|
 |
|


En büyük tehlike
Sosyal güvenlik sistemini yeniden yapılandırma çerçevesinde yürütülen bir çalışma nihayet tamamlandı.
Buna göre, Emekli Sandığı, SSK ve Bağ-Kur, "Emeklilik Sigortaları Kurumu" adıyla tek çatı altında toplanacak.
"Nihayet" dememizin nedeni, çalışmaların epey önceye dayanması. Konu ilk kez 7'nci Beş Yıllık Kalkınma Planı'nda hedef olarak yer aldı. Dünya Bankası'na 2000 Mart'ında verilen "Kalkınma Politikası" başlıklı mektupta, "Sosyal güvenlikteki idari ve kurumsal reformların o yıl sonuna kadar uygulamaya sokulacağı" taahhüt edildi.
Peşpeşe iki kriz Türkiye'yi yangın yerine çevirince, dosya yeni iktidara devredildi.
Peki yeniden yapılandırma, sistemi kurtarabilecek mi?
Hayır. Çünkü iflas tehlikesini savuşturmak için yine 7'nci Plan'da sıralanan köklü önlemler paketi henüz tartışılmıyor.
Oysa sosyal güvenliği adam etmedikçe, Türkiye'nin belini doğrultması mümkün değil. Hatta, her alanda reform yapsanız bile, o tek başına Türkiye'yi yeni krizlere sürüklemeye yeterli. Tabloyu birkaç rakamla anlatalım
* Batı'da 1 emekliye 4 çalışan düşüyor, Türkiye'de 1.6 çalışan!
* Sosyal güvenliğin finansman açığı 1994'te GSMH'nin yüzde 1'ini yutuyordu, 1999'da 3.7'ye çıktı. Bu yıl yüzde 5'i bulacak.
* Açığı kapatmak için bu yıl bütçeden 13 katrilyon lira aktarılması öngörüldü. Ama o da yetmeyecek; Devlet Bakanı Babacan 600 trilyon liralık ek kaynak daha gerektiğini açıkladı.
* Prim ödeyen sayısı yılda 100-150 bin kişi artıyor. Emekliye ayrılan sayısı ise 300-400 bin kişi. Başesgioğlu her ay SSK'dan 25 bin, Bağ-Kur'dan 13-15 bin kişinin emekli olduğunu bildirdi.
Bu yüke ABD bile dayanamaz. Vakit yitirmeden köklü önlemler alınmazsa, kara delik hepimizi yutacak.
Haydi gel köyümüze dönelim
Muş'ta 6 kişinin selde ölmesi, insan hakları örgütleri dışında pek kimsenin ilgilenmediği "Köye dönüş" dramını gözler önüne serdi.
Sel kurbanları, iki yıl önce köylerine dönmüşlerdi ama çadırlarda yaşıyorlardı. Evleri terörle mücadele döneminde yıkılmış, dönüşte verilen sözler de bugüne kadar yerine getirilmemişti.
Doğu ve Güneydoğu'da 1990-1999 döneminde 3.700 köy boşaltıldı. Kimine göre 1 milyon, kimine göre de 3.5 milyon insan yerinden-yurdundan oldu.
Apo'nun yakalanmasından sonra çatışmalar büyük ölçüde bitince, Köye Dönüş Projesi hazırlandı. Dönenlere maddi destek, fidan, hayvan, konut sözü verildi. Ancak "şeffaf olmadığı" gerekçesiyle, bu projeye uluslararası kuruluşlardan yardım sağlanamadı.
Yerle bir olmuş köyleri yeniden kurmak kolay mı? Ankara kıt imkanlarıyla her yıl ancak belli sayıda köyü ayağa kaldırabildi.
Ilıcak ve Derecik'e henüz sıra gelmemişti... Ve bir gece sel suları, çadırları alıp götürdü. Ölenlere mi ağlasınlar, ortada kaldıklarına mı?
Mesajlarınız için:
esafak@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|