|
 |
|

ABDURRAHMAN YILDIRIM
Tetikte olma zamanı mı?
Dün açıklanan ağustos ayı verileri ilk kez arka arkaya dört ay eksi enflasyon yaşadığımızı, yıllık hedeflerin tutturulabileceğini hatta altında kalınabileceğini gösterdi. Dolayısıyla iki yıl üst üste enflasyon hedefi olumlu anlamda geçilmiş olacak. Bu önemli bir gelişme, çünkü yürütülen programın ana hedeflerinden biri gerçekleşecek. Ancak çekirdek enflasyonun kur düşüşüne rağmen hafif artışı dikkat çekici. Ekonominin canlanması, kapasite kullanımının yüzde 81 ile tavan düzeyine varmasından sonra özel sektörün eski alışkanlığına geri dönmesi ve zam yapmaya başlamasının işareti mi acaba? Bunu önümüzdeki aylarda daha net görebileceğiz.
Enflasyondaki bu başarı, aynı zamanda yatırım araçlarının reel getirilerini de yükseltti. Bononun 8 aylık reel getirisi yüzde 23 ile yıl bazında beklenen enflasyonu şimdiden yakaladı. Döviz sepetinin kaybı da tam olarak yüzde 23 düzeyinde. Yılbaşında dövizden bonoya geçenler yüzde 23'lük zarardan kurtuldukları gibi yüzde 23 reel kâr ettiler.
* Siyaset öne çıkıyor- Önümüzdeki haftalarda siyaset kazanı daha bir gür kaynamaya başlayacak. Bunu tetikleyecek ilk neden Yargıtay'ın ve ardından YSK'nın DEHAP ile vereceği karar. Karardan ya Meclis'te iki partiden azaltılan milletvekilleri karşılığında yeni bir grubun kurulması ya da yeni bir seçim kararı çıkacak. Karar ne olursa olsun hükümet değişmeyecek. Yeni bir seçim de olsa AKP yine en güçlü iktidar adayı. Ancak Meclis'te yeni grup demek, hükümetin Anayasa'yı değiştirecek çoğunluğu kaybetmesi, gücünün ve çalışma temposunun zayıflaması demek. Üstelik seçim sürecine girilirse durum biraz daha farklı olabilir. Ekonomi yeniden ikinci plana itilebilir, AKP yine hükümet olur ancak aynı çoğunlukla işbaşına gelmesi de garanti değil. Dolayısıyla böyle bir süreçten piyasaların kısmen olumsuz etkilenmesi normal karşılanmalı.
* Krize ne yol açar?- Ancak Hazine'ye 5 milyar dolar dolayında yük bindireceği anlaşılan İmar Bankası olayı bile, nisan ayından bu yana devam eden iyimser gidişi değiştiremedi. Böyle bir durumun sürmesini isteyenlerle veya olumlu yöndeki güçlerle olumsuz yöndeki güçlerin yeni bir çarpışmaya girmesi ve dengelerin değişmesi, ancak beklenmedik gelişmelerin ortaya çıkması veya yeni bir şokla mümkün.
Böyle bir şoka ne yol açabilir?
IMF ile ilişkilerin kopması ve programdan vazgeçilmesi olabilir. Yüzde 6.5'lik faiz dışı fazlanın tutturulamaması ise IMF ile program devam ettikten sonra ciddi bir sorun yaratmayabilir. Çünkü bunun onarımı mümkün olabilir.
ABD ile siyasi ilişkilerin kopması da ekonomide benzer bir deprem etkisi yaratabilir. Bu durumda hem 8.5 milyar dolarlık kredi hem de IMF ile ilişkiler ve program yatar.
Hemen belirtelim ki, her iki ihtimalden de şimdilik uzağız. Ancak her iki durumun da gerçekleşmesi yeni bir ekonomik kriz yaratır.
* Krizin bedeli olur- Önce Rusya, sonra 2001 krizinden sonra 6 yılda üç büyük krizi artık toplumun kaldırması zor. Son kriz zaten gerekli olan siyasi sonuçları yarattı. Yeni bir krizin de yeni siyasi sonuçlar yaratması ve krize yol açan hükümeti işbaşından götürmesi beklenmeli.
Sanırım AKP Hükümeti de bunun farkında. Iktidarını koruyabilmek için ekonomiyi krize sokmadan götürmek zorunda.
Sadece hükümetin değil, mali piyasaların ve tasarruf sahiplerinin de tetikte ve tedbirli olmasının zamanı.
* Sonuç- "İşini kış tut da, yaz çıkarsa bahtına" Türk Atasözü *
Mesajlarınız için:
ayildirim@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|