kapat
04.09.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

GREENCARD

YAVUZ SEMERCİ


Temiz aile kızları...

Türk bankaları, kötü yola sürüklenmiş temiz aile kızlarına benziyor. Özel sektör bankaları temelsiz, zahmetsiz, zenginleşme ve güç sahibi olmayı arzuladı. Bu isteğe çanak tutan kamu; Hazinesi ve bankalarıyla "gel gel" yaptı. Güç sahibi olduğu için aracı-komisyoncu görevi üstlenen siyasetçiler de bu çarpık ilişkileri "hayatın olağan akışı" gibi topluma sunma başarısını gösterdi.

Her ne kadar değişime dönük uygulamalar olsa da, tüm finans sektörü, Ankara'nın hali hazırda çekim gücü yüksek, ağır ve hantal yapısına teslim olmuş durumda. Bir yandan Ankara'nın irrasyonel uygulamalarından yakınırken, bir yandan da oradan nemalanıyorlar.

149 katrilyon liralık iç borç stoğu olan Hazine, bankaların iştahını kabartıyor.

Bankaları sadece kamuya para satarak kazanmaya özendiren ve yoldan çıkaran sistem, düne kadar kamu bankaları ve devletin borçlanma ihtiyacı üzerine kurulmuş iki ayakla çalışıyordu.

Siyasi kişiliğini beğenir veya beğenmezsiniz, Kemal Derviş, bu iki ayaktan birini yok etti. Kamu bankalarının görev zararı adıyla biriktirdikleri 23 katrilyon liralık yük, (yaklaşık 14.5 milyar dolar) 2001 yılında Hazine'nin üzerine yıkıldı. Kamu bankaları temizlendi. Şu anda bu bankalar artık kamu adına parasını almadan hiçbir ödemeyi yapmıyor.

Birkaç gün köşede, ilk kez yayınlanan bazı bilgilere yer vereceğim.

Kaynağım TBMM Yolsuzluk Araştırma Komisyonu'nun raporu. Komisyonun kendini "yargı" yerine koymasını eleştirdim. Ama tespitleri görmemezlikten de gelemeyiz.

1) Kamu bankalarının batık kredileri, görev zararı adı altında gizlice tasfiye edildi. Yani görev zararı zararını saklamak için paravan olarak kullanıldı.

2) Örneğin, Emlak Bankası, Ziraat Bankası'na devredilirken, canlı krediler bile batık gibi gösterilerek karşılık ayrıldı ve bunun karşılığında Hazine'den 1.9 katrilyon liralık bono alındı. Bu bankanın taşınmazlarının rayiç değerleri dikkate alındığında Ziraat Bankası'nın aldığı bonoları iade etmesi gerekir.

4) 1993 yılında pamuk üretimi 600 bin ton civarındaydı. Bu üretimin tamamına prim verilmesi durumunda yapılacak ödeme 1.8 trilyon lira tutuyordu. Oysa Ziraat Bankası o yıl sahte belgeler nedeniyle 4.6 trilyon prim ödedi. Bankanın 13 katrilyon liraya ulaşmış görev zararının 9 katrilyonu işte bu gerçek dışı desteklemenin faiz yüküdür.

5) Görev zararlarına ödenen faiz de tartışmalıdır. Hazine adına yapılan ödemelere uygulanan faiz, ana paranın 2 bin 831 katıdır.

Akıllara şu soru takılabilir. Bir kamu bankasının kamu adına yaptığı ve karşılığını alamadığı miktara ne kadar faiz işletileceğine kim karar veriyor?

Söyleyelim. Düne kadar bu kararı hükümet, Bakanlar Kurulu kararı alarak veriyordu. Kamu bankalarının görev zararı için uygulanan faiz oranları yıllara göre şöyle

1994 yüzde 335, 1995 yüzde 285, 1996 yüzde 410, 1997 yüzde 166, 1998 yüzde 157, 1999 yüzde 162, 2000 yüzde 64, 30.04.2001 tarihinde (son kez ) yüzde 184.

Bu anormal faizler ile bilançoları hormonlanan, batık kredilerini gizlenen kamu bankaları, nakit açığını özel sektör bankalarından fonlayarak yapmaya başladı.

Yarın, kamu bankalarının verdiği faiz oranları ile "baştan çıkarılan" ve günlük net yüzde 10 faiz alan özel sektör bankalarından birkaç örnek vereceğiz. Nerelerden geldiğimizi anlamak için yeterli olacak sanırım...


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır