kapat
28.09.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

MEHMET BARLAS


Hortumcuları kim hortumladı acaba?

Geçen hafta bir akşam, Liberal Demokrat Parti'ye büyük emek veren Nizam Kağıtçıbaşı'nın Yeniköy'deki yalısında toplanıp, palamut mevsiminin başlamasını kutladık.

Tabii Besim Tibuk da vardı, maydanozlu soğan piyazına palamutları katık edenler arasında.

Her Türk gibi, karnımız doyduktan sonra, "Ne olacak bu memleketin hali" muhabbetine girdik.

2001 Şubat Krizi'nden bugüne uzanan gelişmeleri, batan ve el koyulan bankaları, TL'nin değer kazanması olayını falan da konuşup, tartıştık.

Besim Tibuk, o kendine özgü bakış açısı ile, olaylara daha sağlıklı yaklaşmayı sağlayacak bir benzetme yaptı.

Dedi ki

- Düşünün... Bir mahallede sekiz tane bakkal var.. Bu bakkallardan biri, işini iyi idare edemediği için batıyor. Ne olur bu durumda? Geride kalan yedi bakkal, batıp yok olan bakkalın müşterilerini ve işlerini paylaşır. Mahallenin ekonomik hayatı aksamaz..

Ama eğer, o mahalleye gelen yolların hepsini belediye kazar, ne insan, ne araç giremez hale gelinirse, o zaman sekiz bakkalın sekizi birden batar. Mahallede ekonomik hayat durur..

Besim Tibuk bunları anlatırken, Nizam Kağıtçıbaşı'nın Yalova'daki çiftliğinde üretilen kaymakların eşliğinde, çeşitli hamur tatlıları gelmişti sofraya.

Hepimiz, "Tatlı balığı öldürür" ümidi ile, bu tatlıları da, midemizdeki palamutların üzerine yerleştirdik.

Sonra yine döndük Besim Tibuk'a ve "Ne olacak bu memleketin hali" konusuna..

Tibuk, 2001 Şubat Krizi ile başlayan süreci, aynı mahalledeki sekiz bakkalın birden batması olayına benzetti.

Bu kriz sonrasının, gerek devlet ve siyaset, gerekse medya tarafından, doğru ve sağlıklı algılanmadığını vurguladı.

Yine bir örnek verdi..

- Batan bankalara devlet el koydu ve sonra bu bankalar daha fazla zarar ettiler. O bankaların karlı işletmeleri eridi, yok oldu. Ama aynı dönemde faizsiz finans kurumları Bankalar Kanunu kapsamında olmadığı için, mesela İhlas Finans'ın tasfiyesi, BDDK veya TMSF'ye değil Enver Ören'e düştü. Adam işletmelerinde kemer sıktı, malını mülkünü sattı. Borcunu azaltıp, ödemeye çalışıyor.

Tibuk'un bu sözleri, tabii her zamanki gibi tartışmalara, tepkilere yol açtı..

Bazıları, "Yani hortumcuların mallarına el koyulmamalı mıydı" falan dediler.

O geceki tartışmalar bir yana..

Söylemek istediğim şu

Aklın yolu bir değildir. Devlet adına izlenen her politika da, doğru değildir.

Düşünün ki, krizi üreten de devlet, kriz sonucu batanları cezalandıran da devlet.

Bari bunu, hukukun üstünlüğü ve ekonomik akılcılık çerçevesinde yapsa!..

Geçen gün BDDK Başkanı, 2001 Şubat krizi ertesindeki bankacılık felaketleri sonunda, devletin 43,6 milyar dolarlık bir yükü sırtlandığını açıkladı.. Kamu bankalarının "Görev Zararı" 21,9 milyar, özel bankaların "Hortumlanması" ise 21,7 milyar dolara malolmuş devlete.

Peki, bu paraları kim cebe indirdi?

Bu bankaların herşeyini satsanız, paranın yüzde 20'si çıkmıyor.

Hürriyet'te Ege Cansen, paraların nereye gittiğini bulmuş..

- Bu 43 milyar doların önemli bölümü, yüksek reel faizler alan yerli ve yabancı tasarruf sahiplerine gitmiştir!

Özetle, bankada paranız varsa ve yüksek reel faiz aldıysanız, siz tasarruf sahipleri de, hortumcuları hortumlamışsınız!

Hoş bir durum değil mi?

ŞAKA

Washingtonizm!.
Habertürk'ün haberi doğru ise, YÖK Başkanı Kemal Gürüz, emekli olduktan sonra Amerika'ya yerleşip, orada bir üniversitede ders verecekmiş.

Herhalde bu arada Amerikalıları da uyarır ve "Kurucunuz Washington'un ilkeleri tehlikede" şeklinde uyarılar yapar.

Mesajlarınız için: mbarlas@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi

Sizinkiler
Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır