|
 |
|

ÅžELALE KADAK
'Kritik faktörler' YASED'in cep listesinde
Bazı Fransız ve İtalyan bankalarının Türkiye'de banka almaya çalıştığı biliniyor ama henüz kapalı kapılar arkasında yapılan görüşmelerden dışarıya yansıyan bir şey yok. Bir konuşmamızda, Garanti Bankası'nın patronu Ferit Şahenk bankasına ortak olmak isteyenlere sıcak baktığını söylemişti. Şahenk ve ekibinin Garanti'yi evlendirmek için çalışmalar yaptığını biliyorum ama o da kamuoyuyla paylaşacakları düzeye gelmiş değil.
İşte bu yüzden, Yabancı Sermaye Derneği Başkanı Şaban Erdikler'e 'yabancılarda bir hareketlilik var mı' diye soruyorum. Aldığım cevap hiç de ahım şahım olmuyor. Bankalardan hala bir ses yok ve şu anda gelen yabancı sermayeler hep 5 milyon dolar düzeyindeki küçük yatırımlar. "Ufak tefek bir şeyler var, büyük yatırımlar henüz kıpırdamıyor" diyor Erdikler.
YASED üyesi Dr. Till Becker ise büyük yatırım olarak Bosch'un geçen yıl başladığı 400 milyon dolarlık yatırımdan bahsetmişti geçen gün. Hepsinin söylediği şu. Doğrudan yabancı sermayenin bu ülkeye aktığı gün, Türkiye'de gün yüzü görmeye başlayacak. Bu yüzden de Ankara'nın başta Promosyon Ajansı olmak üzere yabancı sermayeyi cezbedecek konularda uygulamaya geçmesi bekleniyor.
YASED'in şu günlerde üzerinde çalıştığı bir rapor var. Doğrudan Yabancı Sermaye için Kritik Faktörler adını taşıyan raporun amacı bir 'cep listesi' çıkarıp, acil yapılması gerekenleri hükümetin önüne koymak. Raporda 16 ülkenin yatırım ikliminin karşılaştırılması yapılıyor. YASED bu ülkeleri, Arjantin, Brezilya, Çin, Estonya, Hindistan, Malezya, Portekiz, Rusya, Slovakya, Slovenya, Çek Cumhuriyeti, Almanya, Macaristan, İrlanda, Polonya ve Türkiye olarak belirlemiş. Raporu, Ankara henüz görmedi. Üzerinde bazı değişiklikler yapılacağı söyleniyor. Umarım Şaban Erdikler, bu önemli raporu hızlı bir şekilde Ankara'ya sunar. 2003'ün bitmesine üç ay kaldı, yabancı yatırımda son çeyrekte de yaprak kıpırdamazsa, ekonomi için pek de iyi olmayacak.
TİM'in kara listesindeki Serdengeçti TÜSİAD'da kral!
Kur tartışması bitecekmiş gibi görünmüyor. İş çevrelerinde TİM Başkanı Oğuz Satıcı'nın çıkışlarının pek hoş karşılanmadığına tanık oluyorum. İhracatçıların kurlardaki bu düşüşten olumsuz etkilendiği konusunda herkes hemfikir ancak Satıcı'nın biraz fazla ileri gittiği ve ihracatçı olarak da sadece tekstil ve konfeksiyon sektörünün sözcülüğünü yaptığını söyleyenlerin sayısı azımsanacak gibi değil. Önceki günkü yazımdan sonra bana ulaşan faks ve e-mail mesajlarından da sadece tekstil ve konfeksiyon sektörünü temsil edenlerin Satıcı'ya hak verdiğini, diğerlerinin karşısında durduğunu gördüm. Bir işadamı, katma değeri düşük tekstil ve konfeksiyon ihracatının düşük kurdan en çok etkilenen grup arasında yer aldığını söylüyor. Bir diğeri de, en çok tekstil ve konfeksiyonun yerli girdiler kullandığını ve maliyetlerinin bu nedenle yüksek olduğunu söylüyor. Çünkü düşen kurlar, ithal girdi kullanan ihracatçıların işine yarıyor. Satıcı ve TOBB ile TÜSİAD arasında ciddi bir kopma olduğu konuşuluyor ancak kimse de çıkıp bunu yüksek sesle söylemiyor. Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, TİM Başkanı'na destek veriyor. TÜSİAD'tan görüştüğüm bazı işadamları ise, Satıcı ve Tüzmen'in her fırsatta eleştirdiği Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti'nin en iyi başkanlardan biri olduğunu ve dernek olarak Serdengeçti'den sürekli referans aldıklarını çünkü yabancıların da Serdengeçti'yi güvenilir bulduğunu anlatıyor. Sanırım, iş dünyasında ciddi bir cepheleşme olduğu artık aşikar.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|