kapat
22.09.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

BM'de Gül ne yapacak?

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül yarın başlayacak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda çapraz ateş arasında kalacak.

Konu malum; Irak. Bir yanda BM'nin de işin işine girmesini ama iplerin kendi elinde olmasını isteyen ABD ile onu destekleyen İngiltere ve 40 kadar koalisyon üyesi.

Diğer yanda yetkinin ABD'den Geçici Konsey ve Bakanlar Kurulu'na geçmesini, BM'nin ancak Bağdat'ın çağrısıyla "Mavi bereliler" göndermesini savunan Fransa, Almanya ve Rusya cephesi...

Keskin ayrılığın ne kadar yumuşatılabildiği yarın BM Genel Sekreteri Kofi Annan, ABD Başkanı Bush ve Fransa Cumhurbaşkanı Chirac'ın Genel Kurul'da yapacakları konuşmalarda görülecek...

Türkiye bu kavgada safını belli etmedi. Çünkü kendi içinde bölünmüş durumda. Hükümet "Asker göndermek için BM'den karar çıkarsa iyi olur ama şart değil" görüşünde. MGK'daki havaya bakılırsa, asker de aynı çizgide.

Buna karşılık Sezer, CHP ve en etkin sivil toplum örgütü TÜSİAD karşı cephede buluştu. Onlara göre, BM kararıyla sağlanacak uluslararası meşruiyet, asker göndermenin olmazsa olmaz koşulu.

Saf tutma cesareti
O nedenle Gül'ün 26 Eylül'de BM Genel Kurulu'nda yapacağı konuşmanın önemi bir hayli arttı. Bakalım suya sabuna dokunmayan dileklerle mi yetinecek, yoksa büyük, cesur, kararlı ve kendine güvenen bir devletin temsilcisinden beklenen bir tercih mi ortaya koyacak?

Kavganın Türk kamuoyunun henüz pek ilgi göstermediği bir yönü daha var; ABD ile "Yaşlı Avrupa"nın düellosu, BM'yi temellerinden sarsıyor. Bush yönetiminde etkin Neo-Con'lar, "21'nci yüzyılın tehditlerine duyarsız veya çaresiz BM ne işe yarayabilir" diyerek örgütün varlığını sorgulamaya başladılar. Irak sorununda uzlaşmaya varılamazsa ya da ABD'nin getireceği karar tasarısını Fransa veto etmeye kalkarsa, BM'nin tepeden tırnağa yeniden yapılandırılmasına neden olacak gelişmelerin düğmesine basılabilir.

Zaten BM Genel Sekreteri Annan da, ufuktaki bu kara bulutları gördüğü için alarm zillerini çalmaya başladı. 8 Eylül'de açıklanan raporunda, 1945'te kurulan kollektif güvenlik sisteminin 21'inci yüzyılın yeni tehditlerini göğüslemekte yetersiz kaldığını itiraf eden Annan, BM'de köklü reformlar yapma zamanının geldiğini bildirdi. Önerilerini de sıraladı

Güvenlik Konseyi artık 21'nci yüzyılın jeopolitik gerçeklerini yansıtmıyor. Kararlarının meşru olabilmesi için yeni güçleri de temsil edecek biçimde tekrar tasarlanmalı. Bu cümleyi biraz açalım.

Güney ülkeleri Güvenlik Konseyi'nde Avrupa'nın fazla ağırlığı olmasından (15 üyenin 4'ünü veriyor, Rusya ve Doğu Avrupa da hesaba katılırsa 6'ya çıkıyor) yakınıyor. Kuzey ülkeleri ise Japonya, Almanya ve Hindistan'ın daimi üyeliği hak ettiklerini belirtiyor ama onlara veto hakkına karşı çıkıyor. Ayrıca yarı daimi üyelik (örneğin ikişer yıllık dönemlerle görev yapmak), vetosuz daimi üyelik, bazı ülkelerin (örneğin Japonya) diğerlerine göre daha sık Güvenlik Konseyi'nin geçici üyeliğine seçilebilmeleri gibi formüller de var.

İstanbul temsilcisi
Veto hakkında da görüşler farklı. Güney ülkeleri kaldırılmasını istiyor, ABD şiddetle karşı çıkıyor, Fransa ve Kofi Annan kuvvete başvurma ya da müeyyide koyma gibi konularla sınırlandırılmasını öneriyor.

Daha devrimci öneriler de ortaya atılıyor; BM'de devletlerin yanı sıra; megapollerin, sivil toplumun, çokuluslu şirketlerin de temsil edilmesi gibi. Benimsenirse, BM'ye İstanbul, -kimbilir- Koç ve Sabancı da temsilci gönderecek.

Gül, BM'deki bu ilk deneyinde örgütün geleceğini belirleyecek işte bu tür tartışmalara da tanık olacak.

Türk Dışişleri'nin de BM'nin geleceğiyle ilgili vizyonunu öğrenmek isterdik doğrusu...

Mesajlarınız için: esafak@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır