|
 |
|

SOLI OZEL
Sesler
Baska her seyini unutsaniz, tiyatroyu ya da sinemayi sevmeseniz bile o sesi tanirdiniz, bilirdiniz. Kim bilir belki her seyden once sesine vurulurdunuz. Sonra oyunu sizi ceker ve birakmazdi. Orhan Veli'nin siirlerini okurken, ya da siyah-beyaz TRT televizyonunda uzerinde pardesu, Sait Faik oykuleri anlatirken sizi hic bilmediginiz diyarlara goturur, oralarda sesiyle sizi sararak yol gosterirdi.
Sahnede ya da filmlerde canlandirdigi karakterler iyi de olsalar, kotu de olsalar aklinizdan cikmazlardi. "Arkadas" filminde Yilmaz Guney'in eski dostu, muhtesem Azra Balkan'in kocasi, uyusamadigi zengin cevresinden sola dogru yelken acmaya hazir Melike Demirag'in enistesi, degerlerini yitirmis zengin burjuva Cemil rolunde unutulabilir miydi? Karakteri karikaturlestirilmis bile olsa.
Benimse asil hatirladigim Kerim Afsar'i 30 yil once ilke kez sahnede gordugum zamandan kalan goruntu ve sestir. Kuheylan piyesinde, henuz suflilesmemis genc ve cok yetenekli Mehmet Ali Erbil'in karsisinda yorgun ve bezgin Doktor Dysart'i oynayisini nasil hayranlikla seyretmistim/dinlemistim. Hem de uc kez.
Piyesin sonunda deliligini kiskandigi Alan'i iyilestirecegini, "normallestirecegini" seyirciye soylerken yuzunu kaplayan huzunle karisik acinin goruntusunu hep sakladim. Tipki gozlugunu cikarip sanki tek tek tum seyircilerin gozunun icine bakarak "Tutku, bir doktor tarafindan yok edilebilir. Ama yaratilamaz... Benim... acilen... karanlikta gorme yolunu bulmam gerekiyor. Simdi agzimda bu keskin zincir var ve artik oradan hic cikmayacak" deyisindeki siziyi ve o sesin derinligini hep hatirladigim gibi.
Kavgasi surecek saniyordum
Bir baska ses daha gecen hafta duyulmazlar diyarina gitti. Bes hafta once kendisiyle ilgili bir yazi yazarken Edward Said'in kan kanseri karsisindaki mucadelesini kaybetmek uzere oldugunu bilmiyordum. Sanki yillardir oldugu gibi iradesi ve mucadele azmi sayesinde kavgasini daha surdurecek saniyordum. Ya da yirmi yil once ilk kez dinledigimde, kiyafetiyle, sesiyle, konusmasindaki guzellik, dilindeki zarafet ve davasini savunusundaki heyecanla beni buyulemis birisine olumu konduramadigim icin buna inanmayi tercih ediyordum.
Said'in olumuyle birlikte Filistinliler kendilerini dunyada normallestiren en yetkin temsilcilerini, entelektuel dunya onde gelen bir dusunurunu yitirdi. Basta kitaplarinin Filistin Yonetimi sinirlarindan iceri sokulmasini yasaklayan Arafat'inkiler olmak uzere ardindan dokulen yaslarin bir kismi mutlaka timsah gozyaslari olacaktir. Ama hic kusku yok ki dunya Said'in yazdigi, mudahale ettigi alanlarda bir pusuladan mahrum kalacaktir bundan boyle.
Yalnizca sessizlik
Turkiye'de ise gecen hafta icinde sert soylemli sesler yukseldi. Cesitli universitelerin rektorleri, ortaligi gerecek konusmalar yapti. Daha onemlisi soylediklerinden cagdas bir universite anlayisi, ozgurlukcu bir akademik ortam yaratilmasi konularinda ne dusundukleri anlasilamadi. Turkiye'deki universitelerin dunyadaki bilimsel rekabet ortaminda nasil one gececekleriyle ilgili bir vurgu yoktu. Akademik anlayisiyla, kadro anlayisiyla, ideolojik saplantilariyla arkaik, muflis bir duzeni savunuyor gibiydiler. Bu seslerin baskin cikacagi bir Turkiye'de aslinda yalnizca sessizlik hakim olabilir. Not Musevi okurlarin Ros asana bayramini kutlarim.
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|