kapat
04.09.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

GREENCARD

MEHMET BARLAS


Bu kadar kuşkuya hiçbir can dayanmaz!

Acaba DEHAP, gerçekten sahte belgelerle mi seçime katılma hakkını elde etti?

Acaba İmar Bankası'ndaki hesapların gerçekten bir bölümü, hayali ya da kanuni karşılıksız mıydı?

Acaba MGK Genel Sekreterliği adına birileri, Güvenlik Belgesi uyarınca, sivil toplumun kafasını karıştıran eylemler koydular mı?

Acaba Rusya'dan doğalgaz alım ve iletişiminde, gerçekten kirli işler döndü mü?

Acaba... Acaba... Acaba...

Bu acabalarla başlayan sorular listesini, istediğiniz kadar uzatabilirsiniz.

Bilin ki, üç tane Türk vatandaşı bir araya geldikleri zaman, laf dönüp dolaşıyor ve sonunda sıra, toplumsal beyni kemiren topyekün kokuşmuşluk kuşkusunun konuşulmasına geliyor.

Böyle bir aile düşünebiliyor musunuz?

Ailenin bütün üyeleri, birbirlerinden kuşku duyuyor.

Ya da bir şirketin sahipleri, yöneticileri ve bütün çalışanları, şirketi soymaya çalışıyor.

Bir medya düşünün..

Bütün rakip sermayeler, birbirlerini, yasa dışı davranışların sahipleri olarak görüp, suçlamakta..

Veya, yurt ve dünya sorunlarına farklı yorumlar getiren aydınlar, karşıt görüş sahipleri hakkında, ya "Satılmış", ya "Hain" ya da "Ahmak" diye konuşuyor.

Türkiye'de ciddi bir "Güven Bunalımı" var.

Bir toplulukta kimi, hangi ismi gündeme getirseniz, hep aynı tepkiye tanık oluyorsunuz.

- Bırak onu.. Onun ne mal olduğunu çok iyi biliyoruz.

Toplumun bir bölümünün güvendiği isimlere, toplumun diğer bölümü kuşku ile yaklaşıyor.

Diyorsunuz ki mesela

- AK Parti'ye bravo!. Avrupa Birliği için yapılacak her şeyi yapıyorlar.

Hemen biri atılıp, itiraz şerhini seslendiriyor

- AK Parti, takiyye yapıyor. Onların derdi Avrupa Birliği'ne girmek değil, askerleri etkisiz kılmak!

Bağımsız, bağlantısız, özgür ve özerk kurumlar ve kişiler arıyorsunuz.

Her olaya ışık tutup, aklın gereği olan yolu gösterebilecek birileri olmalı.

Ama yok öyle bir ışık ortada.

Cumhurbaşkanı Sezer mi, tarafsız ve özerk davranışlar sergiliyor?

Yargının, vicdanı ile cüzdanı arasında sıkıştığını, yüksek hakimler de seslendirmiyor mu?

Veya üniversiteler adına konuşan YÖK mü tarafsız sanki?

Kamu kurumlarından birine işiniz düştüğü zaman, aklınıza "Adamını Bul" ilkesi gelmiyor mu hemen?

Sosyo-politik yaşamda, güvensizliğin böylesine az olduğu ortamlarda, bireyler ne yapmalı acaba?

Her ihale şaibeli, her karar ön-yargılı, herkes taraflı ise ve toplumda güvenilecek ne kişi ne de kurum kalmadıysa, bireyler, varlıklarını ve geleceklerini nasıl koruyabilirler?

Bana göre bunun yolu, herkesin kendinden ve yakın çevresinden sorumlu olmasıdır.

Ailenizden veya yakınlarınızdan biri, kaynağı belli olmayan büyük bir malvarlığına sahip olunca, onu polise ve yargıya bırakmadan, siz sorgulayın.

Yasa dışılık ve ahlak dışılık, gazetelere manşet olmadan, yakın çevrede siz gürültü kopartın.

Önüne geleni ahlaksızlık ve kokuşmuşlukla suçlayanların, ahlaklı ve temiz olduklarına inanmadan, onların sözlerini dinlemeyin.

Toplumların temizliği, ailede ve arkadaş çevrelerinde başlar.

"Benim hırsızım iyidir" demeyin.

Siz kendiniz ve aileniz, güvenilir olsun. Arkası gelir.

SAHİL GÜVENLİK

CANLI DENİZ TEMİZ KALIR!
Bodrum'un Gündoğan Koyu'nda, deniz kenarında balıklara bayat ekmek atıyoruz.

Denizin canlı olduğunu görmek, insanı heyecanlandırıyor.

Serpalar, kefaller, tekirler ve her çeşit irili ufaklı balık, ekmekleri kapışıyor.

Alıştılar bize.. Denize ekmeği sallandırıyoruz. Elimizden yiyiyorlar.

Benim çocukluğumda, Boğaz da, Marmara da böyleydi.

Bahtsızlığın çapına bakın.

50 milyon yıl tertemiz ve canlı kalan İstanbul denizleri, benim yaşam sürem içinde kirlendi ve öldü.

Bodrum'un, Göcek'in, Kekova'nın, Gökova'nın denizleri de öldürülmemeli.

Tabii ki sorumluluk, insanlarda, tekne sahiplerinde, turistik tesislerde.

Ama bu sorumluluğun gereğini, Sahil Güvenlik, gerçekten bilinçle yapıyor.

Denizi kirletenlere hemen ağır cezalar kesiliyor.

Ruhsatsız balık avcılarına, tüple dalıp balık vuranlara, gece fenerle balık avlayanlara, bunların yasak olduğu hatırlatılıyor.

Denizler yaşadıkça, temiz kalıyor.

ŞAKA

Erkeklerin nesi var?
Önüne gelen atletizm uzmanı, "Süreyya Ayhan regl olduğu için birinci olamadı" diye yazıyor, konuşuyor.

Peki ama, ikinci bile olamayan erkek atletlerin adetleri hakkında neden hiç yorum yapılmıyor?

Mesajlarınız için: mbarlas@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Destek Paketi
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır