|
 |
|

EMRE AKÖZ
Bu iddialar doğru mu?
Herkes Süreyya Ayhan'ın yarışı niye birinci bitiremediğini tartışıyor. İddiaları gazeteden okuyor, TV'den seyrediyorsunuz Regl sorunu, son 100 metrede rakiplerinin ataklarına cevap verecek biçimde hazırlanmış olmaması, yarışlara sık sık katılmaması gibi son derece makul nedenler öne sürülüyor.
Ben atletizmden anlamam. Ancak bir konuda 'ilginç ve değişik' bir fikir öne sürüldü mü; fark ederim. Bunu da okurlarımızla paylaşmak isterim. Tam da bu sebeple bizim köşede bol bol 'alıntı' yer alır.
Sabah okurlarının büyük çoğunluğu, Akşam'ın spor yazarı Turgay Renklikurt'un Pazartesi günü yazdıklarını görmemiştir. Spor fizyolojisi konusunda basınımızın en önemli kalemlerinden biri olan Renklikurt, 'Sürayya Ayhan Olayı'na bambaşka bir açıdan bakıyordu o yazısında. Geniş bir özet yapıyorum
***
24 Ağustos tarihinde Tuba Akyol'un yaptığı röportajda Süreyya şunları söylemişti "... Uyurken bile sporcuyum ben. Öyle bir alışkanlık olmuş ki, uyurken bile kontrollüyüm. Kafama göre gerinerek rahat uyuyamam. KIVRIK YATMAMAM LAZIM Kİ L4, L5 fazla açılmasın. Dümdüz yatmam gerek. Sırtımın açılmaması lazım. Sürekli kontrol ederim, örterim. Böyle olmak zorunda."
Süreyya Ayhan'ın söylediği L4, L5; dördüncü ve beşinci bel omuru demek. Bilindiği gibi dört-beş bel omurunun arasından çıkıp, her iki bacağa dağılan sinire halk arasında 'Siyatik siniri' denir. Eğer, herhangi bir nedenle bu iki omurun arasındaki, 'disk' zedelenmişse, omurlar birbirine yaklaşır ve siyatik sinirinin üzerine diskin bir parçası baskı yapar. Bel fıtığı da denen bu durum bel, bacak-kas gruplarında ağrı ve zayıflamaya yol açar. Bel bölgesi iyi korunmazsa o yöredeki kas ısısı düşer, kaslar sertleşir; omurlar birbirine yaklaşır, siyatik siniri üzerine baskı artıp ağrıya neden olur.
Süreyya'nın ifadesi açık seçik onun, 'Bel fıtığı-siyatik siniri' sorunu olduğunu ortaya koyuyor. Böylesi sorunu olan birisi, arkası arkasına 1500 metre gibi vücutta anormal laktik asit birikimi ve kas sertleşmesine yol açan müsabakalara girerse 4-5 bel omurları çevresindeki kaslar yükü taşıyamaz; omurlar siyatik sinirine baskı yapar, ortaya çıkan ağrılar nedeniyle ilgili kişi gerektiği gibi koşamaz.
1500 metre finalinden sonra Süreyya Ayhan'ın şu sözleri çok anlamlı "... Önümüzde iki Golden League yarışı var. Ancak, Brüksel'de koşup koşmayacağım, TÜRKİYE'DE FİZİKSEL DURUMUM ARAŞTIRILDIKTAN SONRA BELLİ OLACAK. Bazıları yarış öncesi daha fazla müsabakaya katılmam gerektiğiyle ilgili yorumlar yapmışlar. Ben çok önemli madalyalar için yarışlara çıkmak isterim. ÇOK SAYIDA YARIŞ KOŞTUM MU SAKATLIK RİSKİ ÇOĞALIR. BUNUN DA ÖNLEMİNİ ALACAĞIZ..."
Süreyya Ayhan 1500 metre finaline gelinceye kadar çok önemli ve sert geçen üç yarışa katıldı. İddia ediyoruz ki, yarı final ve final yarışlarında siyatik sinirinden kaynaklanan sorunlarla karşılaştı ve sağlam bir şekilde yarışamadı. Her iki yarışın son metrelerinde adeta teslim olur gibi koşması, çırpınmaması, güçsüzlükten değil, büyük bir olasılıkla ağrılardandı.
Süreyya Ayhan ve bazı yetkililer altın madalyanın kaçırılmasına, 'menstrasyon-ay hali-regl' durumunun neden olduğunu ileri sürdüler. Böylesi bir gerekçeye inanmak doğrusu çok zor.
Çünkü Süreyya'nın üç aşağı, beş yukarı ne zaman regl olacağı biliniyordu. Stres sonucu aniden ortaya çıkan regl durumunda bile meydana gelecek zihinsel ve kimyasal değişiklikle bunun organizma üzerinde yapacağı olası menfi etkiler ortadan rahatla kaldırılabilirdi. Bugünkü teknolojik imkanlarla bu iş çocuk oyuncağı gibidir. Eğer bu kadar basit bir handikapın üzerinden gelecek bir bilgi birikimi yoksa, Süreyya'nın yanında yöresinde yer alanlar ne işle uğraşırlar doğrusu merak ederiz.
Süreyya, "Fiziksel durumum araştırıldıktan sonra Brüksel'de koşup koşmayacağım belli olacak" diyor. Şimdiye kadar regl durumunun bir bayan atletin 'fiziksel durumunu' üstelik aradan epey zaman geçtikten sonra bile yarışıp yarışmayacak kadar etkileyebildiği görülmüş, işitilmiş şey değildir. Açıkçası fiziksel durumdan kasıt, olsa olsa; "L4, L5 ne durumda; onu araştıracağız" demektir.
A) Ayhan altın madalya için elinden geleni yaptı. Ancak, Türk kafilesinde, 'Altın madalya için gerekli teknolojik birikim ve uzman kadro' yoktu.
B) Süreyya Ayhan her yarışa, 'Geçici değil, kalıcı bel sakatlığı sebebiyle' G-İ-R-E-M-E-Z, girmemeli. Gireceği yarış veya yarışlara kuyumcu titizliği ile ve özel tedavisine devam ederek girmeli.
C) Süreyya'nın çalışma ekibine nörolog, ortopedist ve endokronoloji (iç salgı) uzmanları muhakkak eklenmeli.
****
Süreyya Ayhan'ın sözlerini Turgay Renklikurt işte böyle yorumluyor.
Dediğim gibi Ben uzman değilim. Atletizmden, kaslardan, omurlardan, fıtıktan anlamam.
Ancak bunların çok önemli iddialar (ya da saptamalar) olduğunun farkındayım. Olaya bambaşka bir açıdan bakıyor. Eğer Renklikurt'un bu dedikleri doğruysa, 'regl' gerekçesini filan bir kenara bırakıp olup biteni yeni bir gözle değerlendirmek gerekiyor.
(Not Bu yazıdan sizi dün haberdar edecektim. Ancak 'Bakalım nasıl bir cevap verilecek bu iddialara' diye bekledim. Ben kayda değer bir şey göremedim. Akşam gazetesi bile ancak bir gün sonra fark edip birinci sayfasına almıştı Renklikurt'un söylediklerini.)
DÜZELTİRKEN BOZMAK
Bilmeyenler 'tevazu sahibi' anlamındaki 'mütevazı'yı 'mütevazi' diye yazıyor. İşini ciddiye alan redaktörler bu kategoride değil tabii... Ancak onların bazıları da 'mütevazi'nin 'paralel' demek olduğunu bilmiyor. Sonuç Yeniler değil ama eski metinler sorun yaratıyor. Örnek "Yeni yapılan apartman ve evler arasında uzayan ve birbirine mütevazı ilerlemeye çalışan yollar..." ('Gece Yarısı'; B.R.Eyuboğlu'nun yazıları, İş Bankası Yay.) Belli ki doğru olan 'mütevazi' kelimesi iyi niyetle 'düzeltilmiş' ve ortaya bir hata çıkmış.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|