|
 |
|

EMRE AKÖZ
Eğitimli taraftar ve davul tokmağı
Biraz geç olacak ama bu konuya değinmek istiyorum... Hatırlarsınız BJK Teknik Direktörü Lucescu, geçenlerde, "Bizim taraftarımız daha eğitimlidir" dedi. Bu lafla ilk ağızda kastedilen sahaya yabancı madde atılmasıydı.
Bazı Fenerliler ve G.Saraylılar, Lucescu'nun bu sözünden alındılar. Özetle, "Ne yani senin taraftarın eğitimli de, bizimki çapulcu mu" dediler.
Ben ise bir Fenerli olarak hiç ama hiç alınmadım. Çünkü bence Lucescu burada 'bir şeyi' kastediyordu. Peki neydi bu?
Sanırım şöyle...
****
Biliyorsunuz 'tribün' bir canavardır. Fanatik taraftarın ne zaman, ne yapacağı belli olmaz. Takımını ateşler de, yakar da!
Statlar yakın tarihlere kadar pis, düzensiz, oturmanın mümkün olmadığı yerlerdi. Çoğunlukla dar gelirli, eğitim seviyesi düşük genç fanatikler giderdi maça. Kavga çıkaranlar, döner bıçağı taşıyanlar da daha çok bu kesimden çıkardı.
İşte bu yapıda amigoların büyük önemi var. Amigolar, serbest bırakıldığında ne yapacağı belli olmayan o kitleyi yönlendiriyor. Diyelim ki takım yenik durumda. Bu noktada amigo ne yapacak? Futbolcuları ateşlemek için kitleyi coşturacak mı? Yoksa, tersine, futbolcuların ve hatta yönetimin aleyhine mi bağırtacak? Kulüple amigoların ilişkisi iyiyse mesele yok. Ama kötüyse... Eyvah!
****
İşte bence Lucescu'nun alttan alta kastettiği buydu. Özetle şöyle demeye getiriyordu "Bizim kulübün amigolarla arası iyidir... Ne yapmaları gerektiğini gayet iyi biliyorlar... Yenik duruma düşsek dahi fanatik taraftarın bir Avrupa Kupası maçında sahaya yabancı madde atarak kulübün ceza almasına yol açmasına asla izin vermezler." Yani özetin özeti "amigolarımız eğitimlidir" demeye getirdi Lucescu.
Tabii bütün bunların yerine o basitçe, "Bizim taraftarımız eğitimlidir" diyor. Böylece o ezik, o gariban futbol severlerin de gönlünü okşamış oldu.
Yeri gelmişken Lucescu'nun sözü ile Fener-Antep maçındaki bir sahneyi karşılaştırmak isterim.
Okul tarafındaki tribünden kaleci Ömer'e davul tokmağı atıldı! Davul tokmağı kimde olur? Amigolarda ya da amigoların yakın çevresinde yer alıp maç boyunca davul çalan 'müzisyen' arkadaşlarda. Peki sahaya yabancı madde atıldığında kulübün ceza göreceğini en iyi bilenler kimlerdir Elbette amigolar. Ama yine de o tokmak sahaya atıldı işte...
Bir soru daha Amigolar sahaya su şişesi ya da tokmak filan atmadan da rakip takımı sindirmeyi ve aynı anda kendi takımını coşturmayı bilmez mi? Kesinlikle bilir. Hem de alasını!
O halde şöyle diyebiliriz F.Bahçe seyircisi 'eğitimsiz' çünkü amigoları 'eğitimsiz'... Bu da şu anlama gelir Fener'in amigolarıyla kulüp arasındaki ilişkilerde sorun var... Yoksa bilmez miyiz Yeri geldiğinde amigolar haddini bilmez seyircinin canına okur!
Fenerbahçe yine ceza almamak için bir an evvel amigolarını eğitmelidir!
Blucinle de dinlesen, tuvaletle de 'la' sesi her zaman '440 Mhz'dir
Geçenlerde, "özel bir etkinlik değilse klasik müzik konserinde blucin giyilir; yeter ki temiz ve düzgün olsun" demiştim. Çok ilgi gördü bu tavır, bu yaklaşım. Bakın Niğde Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Öğretmenliği son sınıf öğrencisi Yalçın Kır özetle ne diyor
"Bahsi geçen Dilek Hanif'in dünya müziğinin ülkemizdeki son dönem atağını, görsel malzemeleri eleştirerek ve olayı elitize ederek halktan koparma çabası içerisinde olduğunu ve bu tutumuyla Klasik Türk Müziğini yıllarca halktan koparan ve belirli bir kesimin emrine sunan, Türk Müziğinin bu dağınık halinden sorumlu olan saray erkanından pek de farklı bir düşüncede olmadığını görüyorum. Üstelik bu smokinli erkek, tuvaletli bayan meraklısı stilist, dinlediği müziğin yaratıcısı tarafından hangi insani şartlar altında çıktığınında farkında değil. Bugün eserlerini dinlediğimiz birçok ünlü besteci, açlık ve sefalet içinde ölüp gitmiştir. Bu insanlar, bu eserleri dünya halklarına armağan etmişlerdir. İçlerinde milyarderler olan pahalı smokin ve tuvaletlere değil! Ayrıca biz müzik öğretmenlerinin temel görevlerinden başlıcası Batı'da var olmuş o dev müziği Türk halkına sevdirmektir. Ve biz Bach dinleyen herkesin smokin giymesini bekleyemeyiz. Fazıl Say, 'Anadolu Yollarında Bir Virtuoz' projesi ile yurdu gezerken hiç kimse bu konserlere smokinle katılmadı ve Fazıl Say da hiç kimseyi smokinsiz olduğu gerekçesiyle eleştirmedi. Dünyaca ünlü virtuozumuz Fazıl Say stilist Dilek Hanif'ten daha mı az Klasik Batı Müziği kültürüne sahiptir? Müzik işitsel bir sanattır. Kimse müzik dinlemek için geldiği bir konserde kıyafetiyle eleştirilemez. Konserde görsellik arayanlar operaya gidebilirler. Operada da insanlar ancak performansları için eleştirilebilirler, kıyafetleri için değil. Klasik müzik dinlemenin tek kuralı sessizliktir. Ayrıca 'la' sesi blucin içinde de, tuvalet içinde de 440 Mhz frekansta duyulacaktır!"
Not 1 Dilek Hanif, 'Niye bu kadar üstüme geliniyor' diyebilir. Onun şahsıyla hiçbir alıp veremediğimiz yok. Biz burada elitist zihniyeti tartışıyoruz. Onun dedikleri konuya değinmemiz için sadece bir 'vesile'dir.
Not 2 Boğaziçi Üniversitesi ve Aya İrini'de yapılacak 'IV. Bach Günleri'nin (21-30 Eylül) afişini gördünüz mü? Bach resmen blucinli Ne kadar şirin, ne kadar sıcak!)
KIZILELMA CADDESİ, TÜRKÇÜ SOKAK
Haberi Radikal'de (17 Eylül) okudum İÜ'nden sosyolog Doç. Hayati Tüfekçioğlu sokak isimlerini incelemiş. "Cumhuriyet'in ideolojisi örneğin Fındıkzade'de apaçık görünüyor" demiş "Vatan Caddesi, Millet Caddesi, Türkçü Sokak, Kızılelma Caddesi, Ziya Gökalp Caddesi." Buna karşılık 1980 sonrası kurulan varoş semtlerinde böyle bir adlandırma yokmuş. Oralarda çiçek böcek isimleri tercih ediliyormuş Bahar, Çimen, Çim, Çiçek, Bayram, Buğday gibi... "Bu, resmi ideolojiye tepki olarak yorumlanabilir" diyor Doç. Tüfekçioğlu.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|