|
 |
|

HINCAL ULUÇ
3-0 ya da 3-1 kazanırız
Bir Avrupa Şampiyonası'nda bir milli takımımız finalde. Bayan voleybolcuların başarısı nasıl değerlendirilmeli?
Bu turnuva Türkiye'de yapıldığı halde Türkiye'nin finale çıkacak bir takımı olduğundan dünyanın haberi yoktu. Türkiye'nin de haberi yoktu. Bunda büyük ölçüde günah yazılısı, görseli, elektroniğiyle Türk spor medyasınındır. Türk kamuoyu Türkiye'nin bir kadın voleybol takımı olduğunu ikinci, üçüncü maçımızdan sonra fark etmeye başladı. Olimpiyatlara talip Türkiye'de bir Avrupa Bayanlar Voleybol Şampiyonası yapılıyor. Sırf Türkiye'de yapıldığı için ilgi çekmeli. Ama kimsenin haberi yok. Ben "Türkiye olimpiyat yapamaz" derken bunu kastediyorum. Futbolun dışındaki sporlara ilgi bu.
* İtalyan La Gazzetta Dello Sport da "Türk kızlar, futbol tutkunu bir ülkede herkesi kendilerine aşık ettiler" diye verdi yarı finale çıkışımızı.
Bugün Türkiye'de bu kızlara aşık milyonlar var gerçekten. Tıpkı Süreyya Ayhan'a aşık milyonlar olduğu gibi. Ama biz o kızları keşfedip aşık olmuyoruz. Onlar ortaya çıkıyorlar. "Heyyy! Bize bakın! Biz dünya çapındayız" diyorlar, sonra aşık oluyoruz. Çok daha acısını söyleyim. Teknik direktörümüz Deniz Esinduy turnuvadan bir hafta önce ölünce biz Avrupa Şampiyonası'na hazırlanan bir milli takımımızın kampta olduğunu öğrendik
Gene futbol dışı bir basketbol şampiyonası düzenlenirken yapılan 12 Dev Adam kampanyasını hatırlayın. Şarkıları, reklamlarıyla bir hava yaratılmıştı. Böyle bakınca tek sorumlunun medya olmadığı görülüyor. Burada Turgay Demirel'in başarısı ortaya çıkıyor. Bir halkla ilişkiler uzmanı olarak Avrupa Şampiyonası'nı nasıl halka mal etmişti. Oysa burada halka mal oluşta sadece kızlarımızın tırnaklarıyla kazımaları var. Başka kimsenin katkısı yok. Kızlar bağıra bağıra geldiler. Bağıra bağıra geldikleri zaman da salonun nasıl dolduğunu, ekran başında insanların nasıl heyecanla birbirlerine sarıldıklarına şahit olduk.
Dün akşam milyonlarca insan Türkiye'deki organizasyonsuzluğa küfür etti. Fenerbahçe-Gençlerbirliği gibi çok cazip bir futbol maçı ve Türkiye'yi finale taşıyacak Avrupa Şampiyonası yarı final voleybol maçı.. Türkiye'de ikisini de seyretmek isteyen milyonlar var. Bir tanesi 17.00'de oynansa yer yerinden mi oynar? Futbol Federasyonu Başkanı, Voleybol Federasyonu Başkanı, TRT Genel Müdür Vekili ve Digiturk Genel Müdürü biraraya gelseler hem seyircinin hem de iki TV kanalının aleyhine olan bu durumu düzeltirler. İki kanalın da reytingleri yarı yarıya düştü. Birbirlerinden seyirci çaldılar. Yazık değil mi? Onu da en az 10 milyon kişi seyreder, ötekini de. Bu çok basit organizasyonu dahi yapamıyoruz. Ve bugün gene aynı durum. Beşiktaş-Trabzon derbisiyle Türkiye'nin oynadığı final maçı TV'de aynı saatte. İlle de, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan müdahele edip "Değiştirin bunlardan birini efendiler!" mi demeli? Türkiye bu kadar kötü yönetilmeye layık mı? Bir tane sorumlu çıkıp da "Bu ne rezalet" demiyor. Bugün 19.00'da bütün Türkiye yine bölünecek. Yazıktır, günahtır ve ayıptır.
* Ya da iki TV koyacak karşısına..
Biz öyle yaptık. Ama ona da, ötekine de konsantre olamadık. Aptala döndük TV'lerin başında. Bu millet bu işkenceye layık mı? Sonra "Biz olimpiyat yaparız." Hayır yapamayız. Bu kadar önemli bir olayı iki günde çözemeyen yöneticilerle biz hangi olimpiyatı yapıyoruz? Dilerim, başbakan şu söylediklerimi okur bugün, bu dört adamı etrafına toplar ve sorunu çözer.
* Ve gelelim finale.. Rakip Polonya...
Türkiye için korkulu rakip, kim ne derse desin Almanya idi. Onlara bir kere kaybettik. Bu, bilinçaltında olacaktı. Almanya fevkalade mekanik bir takım. "Dağıldı, panikledi" diyorsun; tıkır tıkır oynuyorlar. Seyirci baskısını hissetmiyorlar. O 4. setten sonra beşinci seti çevirmeleri aklın alacağı iş değil. Buna karşılık Polonya'ya karşı biz avantajlıyız. Çünkü biz onları bir özel turnuvada yendik. İki; Polonya Almanya gibi değil. Seyirci etkisinde de kalıyorlar, panikleyince de kolay toparlanamıyorlar.
Şöyle bir görebildiğim kadarıyla yarı final maçında Hollanda bizi hata yaptığımızda sıkıştırabildi. Daha üstün oynadıkları için değil, biz hata yaptığımız zaman zorlayabildiler. Yani; hatasız oynarsak seyirci üstünlüğümüzle Polonya'yı da mağlup edebiliriz. Özellikle hücum toplarında tercihlerimizi çok doğru yapmalıyız. Almanya maçını yanlış seçilmiş bir plase kararı onların lehine döndürdü. Her topun sayı olduğu voleybolda bu tür hatalar çok önemli. 15'te bitecek bir final setinde 6-1 olacakken, 5-2 olunca her şey çok fark ediyor. Hücumda da iyiyiz, savunmada da. Bloklarımız en zayıf yanımızdı. Onlar da gayet iyi olmaya başladı. Hata yapmazsak, özellikle hücumda hata yapmazsak ben maç sonunda Natalia'nın söylediklerine katılıyorum 3-0, en kötü 3-1 kazanırız.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|