|
 |
|

ALİ KIRCA
Kader bağlayınca!
Yıl daha 1958'ti ve Amerika'daki beyazlarla siyahlar, değil aynı coğrafyada birlikte yaşamak, birbirlerinin seslerine ve nefeslerine dahi tahammül edemeyecek kadar düşmandı birbirine..
Stanley Kubrick işte tam da o günlerde çekti hayatının filmini..
İngilizce adı "Defiant Ones"tı..
Türkiye'de "Kader Bağlayınca" adıyla oynamıştı.. Bizce filme asıl yakışan isim de oydu..
BaÅŸ rollerinde Tony Curtis ve Sidney Poitier oynuyordu..
Tony Curtis beyaz, Sidney Poitier de siyah bir mahkumu canlandırıyordu..
Her ikisi birlikte cezaevinden kaçmayı başarmışlardı.. Ancak..
Küçük bir sorun vardı
İki mahkum da birbirlerine bileklerinden kelepçeliydi.. Ayrılmaları olanaksızdı..
Ne yapacaklarsa birlikte yapacaklardı..
O andan itibaren onları bileklerinden birleştiren kelepçenin esaretinde ortak bir kaderi yaşamaya başladılar..
Birlikte kaçıyor, birlikte düşüyor, kalkıyor; önlerine çıkan güçlükleri birlikte aşmaya çalışıyorlardı..
Oysa, o kaçış anına kadar birbirlerine yeryüzünün iki kutbu kadar uzaktılar..
Dışarıda yaşanan düşmanlıkların belki daha fazlası içeride de yaşanıyordu..
Siyah mahkumlarla beyaz mahkumlar ikide bir kavga ediyorlardı.. Ancak..
O kaçış yolunda..
Paylaştıkları kader her şeyi değiştirmeye başladı. O kaçış yolculuğu bir süre sonra; birbirlerinin iç dünyalarında sonu gelmez bir "keşif" yolculuğuna dönüştü..
Birbirlerini keşfetmeye, keşfettikçe tanımaya, tanıdıkça da sevmeye başladılar..
Yaşadıkları ortak zorluklar ve o zorluklarla birlikte mücadele etme mecburiyeti, düşmanlıkları önce dayanışmaya, sonra da içten içe bir sevgiye dönüştürdü..
Film, o beklenmedik dostlukların geliştirdiği "sürpriz", çarpıcı ve dramatik bir finalle sonuçlandı..
Ancak, filmin anlattığı hikaye, tam 45 yıldır sinema tarihinin en anlamlı "mesaj"larından biri olarak kaldı ve geçen onyılları yaşayanların zihinlerinde ve yüreklerinde yer etti..
Neden hatırladık ki bu filmi durup dururken?
Bu filmin bir benzeri yarın İstanbul'da yaşanacak da ondan..
Siyah Galatasaraylılarla, beyaz Fenerbahçeliler ya da beyaz Galatasaraylılarla siyah Fenerbahçeliler..
Yarın aynı yola "revan" olacaklar..
O stada gidiÅŸin tek bir yolu var..
Hepsi o yoldan gidecekler..
Üstelik o yol çok dar ve çok uzun...
Saatlerce birlikte katedecekler o çileli yolu..
Herkes yarınki maçın daha öncekiler gibi "olaylı" geçeceğini sanıp önlemler almaya çalışıyor.. Herkes kaygı duyuyor..
Bizse o "yol"un, iki takımın taraftarları arasında ilk kez bu kadar uzun süreli bir "yakınlaşma"ya yol açacağını düşünüyoruz..
Düşünüyor değil biliyoruz..
En sonunda aynı yolun yolcuları olduğunu yaşayarak keşfedecekler..
Birbirlerinden farkları olmadığını da..
Yolculuğun anlamlarını daha ötelere yoracak olanlar; belki de aynı coğrafyanın üzerinde yıllardır aynı kaderi paylaşanların da, asırlardır kendilerine dayatılmış "çatışma iklimleri"ne mahkum edildiklerini de anlayacaklardır..
Yolculuk işe yarayacak, kader bağlayacaktır..
****
Artık, medeni toplumlarda futbolun "kavga"nedeni olduğu yıllar çok gerilerde kaldı..
Futbol bir eğlence, hepsi bu.. Tekrar yazalım mı?.. Eğlence.. Eğlence..
Eğlence ve başka hiçbir şey değil..
Yensen ne olacak, yenilsen ne olacak.. Şampiyon olsan ne olacak, olmasan ne olacak.. Futbol seyircisi için eğlenmekten başka hiç ama hiçbir anlamı yok işte..
Üzerine yazıp çizmek, üzerine yazıp konuşmak da öyle..
Eğlence için kavga edilir mi? Bırakın eğlence için kol-bacak kırmayı! Kalp kırılır mı? Kırılır mı?
Umarız yarın "kader"in birleştirdiği yolculuk, bu gecikmiş keşfin de ilanı olur herkes için.. Umarız...
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|