kapat
03.10.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

HINCAL ULUÇ


TRT daha ne kadar başsız kalacak?..

Bülent Ecevit anlatmıştı..

Türkiye'nin Cumhurbaşkansız kaldığı günler.. Mesut Yılmaz ve Devlet Bahçeli ile toplantılar yapıyorlar. Ortak aday belirlemek için.. Anlaşamıyorlar bir türlü.. Vakit daralıyor..

"Durum umutsuz görünüyordu, toplantı gene sonuç alınmadan bitmek üzereydi. Birden aklıma Ahmet Necdet Sezer adı geldi."

İşte Ahmet Necdet Sezer'in, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olma sebebi..

Adı birden Ecevit'in aklına gelivermiş..

Peki neden gelmiş?.. Peki öbür liderler, başka isimler üzerinde bir türlü anlaşamayan koalisyon şefleri, Sezer'e niçin hemen "Peki" demişler..

Bunu tahmin zor deÄŸil.

Sezer Anayasa Mahkemesi Başkanı iken yaptığı konuşmalarda, Cumhurbaşkanının yetkilerinin fazlalığını eleştirir, yürütmeye neredeyse ortak olduğunu söyler ve "Daraltılmalı.. Cumhurbaşkanlığı sembolik bir makam olmalı" diye özetlenecek açıklamalar yapardı. Bunlar, cumhurbaşkanı olacak Sezer'in, hükumetin işini zorlaştırmayacağı düşüncesini doğuruyordu. Zaten büyük uyum güçlükleri içinde ülkeyi yönetmeye çalışan koalisyon için sorun çıkarmayacak bir Cumhurbaşkanı ideal seçim olurdu.

Öyle mi oldu?.

Cumhurbaşkanı Sezer, Anayasa Mahkemesi Başkanı Sezer'in düşüncelerini aynen korudu mu?.. Makamı sembolik hale getirdi mi?.. Bunu onu seçtiren ve birlikte en çok çalışan Bülent Ecevit'e sormak gerek..

****

Türkiye'nin en önemli kurumlarından TRT aylardan beri başsız..

Neden?..

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, ikinci defadır önüne gelen kararnameyi imzalamıyor.

Yücel Yener'in istifası sonrası, RTÜK yeni Genel müdür seçimi için gerekli işlemleri yapmış, üç adayın adını Başbakana bildirmişti. Bakanlar Kurulu, bu üç aday arasından TRT Genel Müdürünü seçti. İmzaladı. Cumhurbaşkanlığına bildirdi. Sezer kararnameyi uzun süre tuttu, sonra geri gönderdi. Mevcut RTÜK'ün TRT Genel Müdür adayı seçme hakkının olmadığı görüşünde idi. Hükümet sorun çıkarmadı. Meclise bir tasarı sevk ettiler. Mevcut RTÜK'ün yetkili olduğunu belirleyen yasa kabul edildi.. RTÜK yeniden üç aday belirledi. Bakanlar Kurulu yine atama yaptı. Yine onay için Köşk'e gönderdi. Cumhurbaşkanı yine imzalamadı. Yine bekletiyor.

Bu defa yasalara değil, RTÜK iç tüzüğüne uygun olup olmadığını denetlettiriyormuş. "Muş" diyorum. Çünkü resmi açıklama yok, söylentiler böyle..

RTÜK, iki defa Şenol Demiröz'ü aday gösterdi. Bakanlar Kurulu iki defa Şenol Demiröz'ü uygun buldu. Demiröz'ün adı, kamuoyu genelinde onay gördü. AKP'ye ve düşüncesine en karşı olan kalemler bile, Demiröz'ün doğru seçim olduğunu ifade ettiler. AKP hükümetinin istifaya zorladığı Yücel Yener dahi "Demiröz iyi seçimdir" dedi.

Bütün bunlara rağmen Cumhurbaşkanı, kararnameyi imzalamıyor. Uzatıyor ve TRT'yi hem de bu çok kritik dönemlerde başsız bırakıyor.

Neden kritik?..

Sadece ülke koşullarından söz etmiyorum. Ki o da önemli.. Böyle bir ortamda kamu televizyonunun başsız kalmasının ne demek olduğunu Sayın Cumhurbaşkanı herkesten iyi bilecek bir geçmişe ve konuma sahiptir.

Kurum açısından da çok önemli.. Yeni yayın sezonuna TRT başsız girdi. Ben Tele- Pazar dolayısı ile uzun süre kurumun içindeydim. Orayı gayet iyi biliyorum. Otorite boşluğunun nelere mal olacağının da farkındayım. Orada pek çok sorun Genel Müdürün doğrudan müdahalesi ve yetkilerini kullanması ile çözülür.

"Ülke kaosa girer" diye, Yüksek Seçim Kurulu'nun siyasal karar vermesini isteyen Türk entellerinin, sırf usul soruşturmaları yüzünden TRT'nin aylarca başsız kalmasını sadece seyretmelerini de anlamak mümkün değil.

TRT'nin başsız ve sorunlar içinde kalması yoksa başkalarının fazlası ile işine mi geliyor?.

Yücel Yener döneminde kaliteden asla ödün vermeden yaptığı ataklarla çok hızla yükselişe geçen, büyük reytingler alarak, reklam pastasına dalan TRT'nin bu tempoyu sürdürmesini özel TV'lerin istememesi doğal.

O zaman "Susalım. Aman böyle kalsın. Boşver" zihniyetinin, Sezer'e sessiz desteği de doğal.

Ama TRT'nin şu veya bu sebeble bu kadar uzun süre başsız bırakılması asla doğal değil Sayın Ahmet Necdet Sezer!..

Doğalı..

Yetkili kurumlar tarafından iki defa aday gösterilen, iki defa seçilen, toplumdan genel kabul gören Şenol Demiröz'ün ataması yapılır.

Varsa bir yanlışlık, bu ülkenin bağımsız ve egemen güçlerinden yargı karar verir, düzeltilir.

Ama TRT başsız kalmaz. Kalamaz.. Kalmamalı..

Çin Seddi'nin boyu..
"Kim 500 Milyar Lira ister" yanlış sorular yüzünden itibar kaybediyor. Bu itibar kaybında, kurumun tutumu da önemli rol oynuyor.

Yanlışlar belgelendiği zaman "Efendim mahkemeye gitsinler. Kazanırlarsa haklarını alırlar" demenin anlamı belli.. Bu ülkede yargı aylar, hatta yıllar sürüyor.

Kurum böyle davranınca kar ettiğini sanıyor, ama dünya TV'lerinin en çok izlenen yarışması bizde ağır yaralar alıyor.

Bu defa e-mail, Can Gökduman'dan..

"Çin Seddi kaç metredir" diye sorulmuş. Cevap 9500 diye gelmiş. Doğru cevap şıkkı olarak da 2500 metre, yani 2.5 kilometre şıkkı yanmış.

Can "Bu bilgilerle konuşsak bize gülerler" diyor.

Çin Seddi 2.5 kilometre olur mu?..

Can "2400 kilometredir" diyor.

Açtım Meydan Larousse'u.. "2500-3000 kilometredir" diyor..

Yani, kesin bir uzunluk yok..

Bu defa, internet kaynaklarına başvurdum gene..

Her kaynak ayrı.. 2500 diyen var.. 5 bin kilometre diyen var.. 5 bin mil diyen var. 6700 diyen var.. Hemen her kaynakta rakam başka..

Hemen hepsinde ortak rakam Çin ölçü birimi Li cinsinden.. 10 bin Li diyorlar.. Dedim ki içimden "Bu Li'nin metrik, ya da İngiliz sistemine çevriminde değişik katsayılar kullanılmış olmalı.."

Aa.. Bir baktım.. 12 bin Li diyen kaynaklar da var.

Yani Çin Seddi'nin boyu konusunda geçin dünyayı Çin kaynakları bile anlaşamamış..

O zaman bu nasıl soru yapılır?..

Yanlış sorunun doğru yanıtı olur mu?.

Soru kıtlığına kıran mı girdi?..

Hele Can'ın dediği gibi, kilometre yerine metre de denilip, Çin Seddi İstanbul surları boyutuna indirildi ise, o zaman tam kahkahalarla gülünür..

Biz ağlanacak halimize güleriz ya.. Öylesi..

Kırmızı biberler..
Sabah geldim, odamda bir sürpriz..

"Çocukken yemediğim acı biberler, hayat artarken, beni acılı, aşklı, kırmızı bir macera ile tanıştırdı ve siz bundan etkilendiniz" diye bir not bırakmış Birsen..

Hangi Birsen..

Birsen ÅženoÄŸlu Canbaz..

Hani Art İstanbul'u yazarken anlattığım kırmızı biber seramiklerini yapan sanatçı..

Notun yanında bir tabak var.. Koyu renk bir madeni tabak.. Üzerine bir çocuk kazılmış oyma çizgilerle.. Üzgün üzgün bakan bir çocuk bu.. Ve tabağın ortası, çocuğun göğsünde ışıl ışıl üç kırmızı biber..

Yapıtın adı Hüzün!..

Birsen'in yaşamı, geçin enfes bir gazete öyküsünü, film olur..

Kalp hastalarının yattığı yoğun bakımda hemşirelik yaparken, gece nöbetlerinde vakit bulursa çiziyor.. Kaslar, damarlar, eller, kemikler.. Öyle çiziyor ki, hayatının yönü değişiyor.. Güzel Sanatlar Fakültesi'ne taşınıyor, yoğun bakımdan..

Eğitim objelere bakışını değiştiriyor, gördüklerine eklemeler yapıyor. Çıkarmalar yapıyor..

Şimdi "Doğaya, günlük hayata ne katabilirim" diye düşünmeye başlıyor.

Sıkı durun.. Makedonya'da bir manastıra kapanıp, resim yapıyor????.

Gördüklerini yapmıyor artık.. Kendini ifade ediyor..

"Gözümün gördüğü olaylara, tanıdığım insanlara biraz çamur, biraz su katıyorum" diyor, seramikleri için..

1040 derecede pişiyor ya toprak.. "Bu sıcak ortamda bunalmamak için" biraz da mizah katıyor toprağa..

Birsen aralıkta kişisel sergisini açacak. Gideceğiz.. Başkaları da gitse..

Bu ilginç yaşamı yazsa..

Bir gönül borcu..
Mustafa Çıkırıkçıoğlu gönderdiği e- mailde "Bir gönül borcunu ödemek konusunda bana yardımcı olmanız dileğiyle bu mektubu yazıyorum" diyor..

Gönül borcu, sütunlarımda ara ara sözünü ettiğim, sevgili dost, büyük usta Alaaddin Yavaşça'ya..

"Kendisi benim ÅŸu anda var olmama neden olan insan" diyor.

Bakın öykü ne kadar güzel..

"1969 yılında annem ailenin üçüncü çocuğu olan 'bana' hamileliği sırasında bir kadın hastalığı (miyoma uteri) nedeniyle takip edilirken bir kadın doğum uzmanıdoktoru hemen ameliyat olması ve hamileliğin sonlandırılmasığini belirtmiş.

Dr. Alaaddin Yavaşça'ya başvurmuşlar, ikinci fikir için. Dr. Yavaşça bu hastalığın hemen ameliyat gerektirmediğini ve doğumdan sonra bir ameliyat ile sorunun çözümlenebileceğini belirtmiş. Onu dinlemişler.

Sonuç, ben dünyaya geldim ve annem daha sonra başarılı bir ameliyat ile hastalığından kurtuldu. Kendisine gönülden şükranlarımı sunuyorum."

İşin bir başka güzel yanı daha var. Mustafa Çıkırıkçıoğlu yıllar önce doğmasını sağlayan kişi ile şimdi aynı mesleği yapıyor.

Edirne'de, Trakya Üniversitesi Kalp Damar Cerrahisi bölümünde bir yandan hayat kurtarırken, bir yandan yeni doktorlar yetiştiriyor.

Dr. Çıkırıkçıoğlu, benden bu mektubu Dr. Yavaşça'ya iletmemi istemiş. O kadar güzeldi ki, hepinize ilettim işte..

Gene hatalı..
"Lucescu'yu ilk defa alkışladım.." Spor servisi, Chelsea- Beşiktaş maçı ile ilgili görüşlerime bu başlığı seçmiş. Gene hatalı bizim çocuklar..

Böyle bir sözüm yok yazıda.. Olamaz ki. Ben Lucescu'yu defalarca alkışladım. Hele geçen yılki Lazio maçındaki oyununu anlata anlata bitiremedim. Hala da yeri gelince anlatıyorum.

İlk defa, hem de ellerim patlayıncaya kadar alkışladığım, ikinci yarıdaki koyu savunmasıydı.

Ben böyle kapanmaları sevmem. Eğer İlhan çıkmasa, Beşiktaş 10 kişi kalmasa, gene sevmezdim. Bu defa koşullar tercih hakkı bırakmadı ve Beşiktaş tam 40 dakika, akıllara seza bir kapalı savunma yaptı. Neredeyse 40 dakikayı kendi 18'leri etrafında oynadıkları halde bir yıldızlar karması Chelsea'ye pozisyon vermediler.

Lucescu'nun oyun taktiği ve bu taktiği olağanüstü bir güç ve mücadele azmi ile sürdüren Beşiktaş futbolcuları, "gerektiğinde" savunmanın nasıl yapılacağını da gösterdiler..

İlk defa bir savunma, hem de bu kadar kapalı bir savunma oyununu alkışladım.

SEVDİĞİM LAFLAR
Vizyon, başkalarına görünmeyeni görme sanatıdır.

Jonathan Swift

TEBESSÜM
Evrensel Kanun Kadın, erkeği anladığı anda, onun ne söylediğini dinlemekten vaz geçer.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi

Sizinkiler
Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır