kapat
20.09.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

MEHMET TEZKAN


Saldırganlığı onayladık..

Çok ama çok büyük bir hata yaptık.. Saldırganlığa, vandalizme yenik düştük.. Terör yaratanlara bilmeyerek, istemeyerek 'Evet, bu sizin hakkınız' dedik..

Oysa çok güzel projeydi.. Fenerbahçe-Galatasaray maçına yüz çocuk götürülecekti.. Yarısı Fener, yarısı G. Saray forması giyecek, kardeşliği, dostluğu simgeleyeceklerdi..

'Maça gitmek, bizim de hakkımız' diye haykıracaklardı..

Ama bir anda gümbürtü koptu..

'Çocukları canlı kalkan mı yapacaksınız' diye kampanya başlatıldı..

Vali de Emniyet Müdürü de ürktü.. Projeyi geri çekti.. 'Çocukları maça değil Tatilya'ya götüreceğiz' dediler..

Niye?

Statlar çocukların gidemeyeceği kadar tehlikeli mekanlar mı?

Pazar günü Olimpiyat Stadı'nda savaş mı çıkacak?

Aslında 'Çocukları canlı kalkan mı yapacaksınız' diyerek saldırganlığı onayladık..

Tribün terörünü doğal saydık..

Taraftarların birbirlerine taşla, sopayla, meşaleyle, şemsiyeyle saldırmasını normal bir davranış olarak kabul ettik..

Etmeseydik..

İki taraftarın arasına oturacak çocukları canlı kalkan ilan eder miydik?

Fenerbahçeliler, Galatasaraylılar'a..

Galatasaraylılar, Fenerbahçeliler'e saldıracak.. Saldırmaları gerekir.. Beklentimiz bu.. Doğal saydığımız, kanıksadığımız bu..

Emniyet, çocukları götürmekten vazgeçti..

Çocuklar gitmediğine göre savaş serbest mi? Tribün terörü mubah mı?

Herkes karşı tribüne ne bulursa atabilir..

Yaşasın, canlı kalkanlar yok.. Önümüz açık..

Yenildik.. Toplum olarak saldırganlığa boyun eğdik..

Aslında sadece statlar da değil.. Saldırganlık ruhumuza girdi.. Yaşamın parçası oldu..

Güçlü olan, bunu kendine verilen bir hak olarak görüyor..

Özellikle trafikte.. Yanımızdaki arabayı kullanan sürücü bayansa yandı.. Adam enine boyuna.. Diyelim ki silahı var.. Adam kendini güçlü görüyor.. En küçük anlaşmazlıkta aklına ilk gelen saldırmak oluyor..

Hepimiz duruyoruz..

Ürküyoruz..

Seyrediyoruz..

Normal geliyor, dönüp gidiyoruz..

Güçlü bir adalet sistemi olmadığı için de saldırgan yaptığıyla kalıyor.. Adalet mekanizmasının işlememesi ona güç veriyor..

İşte son örnek.. Gazeteci Ayşe Önal'ın kızı Şafak Pavey'i hatırladınız mı?

Hani yıllar önce Zürih'teki tren kazasında sol kol ve bacağını kaybeden talihsiz kızı.. Şimdi kol ve bacağı protez..

İsveçli arkadaşıyla İstanbul'a geldi.. Yabancı misafiriniz olsa nereye götürürsünüz?

Ya BoÄŸaz'a ya da BeyoÄŸlu'na..

Şafak Pavey Beyoğlu'nu seçiyor.. Akşam yemek yiyorlar, otellerine dönecekler.. Karşılarına korsan otoparkçılar çıkıyor.. Gruptan birinin ayağı ezilince tartışma başlıyor.. Şafak Povey ve arkadaşlarını bir güzel dövüyorlar.. Protezleri çıkıyor, yerlerde sürünüyor..

Saldırganlık bir kez daha kazanıyor..

Niye mi?

Emniyet amiri saldırıya uğrayanlara 'O saatte orada ne işiniz vardı' demiş..

Tıpkı bizim çocuklara söylediğiniz gibi..

'Statta ne işiniz var? Giderseniz canlı kalkan olursunuz.'

Farkı var mı?


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır