|
 |
|

HINCAL ULUÇ
'Şiir niye' diye sorarsanız eğer..
Sabah gazeteye doğru geliyoruz.. Hani "İki lüksümden biri" dediğim arabamda ayaklarımı uzatmışım.. Müzik setinin uzaktan kumandasına dokundum.. Bir ses doldurdu içeriyi.. Çok iyi tanıdığım bir ses bu.. Selçuk Yöntem'in tok, dolgun sesi..
Takıldım birden.. Cemal Süreya'nın ilk defa karşıma çıkan dizeleri bunlar.. Güzelleme adı.. Fonda Vedat Sakman'ın müziği ile..
Bak bunlar ellerin senin bunlar ayakların
Bunlar o kadar güzel ki artık o kadar olur
Bunlar da saçların işte akşamdan çözüldü
Bak bu sensin çocuğum enine boyuna
Bu da yatak olduğuna göre altımızdaki
Sabahlara kadar koynumda yatmışsın
Bak bende yalan yok vallahi billahi
Sen o kadar güzelsin ki artık o kadar olur
İşte bak sen gözlerin de burda
Gözlerinin ucu da burda yaşamaya alışık
İyi ki burda yoksa ben ne yapardım
Bak çocuğum kolların işte çıplak işte
Bak gizlisi saklısı kalmadı günümüzün
Gözlerin sabahın sekizinde bana açık
Ne günah işlediysek yarı yarıya
Sen asıl bunlara bak bunlar dudakların
Bunların konuşması olur öpülmesi olur
Seni usulca öpmüştüm ilk öptüğümde
Vapurdaydık vapur kıyıdan gidiyordu
Üç kulaç öteden İstanbul gidiyordu
Uzanmış seni usulca öpmüştüm
Hemen yanımızdan balıklar gidiyordu
Şiir mi etkiledi, Selçuk'un yorumu mu bilmem.. Geri döndüm, bir daha dinledim.. Sonra bir daha..
..ve "Bu sabah bunu yazmalıyım" dedim, kendi kendime..
"Şiir niye" diye bir CD yapmış Selçuk.. 13 şiir seçmiş, kendi sorusuna yanıt olarak.. Ümit Yaşarlar.. Can Yüceller.. Bedri Rahmi, Ataol Behramoğlu, Cemal Süreyalar..
Genelde aşk, genelde sevgi üzerine.. Genelde romantik..
Sevgili ile de dinlenir. Sevgiliyi düşünürken yalnız da..
Sevgiliye söylenir de.. Yani, iyi hediye olur..
Åžiir niye?..
Niye olsun?..
Hafta sonunuzu güzelleştirmek, şiirselleştirmek için..
Svengali ilişkisinin meraklı öyküsü..
Ünlü İngiliz atletizm uzmanı Pat Butcher Uluslararası Atletizm Federasyonu Sitesi'nde Süreyya Ayhan'ı anlatmıştı ve biz de perşembe günü bu yazıyı köşemizde yayınlamıştık.
Butcher, sportif analizleri yanında, Yücel Kop, Süreyya Ayhan ilişkisine de değinmiş, yaşlı hoca genç sporcu özel ilişkilerinin spor dünyasında sorunlarına rağmen yaygınlığına işaret etmiş, Kop-Ayhan özelini anlatırken de "Bu bir Svengali ilişkisi değil" demişti. "Çünkü Süreyya güçlü bir kişiliğe sahip.."
Çeviriyi aynen yaptık ve "Svengali ilişkisi"ni de aynen bıraktık.
Ama meraklı okurlar var. Israrla sordular..
"Svengali iliÅŸkisi nedir" diye..
Sözlüklere giren deyim, Fransız isimli İngiliz yazar George Du Maurier'nin (1834-1896) son ve en ünlü romanı Trilby'den geliyor. Roman edebiyat tarihinin ilk "Best Seller"i olma ünvanını taşıyor..
Trilby, romandaki genç kızın adı.
Roman o kadar çok sattı ve konuşuldu ki, 1900'lü yıllarda yeni yeni doğmaya başlayan sinema, Trilby'ye el atmadan edemedi..
1931'de roman Svengali adı ile sinemaya aktarıldı ve unutulmaz John Barrymore, yaşlı hocada harikalar yarattı. 1955'te ikinci kez çekildiğinde genç kızı Hildegarde Neff oynuyordu. Hollywood Svengali'yi 1983'te bir daha çekti. Bu defa yaşlı hoca Peter O'toole, genç öğrenci Jodie Foster'di.
Roman kızın adını taşırken, filmler hep hoca ile adlandı.. Ama adı ne olursa olsun, Trilby ile Svengali ilişkisi, geçen yüzyılın özellikle ilk yarısını öyle meşgul etti ki, Svengali sözcüğü Webster's New Collegiate sözlüğüne girdi.
19. yüzyıl sonlarında çift kişilikli insanlar yoğun şekilde yazılıp konuşuluyor ve gündem oluşturuyordu. İnsanlar doğal olarak çift kişilikli olabildikleri gibi, hipnotizma etkisi altında yapay ikinci kişiliklere de bürünebiliyorlardı. Du Maurier işte bu gündemi romanında kullandı.
