|
 |
|

YAVUZ SEMERCİ
Muş-Rostov Moskova hattı
Önceki hafta Muş'taydık. "Yatırımcı nasıl gelir, hangi alana gelir?" diye tartışılıyordu. İki gün sonra, Rusya'nın Karadeniz'e konumlanmış Rostov şehrinde gittik. Tüm yerel yöneticiler, vali ve şehrin ileri gelenleri Efes'in yeni kurduğu bira fabrikasının açılışındaydı. Yüzlerce insana iş kapısı yaratan fabrikanın, Rostov'a yıllık katkısı 100 milyon dolara yaklaşacak. 453 bin insanın yaşadığı Muş'un bir yıl boyunca yarattığı milli hasılanın neredeyse üçte birini bir Türk firması Rostov'da gerçekleştirecek.
Övünmek mi lazım, üzülmek mi? Belki ikisi de!
Rusya'nın 3. büyük bira şirketi konumuna yükselen Efes'e ve onun sahipleri Kamil Yazıcı ve Tuncay Özilhan'a teşekkür etmeliyiz. Moskova, Rostov ve Urfa'da 3 fabrikası ile yılda 550 milyon litre bira üretim kapasitesine sahip grup, Efes Pilsener, Story Melnik (ihtiyar değirmenci), Sokol (doğan) ve Beliy Medved (beyaz ayı) markaları ile Rus pazarında sarsılmaz, yıkılmaz konuma geldi.
Rusya'da yatırım yapan yatırım yapan Türk firmalarının, Muş, Ağrı gibi illerimizin Afganistan düzeyinde bir gelire mahkum olmasında günahları yok.
Günahı olanlar bürokrasi duvarlarını yıkamayan, eski komünist yöneticilerinin devletçi mantığını sürdürenler. Onlar Ankara'da oturuyor.
Aynı zamanda TÜSİAD Başkanı olan Özilhan'ın tespitleri yeteri kadar açık "Rostov'daki fabrikanın tüm yasal izinleri-ruhsat, vs. 15 gün içinde tamamlandı. Rusya'ada yatırım ortamı mükemmel. Yerel yöneticiler kendi bölgelerine yatırımcı çekmek için birbiriyle yarışıyor. Orta Avrupa, Macaristan hepsi böyle. Türkiye'de neyi yanlış yaptığımızı bulmamız lazım."
Rostov'un ardından Moskova'ya geçtik. Ünlü Kızılmeydan'a yola düşenler sırtlarını Meçhul Asker anıtına verdiklerinde, karşılarında Efes Pilsener tabelaları olan dev bir "internet pub" görecekler. Avrupa ve ABD'de bile benzeri bulanamayacak tarzda dizayn edilmiş birahanede, Beşiktaş'ın İngiltere zaferini izlerken, internet aracılığıyla dünya turu yapan Ruslar Türk birası içiyordu.
Muş'tan bir hikayeyi anlatmanın tam zamanı. 100 yıl evvel Muş'ta yaşayan ereni vatandaşlar dünyanın en güzel siyah üzümünü şaraba dönüştürüp, Trabzon üzerinden Fransa'ya ihraç ederlermiş. Sonra buranın yeni sahipleri, bağları yakıp yıkmış, kökleri söküp atmış. Muş'un yaslandığı dağlar kelleşmiş. Şimdi yeni yeni bağ evleri yapılıyor. İlkel koşullarda üzüm üretiyorlar. Şimdi Muşlular şarap üretebilir diye planlar yapıyor... Dönelim Rusya'ya...
Türkiye'nin Moskova Büyükelçisi Kurtuluş Taşkent'in verdiği bilgilere göre; Türkiye-Rusya ticaret hacmi 3.5 milyar doları bavul ticareti olmak üzere 8.5 milyar dolara ulaştı. Türk müteahhitleri Rusya'da toplam 12 milyar dolarlık altyapı, ticaret merkezi ve konut inşaat işini gerçekleştirdi. İlk sekiz ayda üstlenilen işin parasal değeri 540 milyon doları buldu. Türkiye'ye en çok turist yollayan ülkeler sıralamasında 1 milyon 100 kişi ile Rusya üçüncü sıraya yükseldi. Türk firmaları Rusya'da 1.5 milyar dolar yatırım yaptı.
Görüldüğü gibi Türkiye, global oyuncu olmanın gereklerini yerine getiremediği için yabancı sermaye çekemezken, Türk sermayesi oyunu kurallarına göre oynuyor.
Ruslar yürüyor, ileri gidiyor, yatırım ortamını geliştiriyor.
Bu yüzden Özilhan, Türk yöneticiler altında çalışan bin 500 Rus'a iş veriyor. Bu yüzden Türkiye'de her yıl iş pazarına gelen 700 bin genç, umutsuzca iş arıyor...
8.5 milyar dolar yolun sonu deÄŸil
Tuncay Özilhan ile uzun bir sohbet imkanı oldu. Asker konusunda medyanın öne çıkardığı başlıklardan rahatsız. AKP ile bir çatışma içinde değil. Tam tersi, "6 aydır iş yapanlar, önceki dönemi göre daha şevkle, tatla çalışıyorlar. Bunu inkar etmiyorum" diyor. Türkiye Irak'a asker göndermezse, 8.5 milyar kredi güme giderse ne olur? Özilhan, "Bu her şeyin sonu değil. Yola devam ederiz. En büyük tehlike siyasi istikrarı bozabilecek seçimdir" yanıtını veriyor...
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|