|
 |
|

ASLI AYDINTASBAS
PKK pazarligi
Turkiye ve ABD arasindaki PKK gorusmeleri, bence kamuoyu nezdinde Turk-Amerikan iliskilerini yaralayan bir boyut kazandi. Aslinda gorusmelerin kendisinde bir sorun yok. Taraflar kartlarini acmis durumda. Haritalar, kamplar, Kuzey'e yollanan heyetler derken yogun bir trafik var.
Amerikan tarafi, Kuzey Irak'taki PKK varligini su ya da bu sekilde azaltmak/yoketmek istedigini, ama bunun operasyonel (askeri) anlamda onceligi olmadigini soyluyor. Onlarin istegi, bir sure daha "Eve Donus" yasasinin "meyve vermesini" beklemek ve gerekirse 2004 yilinda PKK'ya yonelik daha "aktif" bir silahsizlandirma cabasina girmek. Bu esnada PKK'nin silahi birakmasi icin "ikna" ve "telkin" calismalarinin, Turkiye'nin de bilgisi dahilinde surdugunu tahmin ediyorum.
Ayrica Ankara'dan istenen, bu surecte "Kurt milliyetciligi" diye tabir edebilecegimiz harekete taninan mesru siyasi alanin daraltilmamasi. Turk tarafi bu stratejiye tamamiyle karsi degil. Ama Ankara haliyle havuc-sopa dengesinde daha fazla sopa, daha az havuc taraftari. 2004'e kadar beklemek yerine simdiden silahsizlandirmanin baslamasini istiyor.
Santaj goruntusu veriyor
Irak'in geneli ve Kuzey Irak'la ilgili istedigi bazi garantiler var. Ama genel hatlariyla CENTCOM'un hazirlamis oldugu "PKK tasfiye plani", su asamada iki tarafta da buyuk rahatsizlik yaratmadan isliyor. Peki gorusmeler neden Turk-Amerikan iliskilerini zedeleyen bir boyut kazandi derseniz, cevap kamuoyunda.
Gorusmelerin detayiyla ilgili cok az bilgi var. Mesele kamuoyuna ciddi bir ikili stratejik calisma degil "PKK pazarligi" olarak yansiyor ve Turkiye'nin Irak'a barisgucu gondermesiyle iliskilendiriliyor. Sokakta kime sorsaniz "Asker karari cikmadan PKK'ya bir sey yapmayacaklar" cevabini alirsiniz. Bu gecenlerde gazetecilerin Mehmet Agar gorusmesinden cikan yeni ABD Buyukelcisi Eric Edelman'a yonelttigi sorularda da asikar.
Yani resmi gorusmelerde ilinti olmasa da kamuoyunda var. Bu da "PKK pazarligi" ya da "santaj" goruntusu veriyor. Oysa PKK konusunda Ankara ve Washington'un uzun suredir felsefi ve siyasi anlamda ortak bir dusuncede bulustugundan kusku yok. Washington PKK'yi teror orgutu saydigi ve Ankara'yla iliskilere onem verdigi icin Abdullah Ocalan'in yakalanmasina onayak oldu.
Oncelik Saddam'i bulmak
Hukumet degismis olsa da, 11 Eylul sonrasi Bush yonetiminden "terorle global mucadele" felsefesinin PKK'yi da kapsadigini duyuyoruz. Hatta Condoleezza Rice, bu yaz Abdullah Gul'le gorusmesinde bu konuda o kadar israrciydi ki, Disisleri Bakani gorusmeden cikinca yari hayret icinde "PKK'yla mucadelede son derece kararli olduklarini gordum" demisti.
Ama seytan ayrintidadir. Ankara ve Washington'un felsefi anlamda ortak bir noktada bulusmasi, onumuzdeki aylarda sikintilar yasanmayacagi, anlamina gelmiyor. Burada beni en fazla rahatsiz eden, Bush yonetiminin yillardir Iran'da sayisiz teror eylemi yapmis "Halkin Mucahitleri"ne yonelik musamahakar tavri. Bu orgutu Iran'a karsi (istihbarat amacli da olsa) kullanmak istegi, Washington'un terorle mucadeleye olan bagliligi konusunda kusku yaratiyor.
PKK'ya ortak hareketi zorlastiran bir diger konu, bolgedeki ABD'li generallerinin, neredeyse ozerk bir konuma sahip olmasi. Cogu ne Centcom ne de Paul Bremer'i dinliyor. Oncelikleri Saddam'i bulmak. Bolgedeki siyasilerle apayri bir iliski icindeler. Washington acaba PKK'yla mucadele konusunda kendi generallerini ikna edebilecek mi?
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|