası'nı veto gerekçelerini de, İletişim Şurası'ndaki tarihi konuşmasını da bu tehlikeye ayırdı...

Neden? Çünkü demokrasinin varlığı kuvvetler ayrılığı ilkesinin korunmasına bağlı. Yasama, yürütme, yargı ve denetim. Medyada tekelleşme, bu piramiti alt-üst ediyor. Dördüncü güç, denetleyici olması gereken medya "yürütme", yani ülkeyi yönetme görevini ele geçirmeye kalkışıyor. Bir hücrenin kanserleşmesi gibi. Türkiye 1990'larda bu deneyi yaşadı, çok acı sonuçları oldu.

Şimdi yine böyle bir gelişmeye yol açabilecek koşulların oluşmaya başladığını gösteren işaretler var. Başbakan Erdoğan'ın üç gün önce Yerel Televizyonlar Birliği'nde yaptığı konuşmadan hükümetin de bu tehlikenin farkında olduğu anlaşılıyor. "Medya tekeli bitecek" dedi Erdoğan ve ekledi "Basında tekelcilik, hortumculuk ve yargısız infazın oluşturduğu lanetli çukurları kapatmaya kararlıyız."

Zaten AK Parti bu konuda taahhütte bulundu "Medya, siyaset ve ticaret ilişkilerinin, toplumun doğru haber alma özgürlüğünü kısıtlaması önlenecek. Yazılı ve görsel basın sektöründe tekelleşme ve kartelleşmenin önlenmesi için, ilgili mevzuat yeniden düzenlenecek." (Kalkınma ve Demokratikleşme Programı)

Bu sözlerin hayata geçirilmesini sabırsızlıkla bekliyoruz.

Çünkü hastalığın metastas yapmaması için habis urun bir cerrahi müdahaleyle kesilip atılması şart...

En güçlü silah
Sendikacıların grev tehdidinde bulunurken tekrarlamaya bayıldıkları bir klişe var "Üretimden gelen gücümüzü kullanacağız."

Türkiye de İsviçre ile patlak veren krizde kullanacağı çok önemli bir güce sahip.

Dışişleri Bakanı Micheline Calmy-Rey'in ziyaretinin Ankara tarafından askıya alınması, İsviçre'yi fena karıştırdı. Ankara Büyükelçisi Kurt O. Wyss, "İlişkiler ağır yara aldı" dedi. İsviçre parlamento heyeti 3-7 Kasım tarihleri arasında Türkiye'ye yapacağı ziyareti iptal etti. Milletvekili Ruth Gabi Vermont, "İlişkiler soğuyacak, belki de ekonomik önlemler düşünmek gerekecek" diye konuştu.

Ancak bu misilleme tehdidine ilk karşı çıkan İsviçre basını oldu. Ve hatırlattı "Türkiye'nin Avrupa'da 8'inci büyük müşterimiz olduğunu bilmiyor musunuz?"

Doğru. Geçen yılın rakamlarına göre İsviçre'ye ihracatımız sadece 284 milyon dolar, buna karşılık ithalatımız 2 milyar 76 milyon doları geçiyor.

İsterlerse denesinler. Avrupa'yı inleten bu resesyon döneminde "Ticaretten gelen gücümüzü" kullanmaya kalkarsak, neler olacağını görürler.

Mesajlarınız için: esafak@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi

Sizinkiler
Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır