kapat
08.09.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMI
limasollu
TURKIYE
DUNYA
POLITIKA
SPOR
MEDYA
SERI ILANLAR
METEO
TRAFIK
SANS&OYUN
ACIL TEL

GREENCARD

Fabrika degil cennet

Is dunyasina hizli ve capkin bir genc olarak giren Mehmet Tanrisever kisa surede buyuk yol katedip fabrikasini da cennete cevirmis.

Tanrisever yalnizca isadami kimligi ile degil sanata olan duskunlugu ile de taniniyor. "Haci Fellini" lakabi da bu nedenle takilmis

Sahibi bulundugu celik tencere fabrikasinda olusturdugu "farkli" ortam nedeniyle su siralar adindan sikca soz ettiren Mehmet Tanrisever is yasamina 1976 yilinda actigi cay kasigi atolyesi ile baslamis. Tanrisever o gunleri, "Altima son model bir cabrio Ford cekmistim. Capkinlik yapardim. Hizli bir yasantim vardi" diye anlatiyor. Ancak bu hizli yasam bir sure sonra onu tatmin etmemeye baslamis ve genc isadami 1979 yilinda kendine yepyeni ama o da fazla surmeyecek bir yol cizmis.

"SEVAP DIYE SPONSOR OLDUM"
"Gunah diye her seyden elimi ayagimi cektim. Ancak bu kez de bunalima girip deliler gibi film seyretmeye basladim. Muzik dinliyordum. Sevap olur diye komunistken Islami ideolojiye donen bir iki muzisyenin cikardigi kasetlere sponsor oldum."

Bu arada atolyesini de gelistirerek Kirackoy'deki yeni yerinde fabrika haline getirdigini anlatan Tanrisever 1989'da bir teklif uzerine filmcilik isine girdigini soyluyor. Yapimciligini ustlendigi Minyeli Abdullah filminin hem kamuoyunda buyuk tartismalar baslattigini, hem de 500 bin seyirciyle cok iyi para kazandirdigini vurguluyor.

ISINI DE IHMAL ETMEDI
Yaptigi filmlerle Islamci sinemaci olarak tanindigini belirten Tanrisever bu arada isadamligini da ihmal etmemis. Buyuterek entegre bir celik esya uretim tesisi haline getirdigi fabrikasinda baslattigi uygulamalar icin Japonya'da gezdigi isyerlerinden ilham almis. "Bir gun fabrikada sorunlarla bogusurken baktim ne benim yuzum guluyor ne de calisanlarin. Kimse hayatindan, isinden memnun degil. Aklima yillar once gittigim Japonya'daki fabrikalar geldi.

Neden olmasin dedim ve herkese toplanmalarini soyledim. Basladim vatan millet sakarya edebiyatina. Baktim insanlar biraz gayrete geldi. O zaman ustabasilara her sabah bunu tekrarlamalarini soyledim. Bir sure sonra gelip 'Hep ayni sey olmuyor, insanlar bikti artik' dediler. Ben de bu fikri gelistirmeye calistim. Isin icine dans girdi, aerobik girdi, jimnastik, muzik girdi. Bir de Kur'an girdi. Konu sikintisi cekiliyordu. Dusundum ki Kur'an 600 sayfa. Her gun bir sayfa okunsa iki yilda sira gelmez."

EGLENCE MERKEZI GIBI ISYERI
Tanrisever bu arada fabrikaya yeni bolumler de ilave etmeye baslamis. Simdi icinde piyanosu, bilardosu, teleskopu bulunan batili tarzda dosenmis fitness salonlu, saunali, kapali yuzme havuzlu, sinemali bir ofis binasi var.

Hatta konuk isadamlarinin dinlenmesi icin bes yildizli bir otel suiti bile dusunulmus. Binanin icinde bulundugu bahcede ise milyarlarca liralik agaclarin yer aldigi kucuk koru, yari olimpik yuzme havuzu. Bir baska bolumde ise disko. Ama butun bunlardan daha ilginci Tanrisever'in tum bunlari fabrikada calisan iscilerinin kullanimina acmasi. Iscilerin sabah patronlariyla birlikte aerobik yaptiktan sonra ise basladigi, ogle tatillerinde havuza girdigi, film seyrettigi fabrika verimlilik artisi rekorlari kirmis.

KOLAY OLMADI
"Simdi bakinca herkes kolay oldu saniyor ama kolay olmadi" diyen Tanrisever, sozlerini soyle surduruyor;

"Biz burada Mardin'in bir ilcesinden farksiz olan Kirac'ta bir vaha yarattik. Insanlar basta bu uygulamalara direndiler. Devletin bile veremedigi egitimi vermeye calistik. Yillarimizi aldi. Dusunun adamin okumasi yazmasi yok. Cikip patronuyla birlikte aerobik yapacak. Yillar suren egitimden sonra ikna olduktan sonra simdi kultur duzeyiyle hic de bagdasmayan bir seyi hic cekinmeden yapar hale geldiler. Sadece onlarla da ugrasmadik. Disaridan gelen mafya tehditleri, PKK tehditleri, elestirilerle de cok ugrastik.

Turkiye'nin kulturu bizi fakirlestirdi. Bu fakirlik oldugu icin bu kulturu sevmiyorum. Hayatim boyunca Avrupa'nin muziklerine imrendim, calismalarina imrendim, sehirlerine imrendim.

Onlar gibi olmayi hayal ettim. Radyom var hep dans muzigi, bati muzigi caliyor. Fabrikamda o caliyor. Hatta bir zamanlar gitmek kacmak icin tum yollari bile hazirladim. Benim bir sozum var hep onu soylerim. Hayat devam ediyor, calismak cok guzel. Hayat bir savastir. Her sabah bir savasa baslarsin. Isini iyi yaparsan barisi elde edersin ve eve baris icinde gidersin."

Tanrisever'in olmazsa olmaz kurallari
* Mert Celik Fabrikasi'nda her sey odul ve ceza uzerine kurulu. Onceden belirlenmis kurallara uymamak bir ceza nedeni. Hosa giden bir davranis ise hemen odullendiriliyor.

* Sinema, yuzme havuzu gibi ortak tesisleri kullananlar hijyen sartlarina uymak zorunda.

* Bir mazereti olmadikca patron dadahil herkes sabah aktivitelerine katilmakla yukumlu.

* Fabrikanin bahcesi, icerisinde cesitli agaclarin bulundugu bir vahayi andiriyor. Tanrisever, her yil Kiraclilar'a dikmeleri icin bedava agac dagitiyor. Simdiye kadar dagitilan agaclarin sayisi 8 bin.

* Tanrisever gerek Kirac'tan gerekse cesitli yerlerdeki basarili ogrencilerden 200'une karsiliksiz burs veriyor.

* Fabrikada calisan okuma yazma bilmeyen isciler icin her yil okuma yazma kursu aciliyor. Okuma yazma bilmeyenler bu kursa katilmak zorunda. Katilmayi reddeden isten cikariliyor.

* Is gelistirmek icin herkesin fikir uretmesi isteniyor. Basarili bir fikir ureten odullendiriliyor.

* Tanrisever ayni zamanda 97.5 frekansindan yayin yapan ve surekli yabanci dans parcalari calan Radyo Play'in de sahibi. Radyonun merkezi de fabrikanin yonetim binasinda bulunuyor.


Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya tiklayin

<< Geri don Yaziciya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi
Sari Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGI BASIM YAYINCILIK SANAYI VE TICARET A.S. - Tum haklari saklidir