|
 |
|

MEHMET TEZKAN
Asıl sorun güvensizlik..
Bunca gürültü patırtının, bunca tartışmanın bir tek nedeni var.. Güvensizlik..
Toplum, devletin kurumlarına da..
Siyasetçilere de..
Kabul etmemiz gerekir ki medyaya da güvenmiyor..
Dönem dönem kamuoyu yoklamaları yapılır.. Sonuçlar hep aynıdır.. Derin bir güven bunalımı olduğu hemen ortaya çıkar..
Ama bunlar pek çok kişi için bir şey ifade etmez.. Sonuçları anlamlandıramaz.. İstatistiki bilgi der, geçer.. Yaşamla örtüştüremez..
Y.O. olayı, istatistiki bilgilerde yer alan 'güven bunalımı' sorununun yaşama yansımasının tipik bir örneği oldu..
Toplum bugüne kadar o kadar çok aldatıldı, o kadar çok kandırıldı ki, raporlara bile inanmaz oldu..
Müfettişe inanmıyor..
Uzman doktora inanmıyor..
Sağlık Bakanlığı'na güvenmiyor..
Milli Eğitim Bakanlığı'na güvenmiyor..
Aslında temel sorun burada.. Çünkü bugüne kadar devlet, vatandaşına karşı açık ve net olmadı.. Her zaman doğruyu söylemedi.. Bugün ak denilen, yarın kara çıktı..
Çürük kamu binaları bunun tipik örneği.. Yerlebir olan okullar.. Müteahhit hiçbir kurala uymamış.. Binayı resmen kafasına göre yapmış.. Malzemeden dilediği gibi çalmış..
Düzmece bir rapor bütün pislikleri kamufle edebiliyor.. Tabii ilk sarsıntıya kadar..
Tarih kitapları bile tarihi gerçekleri anlatmıyorsa, uydurma bilgilerle doluysa, o toplum artık neye inanacak, kime güvenecek?
Siyaset cephesine geçelim.. Şu son 15 yılda öyle olaylara tanık olduk ki siyasetin tanımını bile değiştirdik..
Bizim için.. Bu topraklarda yaşayan insanlar için siyaset, verilen sözleri tutmama sanatıdır..
Siyasetçi de bu sanatı icra eden kişidir..
Ne yazık ki bu hale geldik..
Son 15 yılın çekişmesi, didişmesi, atışması, karalama kampanyası toplumun hafızasında duruyor..
'Aaa.. Meğer öyle değilmiş' diye hayret ettiğimiz her olay, toplumda derin izler bırakıyor..
Güven bunalımı çukurunu daha da derinleştiriyor..
Bir gün küçük bir olay patlıyor..
Açılan çukurun büyüklüğü insanı dehşete düşürüyor.. Bu yara nasıl kapanacak diye kara kara düşündürüyor..
Sağlık Bakanlığı görevlisi.. 'Tehlike yok' diyor.. Veliler 'İnanmıyoruz' diyor..
'Doktor göndereceğiz, hemşire yollayacağız, ilgimizi eksik etmeyeceğiz' sözleri bir kulaktan girip ötekinden çıkıyor.. Boşlukta yankılanıp duruyor..
Çünkü herkes verilen sözlerin kısa sürede unutulduğunu çok iyi biliyor..
Aslında Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri bu..
Yönetilenlerin yönetenlere güveninin olmaması..
Türkiye'de enflasyon niye düşmez?
Çünkü en başta halk düşeceğine inanmaz da ondan..
Her parti iktidar yolculuğuna 'Enflasyonu indireceğim' diye başlar, yükselterek tamamlar..
Yapılan hiçbir programa uyulmaz.. Hiçbir bütçe gerçeği yansıtmaz.. Hiçbir zaman hedef tutturulamaz..
İzmir'de yaşanan bir olay, bu gerçeği bir kez daha gün ışığına çıkardı..
Siyaset kurumunun.. İktidarıyla, muhalefetiyle yapacağı bir tek şey var..
Güven ortamını yeniden sağlamak..
Bunun da yolu belli..
Yapamayacağını söylememek..
Söylediğini yapmak..
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|