|
 |
|

Bana hükümeti kurdurtmadılar
Erez. hükümeti kurma görevi aldıktan sonra oyun içinde oyun olduğunu anladığını söylüyor. Erez'e göre Yılmaz ve Çiller Yalım Erez'den 'merkez sağın yeni lideri olur' diye korktular
Bir dönemin kilit ismi Yalım Erez, röportajının bugünkü son bölümünde neden başbakan olamadığını hükümeti kurmasını neyin engellediğini detaylarıyla anlattı. Erez kendisi için "O dönemde başbakan oldum, bitti bu iş şeklinde dolaşıyordu, Tansu Çiller'in çalımıyla hayatının siyasi golünü yedi" söylemlerini sert bir şekilde yanıtlıyor. "Ben başında beri hükümeti kuramayacağımı biliyordum. Herkese de söylemiştim, kimse aksini iddia edemez."
* Siz bir dönem neredeyse başbakan oluyordunuz. Niye sizi seçtiler? Siz mi talip oldunuz?
-Hayır öyle bir şey olmadı. Ecevit'in hükümeti kuramayacağı belli. Ecevit görevi iade etmek zorunda kaldı. Birkaç gün sonra Cumhurbaşkanı tekrar liderlerle görüşme turlarına başladı. İşte tam o dönemde Mesut Yılmaz beni aradı ve Başbakanlık Konutu'na davet etti. Gittiğimde yanında Ecevit ve Hüsamettin Özkan da vardı. Mesut Bey bana aralarında mutabakata vardıklarını ve Cumhurbaşkanı'na benim ismimi vereceklerini söyledi.
* Ne hissettiniz? Başbakanlık önemli bir mevki...
-Hiç bir şey hissetmedim. Zaten isimler belliydi ve biri eninde sonunda hükümeti kuracaktı. İsmet Sezgin, Hikmet Çetin ve benim ismim geçiyordu. Ecevit nasıl bir hükümet düşündüğümü sordu. Ben de durumu ortaya koydum "Ama Çiller beni asla kabul etmez. DYP olmadan da bu iş biraz zor" dedim.
* Çiller kinci midir?
-Kincilik de olabilir tabii, kıskançlık da. Benim başbakanlığımı kabul etmesi mümkün olamazdı, biliyordum, çünkü onu tanıyordum, ruh durumunu tahmin edebiliyordum. Aslında ben bağımsız bakan olduktan sonra araya birtakım aracılar koyarak geri almaya çalıştı, ama yine de kabul etmezdi.
SİYASETİ BIRAKACAKTIM
* Niye o dönem Çiller ile görüşmediniz?
-Çünkü siyaseti bırakmaya karar vermiştim. Ecevit'e dedim ki "CHP'yi hükümetin içine almadan biz bu hükümeti kuramayız, sandalye sayısı belli." O da o dönem beni çok şaşırtan bir cümle söyledi. Dedi ki "Fazilet Partisi'ni alın o zaman, ama asla CHP'yi istemem. CHP'li bir hükümete karşı çıkarım. Baykal olmaz."
* Sonra Cumhurbaşkanı sizi görevlendirdi.
-Evet ikinci görüşmemiz de o zaman oldu. Bana sadece Çiller ve Kutan'ın "Bize görev vermelisiniz" dediğini anlattı. Kutan farklı olarak bağımsız adayı da destekleyebileceklerini söylemiş. Ben orada da Cumhurbaşkanı'na bu hükümeti kurmamın çok zor olacağını söyledim. Sonra da turlara başladım.
* En çok Tansu Çiller ile karşılaşmanızı merak ediyorum. Siz bir dönem onun sağ kolusunuz, sonrasında karşısına hükümeti kurmakla görevli olarak çıkıyorsunuz.
-Tansu Hanım bana hemen randevu vermedi, iki gün sonra verdi. Onu ziyarete gittiğimde odasında çalışma arkadaşlarıyla beraberdi. Tabii ki hiç de hoş olmayan bir şekilde karşılaştık. Tansu Hanım çok fevriydi. Çok kendinde olmayan bir tavır içindeydi. Yani normal bir durumu yoktu. Ben içeri girer girmez Cumhurbaşkanı hakkında söylenmeye başladı. Onun üzerine ben de kendisine, bu görüşmenin burada yapılmaması gerektiğini, bu ruh halinde sağlıklı düşünemediğini söyledim.
ÇİLLER SAKİNLEŞMEDİ
* Nasıl bir ruh hali? Neler diyordu?
-Şaşkınlığın verdiği mantıksızlık silsilesi içinde konuşuyordu. Sürekli Cumhurbaşkanı'nı kastederek "Bana verecekti görevi, niye sana verdi" diye söyleniyordu. Öyle bir duruma soktu ki görüşmeyi, hükümet kurma görevi alan kişiyle parti lideri arasında geçmemesi gereken şeyler oldu. Normal bir hanımefendinin bir erkekle konuşmaması gereken bir üslupta konuştu. Zaten bütün bunlar üç ya da dört dakika sürdü. Ben baktım ki sakinleşecek bir durumu yok, müsaade istedim, çıktım.
* Size hakaret mi etti?
-Bir kere öyle bir şeye cesaret edemezdi. Benim yapımı iyi bilir. Böyle bir şey olduğu takdirde hanımlığına rağmen kendisine gerekli cevabı vereceğimi de bilir. Böyle bir şey olmadı, ama parti liderine yakışmayan üslupla konuştu. Zatan son görüşmemizdi. Ben olan biteni Mesut Bey'e aktardım, işimiz zor, ben görevi iade edeyim, dedim. Ayrıca ben Tansu Hanım'ın, ben çıktıktan sonra Hüsamettin Özkan aracılığıyla Ecevit'e "Siz kurun, ben desteklerim" dediğini öğrenmiştim. Bunu da aktardım. Mesut Bey "Asla yok böyle bir şey, benim de DYP'de kaynaklarım var" dedi.
* Sizin Hüsamettin Özkan ile aranız nasıldı?
-Hüsamettin Bey ile o zaman pek görüşemiyorduk, zaten bunlar olup biterken bir anda ortadan kaybolmuştu. Tabii normal karşılıyorum aslında. Hüsamettin benim eski arkadaşımdır. İnsanlar siyasette kendilerini kurtarmak için olayları saptırabilirler. Hüsamettin Özkan ile olayımız şudur. Bana görev ilk teklif edildiğinde ayrılırken, Hüsamettin'e "Seni arayacağım, bir konuşalım" demiştim. Ondan sonra hep, "çok meşgulüm" dedi. Meğer Tansu Hanım ile temasa geçmiş.
* Herkes oldu bitti diye bakıyordu sizin hükümeti kurmanıza. Hatta sizi yavaş davranmakla suçlayanlar da oldu, Cumhurbaşkanı size "Getir listeyi onaylayacağım" diyormuş, ama o arada Ecevit hükümeti kurmuş.
-Ben olup bitmediğini biliyordum. Çok yakınlarıma bu oyunun içinde oyun var, hiç heveslenmeyin bu iş olmaz, diyordum.
* Oyun içinde oyun derken Tansu Çiller'i mi kastediyorsunuz? Sizce sadece size inat olsun diye mi Ecevit'e destek verdi?
-Çiller tamamen bana olan şahsi meselesinden ötürü yaptı, bu açık.
* Peki ya Mesut Yılmaz?
-Çiller de Yılmaz da benim başbakanlığımdan çekinmişlerdi. Çünkü bana görev verilince kamuoyunda öylesine bir hava oluşmuştu ki...
* Nasıl bir hava? Sizin havanız mı?
-Gayriihtiyari benim tavrımdan da oldu tabii. Belki benim de olaya çok cesurca girmemden ötürü oldu. Hatta sonrasında çoğu insan "Niye gözlerini bir anda korkuttun, hükümeti kursaydın da ondan sonra" dediler. Tabii onlar olayları bilmiyorlar. Ben biliyordum, bunlar bana aslında hükümeti kurdurtmayacaklar. Ama bilmeyenler hep "Keşke korkutmasaydın!" dedi.
KORKTUKLARI OLDU İŞTE
* Yani koltuklarını size kaptırmaktan mı korkuyorlardı? Korktukları başlarına gelir miydi?
-Korktuklarının daha kötüsü geldi başlarına, ben daha ne diyeyim? İkisi de kendini yok etti. Bu durumu şanssızlık olarak kabul etmiyorum, çünkü ellerine geçen fırsatları bir bir teptiler.
* Sadece hırs mı?
-Sayın Özal'ın da hırsı vardı, ama gücü de vardı. Bunların kifayetsizliğinden. Hırsla bunu karıştırmamak lazım. Atatürk'ten hırslı insan var mı? Ama hırsın sonucunu da getirmek gerekir.
* Gelelim Baykal cephesine... Ecevit'in "Fazilet bile olur, ama Baykal olmaz" dediğini aktardınız. Bunu Baykal ile görüşmenizde de dile getirdiniz mi?
-İlk görüşmemizde bahsetmedim. Ancak ikinci görüşmemizde oldu. Sayın Baykal'a "Bu işin içinde iş var, oyun içinde oyun" dedim. "Bu hükümeti zaten bana kurdurtmayacaklar, ama işi sizin bozduğunuzu söylemek istiyorlar. Onun suçunu bize yükleyecekler, o yüzden mümkünse siz çıkışta 'her şey yolunda' şeklinde bir açıklama yapın. Ben bir şey demeyeyim, siz konuşun" dedim. Yani bir anlamda onun hükümeti bozmuş olduğunu kamuoyuna yaymak istiyorlardı. Bu oyuna düşmesini engelledim.
BAYKAL EŞİT BAKANLIK İSTEDİ
* Baykal'ın hükümete destek için şartları neydi peki?
-Deniz Baykal eşit sayıda bakan istiyordu. Mesut Bey bunu kabul etmiyordu, zaten Ecevit'in de tavrı belli. İş o noktada kilitlenmişti. Yılmaz'ı ikna ettik ama Ecevit geri adım atmadı. Nitekim deminki noktaya dönersek, Baykal ikinci görüşmemizin ardından gazetecilere açıklama yaptı ve herşeyin halledildiğini, aramızda sorun olan bir şey kalmadığını açıkladı. Ama iş öbür tarafta bitmişti.
Balçiçek PAMİR
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|