|
 |
|

HINCAL ULUC
Sinirsiz ozgurlukler.. Demokrasi.. Avrupa Birligi..
Ben gunahim kadar sevmem.. Ama adam Avrupa'nin onde gelen liderlerinden.. Fransa Devlet Baskani idi.. Simdi Avrupa Konvansiyonu Baskani..
Lafi agzinda gevelemeden, acik secik ve cok net konusuyor.. Gecen hafta sonu konustu. Bekledim ki bizim koselerde yanki bulsun, yorumlansin. Geciniz, haber olarak dahi minnacik yer aldi..
Bakin ne dedi, Valery Giscard d'Estaing, ozetle..
"Turkiye'nin AB uyeligi uzerine kafa yormak, onunla ugrasmak, abesle istigal.. Turkiye AB'ye asla uye olamaz. Olmamali da zaten.. Daha gercekci bir yaklasim icinde olmali, AB ile Turkiye arasinda ozel iliskiler uzerine calismaliyiz. Iste bu olur.. Amerika ile Meksika arasinda oldugu gibi.."
Meksika Amerika'nin arka bahcesi ve oyuncagi.. Giscard da boyle bir sey mi istiyor acaba diye dusunmeden edemiyor insan..
Giscard "Avrupa ulkeleri arasinda ust duzeyde bir sosyal butunlesme olacaksa, bu Turkiye ile olmaz" diyor.. Kastettigi buyuk olcude din ve inanc farklari..
Baskan "Turk halki da zaten Avrupa Birligi kurallari ve yasam tarzini hazmedemez. Avrupa Birligi'ne katilma, ulkelerindeki yasal ve sosyal hayati nasil kokunden degistirecek, bunun farkinda degiller" diyor..
Fena halde kizdim once..
Avrupalinin Turk'e tipik bakisi bu.. Ikinci sinif insan. Onun standartlarina gelmesi, uymasi soz konusu degil. Kullan, ama uzakta tut..
Simdi tekrar dusunuyorum..
Kiziyorum ama, adam aslinda icindeki gercegi soyleyen ender Avrupalilardan biri..
"Efendim biz sizi icimize almayiz. Cunku sizden cok farkliyiz.. Icimize girme cabalarindan vaz gecin. Sizinle uygun komsuluk kosullarini tartisalim.."
Peki, bize umut veren, gaz veren "Sunu da yaparsaniz, bunu da yaparsaniz aliriz" diye durmadan uyum (Uymaktan mi geliyor, uyumaktan mi belli degil) paketi ismarlayanlarin amaci ne.. Onlar da Giscard gibi dusunmuyorlar mi icten icten.
Olaya boyle bakinca, aslinda Giscard'a kizasi gelmiyor insanin. O hic degilse samimi.. Acik konusuyor.. Otekiler niye alacakmis gibi yapip bu yasalari cikariyorlar peki..
Bunun sebebini, Yargitay Baskani Eraslan Ozkaya'nin konusmasinda bulmak mumkun..
"Demokratlasiyoruz" adi altinda sinirsiz ozgurlukler tanimak, genc Turkiye Cumhuriyeti icin henuz erken, bazi yasalari gecirmek, cok tehlikeli sonuclar verebilir..
Baskan bunlarin birini isaret etti.. Laik devlet yikilip, yerine teokratik bir din devleti gelebilir..
Uniter devlet yikilip, yerine bolunmus devletler kurulabilir.. Doguda, merkeze cok hafif baglarla bagli etnik esas uzerine eyaletler, hatta, ayrilmis, kopmus yeni devletler..
Madem demokrasi.. Madem sandiktan cikan halkin oyuna hicbir sinirlama olmadan baglilik.. O zaman, kralci, halifeci partiler niye kurulmasin?.. Bolgesel ayrimcilik guden siyasal kuruluslar neden ayriligi sandikta aramasinlar?..
Valery Giscard d'Estaing'in kastettigi "Hazmetmesi zor ve farkinda olunmayan sosyal ve yasal degisim" bunlar degil mi?.
Giscard "Bizden degilsiniz, uzak durun" diyor, acikca.. "Icimize girerseniz siz bize zarar verirsiniz, biz de size.. Girmeyin. Giremezsiniz zaten, almayiz. Gelin iyi komsu olalim."
Otekiler durmadan umut verip yeni yasalara zorluyorlar. Alacaklarindan degil. Avrupa'nin dibinde bu kadar guclu bir devlet istemediklerinden.. Bolunmus, cagin gerisine dusmus bir Turkiye onlar icin cok kolay lokma olacak da ondan..
Istedikleri yasalarin henuz hazmedilemeyecegini biliyor, genc Turkiye Cumhuriyeti'ni nasil zayif dusurecegini gorebiliyorlar.
Turkiye ve Avrupa Birligi iliskileri cok derin bir konu.. Cok iyi dusunmek gerek.. Hem de cok iyi dusunmek..
Ozkan'la Kac Para'ya alkis..
Yillar yillar once.. Ilk defa Amerika'dayim.. Bir hafta falan kalacagiz. Hergun belli saatte ekran basina gectigime dikkat eden kayinpeder birgun dayanamadi, "Yahu Hincal sen buraya televizyon seyretmeye mi geldin" deyiverdi..
Ilk defa Amerika'dayim.. Amerika'da gorulecek binlerce sey beni bekliyor. Vaktim kisa ve onun bir bolumunu ekran basinda geciriyorum. Adam hakli.. Ama ben de hakliyim.. TV yarismalari benim icin hobi.. Amerikan televizyonlari yarisma cenneti. Muthis seyler var, cesitli kanallarda.. Ucuncu gun beni hala tiryaki edene yakalandim. Amerika da tiryaki zaten. En uzun omurlu yarisma bu..
The Price is Right..
Fiat tahmini uzerine kurulu binbir cesit oyun.. Oyunlar guzel.. Oduller akillara durgunluk verici..
"Turkiye'de yapmaliyiz. Ben sunmaliyim" dedigimde daha ozel TV'ler yoktu.
Sonra bizde de ekran zenginligi basladi. Vallahi unuttum, The Price is Right'i da getirdi kanallarin biri.. Inanir misiniz bana teklif ettiler.. Gittik, konustuk. Denemelere basladik. Ama benim calisma saatlerime uymadi bir. Bizde kurulan dekorlar, hazirlanan oyunlar, Amerika'dan aklimda kalanlarla opusmedi iki.. Cekildim.. Metin Serezli basladi.. Ama ucuz etin yahnisi olmadi, dunyanin en guzel yarismasi kayboldu gitti.
Bu sezon baslarken bir baktim..
Aaaa..
atv almis yarismayi.. Ozkan Ugur'a vermis. Pazartesi aksamuzeri nasil heyecanla oturdum ekran basina..
Olmus.. Bu defa olmus.. Bir defa Ozkan harika olmus.. Adam sanki sunucu olmak icin dogmus.. Yarismacilari etkilemeden, sasirtmadan, yaniltmadan nasil renk katiyor.. "Ozkan sov" yapacagim diye de ritmi tempoyu asla dusurmuyor..
Isik iyi.. Dekor iyi.. Oyunlar iyi.. Oduller iyi..
Ilk, daha birinci gun ile ilgili elestirilerim, detaysal..
O Rus revu gurubuna hic ihtiyac yok. Yarisma cilgin seyirci goruntuleri ile baslamali.. O seyirci ile de cok prova yapilmali. Yarismanin asil carpici yani, bu seyirci coskusunun ekrana yansimasi. Amerika'da seyirciyi hazirlayan ozel yonetmenler var.
Yarismadan kopuk revu yerine, cok bol yarisma hostesi, cok cazip kiliklarla kullanilmali.
Finalde donen cark onemli.. Her zaman "100"den baslamasi unutulmamali.
Ozkan'la Kac Para, prime time yarismasi olabilir ve Turkiye'nin efsane yarismalarini yenebilir.
atv'yi, (Bir yildirim hizi ile gecirildikleri icin adlarini okuyamadigim) ekibi, hele hele Ozkan'i da yurekten kutluyorum.
Golgede sabirla duranlar..
Gecen yil bu zamanlar, dayanilmasi guc bir ekonomik kriz icindeki Sabah, bir de bolunmus, Sabah'i Sabah yapan o dev kadronun neredeyse tamamina yakinini kaybetmisti.
O sabahi hatirliyorum.. Kalanlar, ertesi gun gazetenin cikacagindan bile supheliydiler. Ciksa da satilacagindan..
Bugun, aradan gecen bir yil sonra, Sabah yikilmak, kapanmak bir yana, tirajini neredeyse katladi. Artis gayet saglikli bir sekilde devam ediyor..
Bu nasil basarildi?..
Sebeblerden biri elinizdeki gazete.. Ergun Babahan ve arkadaslari Sabah basliginin tepesinde yazili duran "Turkiye'nin en iyi gazetesi"ni yapmayi o kosullarda bile surdurduler..
Ikincisi.. Bence asil onemlisi Yildirim Unverdi'nin essiz bilgisi, deneyimi ve Omer Erdem'in genc ve dinamik yonetiminin birlesmesi ile olusan dagitim gucu..
Bakin, dagitim iyi islemezse, dunyanin en iyi gazetesini yaparsiniz ve kendiniz okursunuz..
Biz Erkekce diye harika bir dergi yaptik, 22 yil once.. Ama onu 150 bin satan Yildirim'di.. Koku aliyor, hissediyordu adeta.. Genlerinde vardi dagitimcilik..
Sabah bolundugu zaman bir gun icinde kuruldu, Merkez Dagitim.. Bir mucizeydi yapilanlar.
Ben Paris'ten dondugum gunlerde bir yaslarini kutladilar. Aralarinda olamadim.
Ama kalbim hep onlarla..
Hep golgede duran bu kahramanlarin basaridaki paylarinin aslinda "Aslan" oldugunu bilecek kadar yoneticilik yaptim cunku..
Gazetemi ve beni hergun sayilari artan sizlere ulastiran arkadaslara bir kere daha tesekkur ve tebriklerimle..
34 A 5652!..
Onceki sabah.. Gazeteye geliyorum.. Kopru cikis seridi bos.. Her sey duzenli gider gibi.. Ama uyaniklar ille var..
34 M 0479 plakali minibus saga daliyor. En uyanik soforler bu minibusculer. Istanbul'u dag basi kabul ediyor ve bir sefer daha yapabilmek icin her turlu kurali ayaklar altina aliyorlar. Bu da daldi, ama dalar dalmaz da ilerideki polisi gordu. Ani hizla tekrar sola saldirdi. Tam uzerimize.. Yani ya kaza olacak, ya maraza cikacak.
Bu ne istir?.. Polisin burnunun dibinde bir savas var. Polis orada, ama orada degil..
Dun sabah.. Bu defa sag serit vizir vizir isliyor.. 34 A 5652 plakali ekip arabasi orada.. Yolun kenarinda bir polis var, kavsagin icinde de bir polis var ustelik. Suc polisin gozu onunde isleniyor ve ben kahroluyorum gene..
Kopru cikis seridine cikanlari kopruye gonderme uygulamasi vardi, cok etkili.. Vaz gecilmis.. Trafik polisim gozleri onunde islenen suca seyirci.. Bir mavi araba vardi, tam onunde durdu. Sola giremiyor cunku. Sirasini sabirla bekleyen vatandas yol vermiyor, hakli olarak. Benim polisim geldi, uyaniga yol acti, kurallara uyani durdurarak, Allah sizi inandirsin..
Buyrun burdan yakin..Buyrun bu kentte trafigi duzeltin..
Kitlik!..
Allah Tugba Ozay'dan razi olsun.. Iyi ki var.. Her hafta sonu tam bes dergi onun sayesinde cikiyor, tam bes derginin calisanlari onun sayesinde ekmek yiyorlar..
Yahu olacak sey mi?..
Bu ulkede Tugba'dan baska resmi cekilecek kalmadi mi?.. Her hafta birinde, bu hafta mesela ikisinde birden kapak..
Hadi muthis bir dizinin oyuncusu olur, herkes hep merak eder, tamam.. Tugba senede iki defile, uc tanitima cikan bir manken hepsi o.. Ama hep onun resimleri.. Cunku onu cekmek kolay.
"Gel" diyorlar, geliyor. "Soyun" diyorlar soyunuyor.. Kim ugrasacak baskasi ile..
Kizin gorulmedik bir G Noktasi kalmis.. Hala onun resimleri.. Ve de ne ucuz resimler.. Mayo giydirip bacaklari yana actirdin mi erotik resim olur saniyorlar. Erotizm sanattir. Bunlar ucuz resimler..
Konusmalari da kizin agzindan biri yaziyorsa sasmam. Nasil anlamsiz, nasil sisirme, nasil palavra laflar bunlar.
Kullanilan kagida, kullanilan teknolojiye bakin.. Bir de bu yazilara, fotograflara..
Yazik..
Ucuzun, kolayin satisi da olmuyor tabii.. Birini alan hepsini, bir hafta alan, neredeyse tum yili almis gibi olunca, niye alsin ki..
Farkli olmak icin ugrasan, kafa yoran, cesaret eden, asil onemlisi yorulan yok.
Masanda otur.. Telefon et.
"Gel Tugba.. Soyun Tugba.. Bacaklarini ac Tugba.. Dergiyi sat Tugba.."
Yok yahu!..
SEVDIGIM LAFLAR
Sartlar her zaman sizin kontrolunuzde degildir, ama dusuncelerinizi kontrol edebilirsiniz.
Charles Popplestone
BIZIM DUVAR
Saddam iskambil destesinin maca asi.
Ortalarda gorunmedigine gore sikmiyor macasi!
(Unal Turgut)
TEBESSUM
Misir hukumeti Kizildeniz'in altina tup gecit yapmak icin ihale acar. Ihaleye Ingiltere'den, Amerika'dan, Japonya'dan ve Turkiye'den de Temel'in firmasi olmak uzere birer firma katilir. Firmalari teker teker mulakata cagirirlar ve teknik bilgi isterler.
Ingiliz firmasi
- Biz iki taraftan da eszamanli olarak tuneli kazmaya baslariz ve denizin altinda tam ortada bulusuruz. Tuneller arasinda maksimum 1 metre bir fark olur. 30 metre enindeki tunelde de 1 metreyi rahatlikla duzeltiriz der.
Amerikan firmasi
- Biz de iki taraftan kazmaya baslariz ve tam ortada bulusuruz; maksimum 50cm fark olur der.
Japon firmasi
- Biz iki taraftan kazmaya baslariz ve tam ortada bulusuruz. Maksimum20cm fark olur der. Sira bizim Temel'e gelir.
Temel
- Valla biz de iki taraftan kazmaya baslariz. Ortada bulustuk bulustuk, bulusamadik iki tuneliniz olur der.
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|