1894'te basılan roman, yapay çift kişilikli Trilby adlı genç kız üzerine kurulmuştu.
Romanda Svengali, ortayaşlı başarısız bir müzisyen. Bir tesadüf sonucu tanıdığı Trilby'yi hipnotizma ile eğitir ve çift kişilikli hale getirir. Svengali tarafından belli bir komutla uyuyup ya da trans haline geçip ikinci kişiliğine bürünen Trilby yeni komutla kendine geldiğinde hiçbir şey hatırlamaz.
Trilby harika bir şarkıcı olur. Konser gelirleri ile Svengali fevkalade lüks bir hayat yaşamaya başlar.
Tüm konserleri trans halinde veren Trilby, Svengali'nin tam bir kuklası ve kölesi olmuştur.
Svengali, bağımsız, özgür ve mağrur Trilby'den, tüm emirlerine itaat eden bir köle yaratmıştır.
Romanın sonunda Svengali ölür. Birkaç saat sonra da Trilby hayata veda eder. Du Maurier'nin tezine göre beyni kontrol edilen kurban, kuklacısının ölümünden sonra yaşamını devam ettiremez.
Webster's sözlüğü, Svengali karşısında şunları yazıyor
"Genellikle şeytani amaçlarla, bir başkasını emirlerini dinlemeye zorlayan ya da ikna eden kişi.."
Kaçırmayın!..
Avrupa Kadınlar Voleybol Şampiyonası'nda özellikle Ruslar'ın maçlarını kaçırmayın,.. Salonda olamazsanız, televizyon başında olun..
Sydney Oyunları'nda Kadın Voleybolü en ilgi çeken spor dallarından biri oldu. Hemen her biri birer manken güzelliğindeki voleybolcu kızlar bu ilginin baş sebebiydiler.. Hatta iyi hatırlıyorum.. İtalyan takımı, kız maçlarında erotik çekimler yapıldığı iddiası ile Avustralya Televizyonu'nu Olimpiyat Komitesi'ne şikayet bile etti.
Biz Kenan'la Rus takımının maçlarını kaçırmadık.. Tabii kızlar da güzeldi, ama her maçta salona koşmamızın asıl sebebi Rusların efsane koçu Valery Karpol'u izlemekti.
Güneydoğu'daki bilmemkaç karılı maço ağalar Karpol'un eline su dökemez.. Adamın molalarda hata yapan kızları bir dövmediği kalırdı. Bağırma, çağırma, sövme, el kol, hatta ayak hareketleri.. Karpol bilerek ya da bilmeyerek tam bir şov yapıyor ve işin garibi ondan nefret ettiğini sandığımız kızlar hocalarına tapıyorlardı. Çünkü onun bütün öfkesinin ve yarattığı dehşet havasının amacının kendilerini zafere götürmek olduğuna inanmışlardı.
Karpol'ü izleyin..
Mesajı içinde..
Mazlum Gözalır'ın yolladığı kısa notun mesajı kendi içinde..
Ne kadar şirin.. Teşekkürler Mazlum..
"Cmabridge Üinversitesinde yaıpaln bir arşaıtrmaya gröe, bir kleimedkei hafrlrein hnagi sıarda didizlikleri dğeil, ilk ve son hafrlrein dğoru yedre olamalrı öenm tşamıatkadır. Geirsi taammen karşıık osla blie ynie de surosnuz olraak okubanilir. Buunn sbeebi isnan benyinin her hafri tektek dieğl kemileelri bir btüün oralak omukadısır."
Deniz temiz!..
Yarın öğle üzeri, saat birde falan sahilde olmaya bakın.. Eğer İstanbul'a sahipseniz.. Eğer denizlerin pisliğinden şikayetçiyseniz.. Eğer sivil toplum örgütlerinin gereğinde ve zamanında devletten güçlü ve etkili olduğuna inanıyorsanız.. Eğer her şeyi devletten bekleyerek oturmanın, bu ülkenin geri kalmışlığının en büyük sebebi olduğu bilincinde iseniz..
Uluslararası Deniz Temiz Günü, 21 Eylül Pazar günü, 13.00-16.00 arasında Kuruçeşme'de, Kilyos'ta, Büyükçekmece, Ortaköy, Büyükada, Pendik, Üsküdar ve Caddebostan'da yapılacak eylemlerle kutlanacak.
2002 yılında 110 ülkede, 391 bin gönüllü 4 milyon kilo atık toplamış denizlerden.
Deniz Temiz Derneği, bu çok özel güne özellikle çocukların getirilmesini istiyor..
Hiç değilse gelecek kuşakları kurtarmak amacı ile..
Bilgi almak isterseniz, 0 216 310 93 01'i arayabilirsiniz.
SEVDİĞİM LAFLAR
Aklınızı büyük düşüncelerle besleyin.
Benjamin Disraeli
TEBESSÜM
-ArkadaÅŸlar telefonlar dinleniyormuÅŸ...
-İyi iyi dinlensinler zaten çok yorulmuşlardı...
BİZİM DUVAR
Türk balon
hizmete girdi.
Sana dün bir tepeden baktım aSİS İstanbul.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|