kapat
04.09.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

GREENCARD

SOLİ ÖZEL


Berlin'in ötesi

Bazen Türk basınının öncelikler sıralamasını kavramak kolay olmuyor. Başbakanların, hatta Dışişleri Bakanları'nın ABD ziyaretlerine en yüksek düzeyde refakat eden gazeteler ve televizyonlar, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Almanya ziyaretini genelde muhabir düzeyinde izlemekle yetindi. Buradan herhalde AB'nin ve özellikle de Almanya ile ilişkilerin önemli olmadığı sonucu çıkmaz.

Nitekim Almanya temaslarının bazı görünür sonuçları gazetelerin birinci sayfasından genellikle manşetten verildi. Almanya'da çalışan veya refakatçı olarak giden muhabirler ziyareti başarılı bir şekilde aktardı. Ancak yorumcuların, uzman gazetecilerin ve Ankara temsilcilerinin de katılacağı bir ziyaret daha kapsamlı değerlendirmelere yol açabilirdi.

Bu sorular görüşüldü mü?
ABD'de yönetimin en üst düzeylerindeki kişilerle, geçmişte Türkiye ile ilgilenmiş siyasetçilerle, elçilik yapmış diplomatlarla konuşulur. Düşünce kuruluşlarında çalışanlardan fikir sorulur. Siyaset oluşturulan yerlerden fikirler, yaklaşımlar, varsa çelişkiler bildirilir. AB üyeliği müzakereleri için geri sayım başlamışken, bu düzeyde bir ilginin, merakın ve araştırma güdüsünün Almanya gibi bir ülkeden esirgenmesi şaşırtıcı. Örneğin Irak'a asker gönderme konusu acaba görüşülmüş müdür? Görüşüldüyse kim ne demiştir? BM şemsiyesi altında işbirliği söz konusu mudur?

AB'nin en büyük başağrılarından birisi olan Türkiye'nin adaylığının nereye varacağı konusunda Almanya'da saflar keskinleşmekte, büyük kararla ilgili çizgiler netleşmekte. Hıristiyan Demokratlar artık açıkça din ayrımcılığına ya da yabancı düşmanlığına dayalı bir siyaseti benimsemiş gibiler. Bu temanın baharda yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimlerinde işleneceği belli. Almanya'da Sosyal Demokratlar bunun üzerine kendi tereddütlerini bir yana bırakıp rakiplerinin Türkler'e düşman, Türkiye'ye karşıt bu siyasetini kınayarak platform oluşturabilirler mi? Başbakan Schroeder'in Türkiye'ye olan muhabbeti, kalıcı bir siyasi tercih haline gelecek midir?

AB, alternatif olmamalı
Bu şartlarda Türkiye'nin yalnızca Kopenhag kriterlerine takılı bir gündemin ötesine gitmesi şarttır. Öncelikle Fransa ve Almanya'ya aslında tüm AB ülkelerine yönelik tekil siyasetler de geliştirilmelidir. Bunun ötesinde Türkiye'nin AB ile ilişkilerini, ABD ile ilişkilerine alternatif görme kolaycılığından da kurtulmak gerekir.

Özellikle Almanya, ABD ile bu ölçüde ters gitmeyi muhtemelen sürdürmeyecektir. Türkiye'nin de Atlantik İttifakı içindeki partnerleriyle dengeli ilişkiler kurması çıkarınadır. Koç Üniversitesinden Ziya Öniş ve Şuhnaz Yılmaz'ın "Türkiye-AB-ABD Üçgenine Bakış" başlıklı kapsamlı makalelerinde altını çizdikleri gibi "ABD'ye sırtını dönerek, tek boyutlu bir yaklaşımla Türkiye'nin Avrupa oryantasyonuna dayanmak Türkiye açısından tedbirli bir strateji değildir."

Türkiye hem AB hem ABD ile ilişkilerini eşzamanlı olarak derinleştirmeli, üçgenin içindeki ilişkileri yeniden tanımlamalıdır. Buna karşılık da "Türkiye'nin Avrupalı ve Amerikalı müttefiklerinin de Türkiye'yi yabancılaştırmanın ve tecrit etmenin maliyetinin çok yüksek olduğunu görmeleri gerekir." Özellikle Avrupa'da bunu görmek istemeyenler hayli kalabalıktır. Türkiye tabii kendisine düşenleri yapmalıdır. Ancak AB'ye katacaklarını ve AB dışında kalmasının maliyetinin ne olacağını da başta Paris ve Berlin her yerde ve ısrarla anlatmalıdır.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır