|
 |
|

UMUR TALU
Tarihten bugüne
Futbol şiddetten doğdu, şiddet futboldan ibaret değil. Büyük maç öncesi, geçen haftanın 'şemsiye'si altında, futbol şiddetiyle yatıp kalktık.
Futbolu şiddetten arındırma hassasiyetimiz, hayatın her anındaki şiddet ve öfkeden arınma çabamızdan yoğun. Ne iyi!
Futbol bir oyun; futbol herkesin gözü önünde; çocuğumuzun, eşimizin, iş ortamlarımızın, sokakta hiç tanımadıklarımızın, caddede kornayla, küfürle savaştıklarımızın üstüne kustuğumuz ya da maruz kaldığımız şiddete, öfkeye göre bu daha 'popüler'.
İstatistikler, katılan kitlenin büyüklüğü ve bağlılığının şiddetine oranla, futbol şiddetinin diğer şiddet türlerinden daha şiddetli olmadığını gösteriyor.
Belki teselli; aynı zamanda potansiyel tehlike. Binlerce kişinin kendinden geçebildiği, en büyük bağlılıklarından birini, başkalarıyla ortaklık içinde idrak ettiği bir trans anında... Her şey olabilir. Şemsiye hafif kalır.
Oldu da... Burada ve dünyanın her tarafında.
****
Şiddetin insanın genlerinde var olup olmadığı bir yana, futbolun genlerinde var.
Futbol, şiddetten doğdu ve evcilleştirildi. Sınıfsal şiddete yönelebilecekler, futbol şiddetiyle ehlileştirilmek istendi.
13'üncü yüzyılın yüzer kişilik takımları kan revan içinde birbirlerine girip oynadılar önce. Oyuna, komşu köylerin birbirine düşmanlıkları, kinleri, damga vurdu. Oyun bir bakıma bu yüzden oynandı.
İlk yazılı kurallar ancak 19'uncu yüzyılın sonlarında ortaya çıktı. O günden beri, oyun kurallı, organize, disiplinli hale getirildi; sorun, taraftarlarla şiddetlendi.
7-8 yüzyıl sonra, oyuncular belki sosyolojik nefretlerle çıkmıyor sahaya, ama toplum halinin çeşitli veçheleri tribünlere taşınıyor.
Hep haksızlığa uğrayan ya da kaybeden bireyler ve kitleler, kazanma ve hak açlıklarını da oraya taşıyor.
İngiltere'de sınıfsal gerilimler, İrlanda ve İskoçya'da dinsel ögeler, İspanya'da iç savaşın mirası ya da bölgesel milliyetçilikler, İtalya'da bölgesel rekabet gibi.
****
Araştırmalar, futbol şiddetinin doğrudan medyanın şiddet diliyle de bağlantılı olduğunu gösteriyor. Bir maçı, savaş diliyle başlıklayan gazetecilik, 'fair-play' centilmeni kesilse, hikaye. Tüm üslupları öfke olan kimilerinin, seyirciyi şiddet düşkünü diye nitelemesi de.
İngiliz medyası evrensel kötü örnek. Danimarka medyası ise, 'holigan'ın karşıtı olan 'roligan'lığın (Rolig.......................................Barışçı) teşviki, dünyaya takdimi açısından iyi örnek sayılıyor.
Bizde daha da kötü olabilirdi.
Ülkenizi, bazı medya ağızlarını, her anınızdaki öfke ve şiddeti düşünün bir. Olabilirdi.
Hiç olmaması için, hayatla daha ilgili bir futbol medyası, futbolla daha ilgili bir akıl çabası gerekiyor. İki renge 'sen bizim her şeyimizsin' diyenlere, hayatın tüm renklerinin insaniliğinin aktarılması gerekiyor. Dünyanın 3 çift renk etrafında döndürülmemesi gerekiyor.
Mesajlarınız için:
utalu@turk.net
Fax: 212 280 05 51 Tel: 0 537 660 71 21
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|