kapat
01.10.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

Serbest bölgede hayat var

Bursa'dan Yalova'ya doğru giderken, Gemlik'e üç kilometre kala bir "tabela" görürsünüz

"Bursa Serbest Bölgesi."

Tabelanın "İngilizce'si" de vardır

"Bursa Free Zone."

Bursa'ya uzaklığı 24 kilometre.

Serbest bölgeler "ekonominin nabzı" bakımından, önemli bir gösterge.

Biz de "nabız nasıl atıyor" dedik ve...

Direksiyonu "o istikamete" doğru kırdık.

ÇOK ORTAKLI
Büyüklük, 825 bin metrekare.

Ve "özel."

Tam "131 ortağı" var.

Serbest Bölge'nin yüzde 30 hissesi "Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nın."

Geri kalan hisseler "diğer ortakların."

Onlarda, en büyük hisse "yüzde biri geçmiyor."

Bunda amaç "Serbest Bölge'nin ileride kimsenin eline geçmemesi."

"Çoklu patron yapısının" korunması.

HOLDİNG GİBİ
Ortakları, Bursa'nın işadamları olunca...

Yönetimi de "başarılı bir holdingin yönetimi gibi."

"Toplu iğne alımında bile" tasarruf var.

Personel sayısı "şişirilmemiş."

İş disiplini "mükemmel."

Yönetim Kurulu'ndaki isimler "Bursa'nın başarılı işadamları."

YABANCI SERMAYE
Serbest bölgeyi dolaştık.

Fabrikaları gördük.

"Bir şey" dikkatimizi çekti.

Bir fabrikaya giriyorsunuz.

Toplantı masasına oturuyorsunuz.

Duvarda "Atatürk."

Masada "üç bayrak."

Türk bayrağı, firmanın bayrağı ve bir de "yabancı bayrak."

Amerikan bayrağı veya Japon.

İsviçre bayrağı veya Fransız.

Firmanın ortağı hangi ülkeden ise, o ülkenin bayrağı.

Serbest bölge "Birleşmiş Milletler gibi."

"Aman gelsin" diye dört gözle beklediğimiz yabancı sermaye, buraya çoktan gelmiş.

BÜROKRASİ YOK
Bursa Serbest Bölge Müdürü Basri Sönmez.

"Özel sektörün bulup, getirdiği" bir isim.

Bursa Belediyesi'nin eski Fen İşleri Müdürü.

Osmangazi'nin eski belediye başkanı.

"Bürokrasiyi" biliyor.

Ve "bürokrasiyi, serbest bölgeye sokmuyor."

- İşleri hızlandırmak için neler yapıyorsunuz?

- Yatırımcının işini bir faksla çözüyoruz... İstim arkadan geliyor... Resmi yazıyı beklemiyoruz... Dört imza ile her şeyi çözüyoruz.

- Yabancı yatırımcı gelse... İşi kaç günde biter?

- 15-20 günde... Hatta daha önce.

KRİZ AŞILMIŞ
Serbest Bölge Müdürü'nden "rakamları" istedik.

"Nabzı tutmak için."

2002 yılında "2001'in ihracat rakamlarını beşe katlamışlar."

2003'e gelince...

İlk altı ayda "geçen yılki ihracatı aşmışlar."

Bursa Serbest Bölgesi "eski krizleri aşmış."

"Irak savaşından etkilenmemiş."

Fabrikaların kapasitesi "her gün artıyor."

YAZAKI... LEONI
Bölgede "yabancı ortaklı firma" çok.

"Yüzde yüzü yabancıya ait firma" da az değil.

Örneğin...

İnşaatı hızla devam eden "Japon-Yazaki" grubu.

Otomobillerin "kablosunu" üretecek.

Fabrikası "16 bin metrekare kapalı alan" olacak.

2.500 kişi çalışacak.

1 Aralık 2003'te üretim başlayacak.

"Leoni" de yine yüzde yüzü yabancıya (Alman) ait bir başka firma.

"Bugün-yarın" temel atacak.

DÜNYA FİRMALARI
Serbest Bölge'de resim çektik.

CIMTAS bir Türk-Meksika ortaklığı.

Enerji türbinlerine baca üretiyor.

Avrupa'ya, Amerika'ya satıyor.

Abrotech (İsveç) sanayi robotu üretiyor.

Bütün dünyaya satıyor.

Tex Trading, Avrupa'ya konfeksiyon satıyor.

Aunde Teknik "Avrupa'ya koltuk kılıfı ihraç etmek için" yeni fabrika kuruyor.

Türk-Amerikan ortaklığı ORDA "plastik profil" üretiyor, Avrupa pazarının yüzde 25'ini kontrol ediyor.

GEZDİK, GÖRDÜK
Bursa Serbest Bölgesi'nden bakınca "Türkiye'nin krizden çıkmakta olduğu" daha iyi anlaşılıyor.

Ve serbest bölge "özel olunca" işlerin nasıl daha hızlı yürüdüğü de görülüyor.

"Ekonomi... Kriz... Serbest bölge... Vergi geliri... İhracat... Bürokrasi" konularında söyleyecek sözü olanlara tavsiyemiz

"Gelin, gezin, görün."

Pilavcı Hasan'ın torunları
Bursa, Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi'ni gezerken bir "yemek fabrikası" dikkatimizi çekti

"OBASAN."

Hemen girdik.

"Günde kaç kişiye yemek yapılıyor" diye sorduk.

Obasan'ın "iki yemek fabrikası olduğunu" söylediler.

Bursa'daki "yedi bin metrekare kapalı alan."

Gebze'deki "3.750 metrekare."

Ayrıca "uydu mutfaklar" var.

"Yemek sanayiinde" Türkiye'nin ilk beşi arasında.

Bu "girizgahtan" sonra, sorumuzun yanıtı

- Günde 45 bin kişiye yemek çıkarıyoruz.

****

Yemek fabrikasının doyurduğu insan sayısı, kriz konusunda "bir başka ölçü."

Kriz olmuş, "yemek yiyenler azalmış."

Zira "fabrikalar işçi çıkarmış."

"Kapanan fabrikalar" olmuş.

Yemek fabrikası günde "40 bin kişiye" yemek yapmaya başlamış.

Sonra "35 bine" düşmüş.

Şimdi ise...

"Yemek yiyenlerin sayısı sürekli artıyor."

Zira...

"Fabrikalar çalışıyor."

****

OBASAN'ın sahibi Faruk Aslanoba'ya sorduk

- Kaç yıldır bu işi yapıyorsunuz?

"Biz üçüncü kuşağız" yanıtını verdi

- 73 yıldır yapıyoruz.

Yemek sanayiinde "73 yıl... Ve üçüncü kuşak."

Doğrusu bravo.

****

Dede, Selanik'ten gelmiş

Pilavcı Hasan Aslanoba.

Zaten aileyi de herkes "Pilavcılar" diye bilirmiş.

Bursa'da, 73 yıl önce pilav yaparak işe başlamış.

Hasan beyin iki oğlu olmuş.

Fuat ile Nihat.

Biri (Fuat bey) yemek işine devam etmiş.

Diğeri (Nihat bey) su işine girmiş.

Belediyeden "Devrengeç suyunu" kiralayıp, satmış.

Devrengeç'in kaynağı kuruyunca, "ERİKLİ" suyuyla, işe devam etmiş.

İki kardeş "yemek ve su" sektörlerinde Bursa'nın "lideri" olmuşlar.

Sonra "üçüncü kuşak" devreye girmiş.

Fuat beyin oğlu, 45 yaşındaki Faruk Aslanoba "73 yıl önce dedesinin pilavcılıkla başladığı işi" büyütmüş.

"Dev bir firma" haline getirmiş.

"Krizlere" dayanıklı bir firma.

****

Ülkemizde "yemek sanayii" öylesine gelişmiş ki...

Sadece dev fabrikalar, işçileri için "yemek fabrikasından" yemek getirtmiyorlar...

Bazı evler bile "fabrika yemeği" yiyorlarmış.

- Faruk bey... Bursa... Ekonomi... Kriz...

- Giderek aşılıyor... Ama işsizlik hala büyük sorun.

Celal Bayar'ın memleketinden
Umurbey.

Üçüncü Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın doğduğu köy... Şimdi belde.

Bursa-Gemlik'e dört kilometre.

Tepede, yeşillikler içinde bir yer.

Aşağıda Gemlik ve Marmara denizi.

Gittik Celal Bayar'ın mezarını, anıtını, müzesini, içinde 20 bin kitap bulunan kütüphanesini ziyaret ettik, gezdik.

****

Celal Bayar'ın o kadar çok tabanca ve tüfeği var ki...

Kurtuluş Savaşı'nda kullandığı tüfek.

İhtilal sabahı arka cebinde bulunan, beyaz Smith Wesson tabanca.

Yabancı devlet adamlarının hediye ettiği silahlar.

Saatli altın kalem.

Altından bir Türkiye haritası... İş Bankası'nın bulunduğu illerin üzerinde taş var... Platin... Tarih, 1934.

Müzeyi gezerken yorulduk.

Ve müze müdürü, emekli öğretmen Ertuğrul Temel ile birlikte "Mareşal Tito'nun hediye ettiği, sedefli koltuk takımına" oturduk.

Ayaklarımızın altında "Afgan Kralı Zahir Şah'ın hediye ettiği, ipek ve yün karışımı halı."

****

Sonra gözümüze bir "plan... Kroki... Proje" ilişti.

1957'de Almanlar çizmiş.

"Boğaz köprüsü" projesi.

Köprü "ayaklı" olarak düşünülmüş.

****

1985'te Galatasaray'ın verdiği plaketin üzerinde şunlar yazılı

"Galatasaray camiası, en büyük Galatasaraylı sayın Celal Bayar'ın hürmetle ellerinden öper."

****

Gelen, giden çok.

Kars'tan, Van'dan, Konya'dan, Trabzon'dan, Edirne'den, Adana'dan.

Gelenler arasında "yaşlıların" sayısı oldukça fazla.

Köylülerin de.

Ve bir de "mini, mini yavrular... Öğrenciler."

Tarihe öyle meraklılar ki.

****

Celal Bayar'ın anıtında, taşa kazılmış şu sözler dikkatimizi çekiyor

"Hakikatlerden tenzilat yapılamaz.

Ne varsa milletin iradesinde ve kararındadır.

Cumhuriyet, milletimizin kendine has olarak yarattığı kuvvettir."

****

Bir duvarda "Cumhurbaşkanı Bayar'ın fotoğrafı."

Az ötesinde, aynı Bayar'ın bu defa "Kayseri ceza evinde... Demir parmaklıklar arasında çekilen fotoğrafı."

Türkiye'de siyasetçi olmak gerçekten zor.

Umurbey'de, Bayar anıtını gezen, bunu çok daha iyi anlıyor.

Umurbey'de kahve sohbeti
Celal Bayar'ın memleketinde... Umurbey beldesinde, kahveye girdik

- Merhaba ağalar, beyler.

Hepsi birden "hoşgeldiniz" dediler.

Çayımızı söylediler.

- Kimsiniz... Ne iş tutarsınız?.. Ne yer, ne içersiniz?

Kendilerini tanıttılar

Fikri Altınbaş... Çiftçi.

Orhan Kabasakal... Çiftçi.

Mehmet Benli... Çiftçi.

İsmail Girit... Ticaretle uğraşıyor.

Türkay Gürsu... Çiftçi.

Arif Benli... Çiftçi... AKP belde yöneticisi.

Arif Girit... Çiftçi.

İsmail Şen... Avukat.

Hamdi Özgün... Çiftçi.

Ali Uysal... Çiftçi.

****

- Ağalar, belediye hangi partide?

- ANAP.

- Son seçimi kim aldı?

- Açık farkla AKP... Genç Parti ikinci oldu... MHP üçüncü... DYP dördüncü... ANAP beşinci.

- ANAP eskiden birinciydi... Şimdi neden sonuncu?

- Tansu hanımla Mesut bey didiştiler, böyle oldu.

- Şimdi seçim yenilense ne olur?

- AKP daha fazla oy alır.

- Derdiniz, probleminiz, istekleriniz neler?

Bu soruyu sorunca "iki yanıt" geldi.

"Zeytin... Zeytinyağı para etmiyor... Tarım iyi durumda değil" dediler.

Ve bir de "işsizlikten... Gençlerin işsizliğinden" yakındılar.

****

Bir şeyi gözledik.

Tarım "ikinci iş" haline gelmiş.

Çok kişi "fabrikada" falan çalışıyor.

Artan zamanında da "zeytin bahçesine" bakıyor.

O nedenle "açlık... Fukaralık... Çaresizlik" gibi yakınma yok.

****

Türkay Gürsu, Umurbeyli'nin "Türkay amcası."

Amca bir hesap çıkardı

- 1995'te 270 milyona traktör aldım... Bugün traktör 25-30 milyar... Ama zeytinin fiyatı aynı hızla artmadı... Altı yıldır zeytin, neredeyse aynı fiyat... Bu durumda ben şimdi traktörü nasıl alacağım?.. Ankara'dakiler bana bunun hesabını yapıversinler.

****

Celal Bayar'ın hemşehrilerinin "üstlerine, başlarına... Evlerine, barklarına" baktık.

Gözlemimiz

"Köylülükten, kentliliğe geçiş süreci" oldukça hızlı bir şekilde işliyor.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi

Sizinkiler
Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır