|
 |
|

Szabo'yu nasıl ağlattı?
Geçen yılki Avrupa Şampiyonsı'nın en büyük favorisi olan Rumen Szabo, Süreyya'nın taktiği sonrası ikincilikle yetiniyor ve yenilgisinin acısını antrenörünün kucağında ağlayarak gidermeye çalışıyordu
2002 yılında Münih'te yapılan 1.500 metre Avrupa Şampiyonası'nda Süreyya 3.58.78 derecesi büyükler Türkiye rekorunu kırarken, Avrupa Şampiyonu da oluyordu. Türkiye genç atlet sayesinde bir ilki yaşıyor ve takım sporları dışında da spor başarılarının olduğunu Süreyya sayesinde öğreniyordu. Yarışın sonunda Süreyya'nın sevinç gözyaşlarına biraz ilerden hıçkırık sesleri de karışıyordu. Süreyya'nın gerisinde kalan rakibi Rumen Gabriela Szabo, antrenörünün kucağında hüngür hüngür ağlıyordu. Süreyya Szabo'yu bu yarışta tuzağa düşürmüş, iki yıl özel antreman ile bu yarışa hazırlanmış ve rakibini geride bırakarak, ipi göğüslemişti.
SZABO'YU EKARTE EDEN TAKTİK
Yarışa sadece birinci olmak için çıkan Süreyya ve antrenörü Yücel Kop, en büyük rakipleri Szabo'nun taktiklerini çok iyi incelemiş ve onun ataklarına göre yeni strateji belirlemişlerdi. Szabo son 300 metrede hızlanıyor, 150 metrede ise hızını daha da artırıp birinci oluyordu. Ama geliştirilen taktik sayesinde Szabo'nun son 150 metrede yaptığı atağı Süreyya son 300 metrede yapıyor ve Avrupa Şampiyonu olarak yarışı bitiriyordu. Yarıştan ikinci olarak çıkan Szabo ise yenilginin acısını antrenörünün kucağında hüngür hüngür ağlayarak gidermeye çalışıyordu.
Kariyerinde en önemli kilometre taşı olan ve Szabo'nun nefesinin ensesinde olduğu bu yarış bugün bile Süreyya'yı en çok heyecanlandıran yarışlarından birisi "O inanılmaz, ve ayrıcalıklı bir yarıştı. Antrenörüm yarıştan önce , 'Onlardan eksik hiçbir yanın yok, kendine güven, birinci olacaksın' demişti. Piste girdiğim an hava çok yağmurluydu. Çıkış çizgisine geçtiğim an ikincilik ya da üçüncülük aklımda bile yoktu. Benim için sadece birincilik vardı. Bronz ya da gümüş değil, sadece altın. Son düzlükte Szabo arkamdaydı ama beni geçebileceğini düşünmemiştim bile. Szabo'nun nerede olduğunu anlamak için arkama dönüp bakmadım bile. Baksaydım ikinci olurdum."
ADINA PARA BASILDI
Süreyya 2002 yılında Avrupa Şampiyonu olduğu zaman Türkiye'de gerçekleşen bu ilk anısına adına hatıra para basıldı. Darphane Genel Müdürlüğü 'Cumhuriyet'in Kadın İlkleri' serisi için 2000 yılında Türkiye'nin ilk kadın pilotu Sabiha Gökçen'den sonra 2003 yılında da 'İlk Avrupa Şampiyonu Atletimiz' diyerek, Süreyya adına 15 bin adet gümüş para bastı. Süreyya'nın bayraklı rölyefi olan Süreyya paraları 15 milyon liradan satışa sunuldu.
Süreyya çocukluk hayalindeki madalyalara kavuşmak için çok zor koşullarda çalışmaktan çekinmiyordu. Kamplarda inanılmaz tempo ile çalışıyor, yemek yiyor, uyuyor ve tekrar antremana çıkıyordu. Yıllardır zaten tatil de yapmıyordu. Son olarak Paris'te yapılan 9. Dünya Atletimiz Şampiyonası'na hazırlanmak için seçtiği koşullar çok ağırdı. Erzurum'da yüksek irtifa antremanı yapıyordu. Erzurum'un doğal koşulları zaten çok ağırdı bir de ekibi ile birlikte 2 bin
UYKUSU BİLE ÖZEL
200 metrede kamp kurmuşlar, 2 bin 400 metrede ise antreman yapıyorlardı. Bu yüksekliğin seçilme nedeni ise Süreyya'nın kan değerlerini yükseltmek ve akciğer kapasitesini artırmaktı. Süreyya karda, donda çivili ayakkabı giyip normal antremana çıkıyordu. Soğuktan Süreyya'nın parmak uçları yanıyor, ağlatan bir acıyla yanıyordu. Ama sıfır rakıma inildiğinde artık Süreyya'nın kan değerleri yükselmiş, kapasitesi zorlanmış durumdaydı.
Süreyya zorlu antremanlarının nasıl dayanılmaz olduğunu şu sözlerle anlatıyor "İnanın içinizden biri benimle bir hafta yaşamış olsa bu haftayı tamamlayamazdı. Ama beni bu yoğun tempo hiç sıkmıyor çünkü hedeflerime ulaşmak istiyorum. Ben kafama koyduğumu yaparım. O yüzden de bu antremanlara şikayet etmeden çıkıyorum. Çünkü hedefim belli ve ona ulaşmak için ne yapılması gerekiyorsa yaparım."
İnsanın kendini en rahat hissettiği uyku anları bile Süreyya için antremanının adeta bir parçası. Genç kadın uykusunda bile 'atlet' olduğunu unutmadığını, rahat rahat gerinerek bile uyuyamadığını söylüyor "Uyurken bile bir sporcuyum ben. Öyle kıvrık yatamam, sonra belim ağrır. Dümdüz yatmam gerek benim. Bu öylesine bir alışkanlık ki, uyurken kendimi kontrol ediyorum. Bacaklarım kıvrılmış mı, sırtım açılmış mı diye sürekli dikkat ediyorum. Çünkü bu küçük ayrıntılar bile saliseler için çok büyük önem kazanıyor. Örneğin saçma görünecek ama ben yastığımı da nereye gidersem gideyim yanımda taşırım. Bu ortopedik yastık, benim en iyi şekilde uyumamı sağlıyor."
Eleştirenler TV'de karşıma çıksın
Süreyya Ayhan Dünya İkincisi ünvanı kazanmasına rağmen 'koşması' ile ilgili eleştiriler ve antrenörünün 'yanlış ve eski metotlar ile çalıştırdığına' yönelik yorumlar tükenmiyor. Bugüne kadar yapılan eleştirilere yanıt vermeyen antrenör Yücel Kop ise "artık kamuoyu yanlış bilgilendiriliyor" diyerek, "Madem eleştiriyi yapanlar atletizmi iyi bildiklerini iddia ediyorlar, gelsinler canlı yayına, tartışalım" diyor.
TAKTİKLERİMİZ DOĞRU
Süreyya'nın başarıları ile gurur duyduğunu anlatan Kop, metotlarını 'eski' olarak nitelendirenleri ve Süreyya'yı sık yarıştırmadığı için eleştirenleri atletizmi bilmemekle suçluyor. Süreyya'nın başarılarına bakıldığında bu eleştirilerin tamamen haksız olduğunun görüldüğünü anlatan Kop, "Bu eleştiriler Süreyya'nın adı üzerinden prim yapmak çabalarından başka bir şey değildir. Çünkü Süreyya büyük bir isim. Uyguladığımız taktikler doğru olmasa 3.55 ile son 6 yılın en iyi derecesini yapamazdı ve bu dereceleri kazanamazdı" şeklinde konuşuyor.
ELEŞTİRİLER ÇOK KOMİK
Süreyya'yı sık yarıştırmadığı için eleştirilmesinin de 'yanlış atletizm bilgisinden kaynaklandığını vurgulayan Kop, sözlerini şöyle sürdürüyor
"Her yarışa katılmak gerek diye bir kural yok. Biz hangi yarışlara katılacağımızı belirler ve hedeflerimize göre hazırlanırız. 'Kışın hazırlanılır, yazın yarışılır' ya da '6 ay antreman yapılır, 6 ay yarışa katılınır' gibi sözler çok komik."
Kop, Süreyya'nın baskı ve stres nedeni ile regl tarihinde sapma olduğunu hatırlatıyor. Kop, "Sanki hiç doktor tavsiyesi almaz, hiçbir ayarlama yapmaz gibi izlenim yaratılmaya çalışılıyor. Oysa Süreyya'nın özel günü için ayarlama yapılmıştı ancak insan bir makine değil. Psikolojik baskıdan dolayı gecikmesi oldu" diye konuşuyor.
Atlet yerine yüzücü oluyordu
Bugün Türkiye'nin haklı gururu olan Süreyya, eğer yüzme antrenörünü dinlemiş olsaydı, belki de atlet yerine yüzücü olarak karşımıza çıkacaktı. Çankırı'da 1992 yılında yapılan seçimlerden sonra Süreyya da diğerleri gibi Çankırı Spor Eğitim Merkezi'nde kampa alındı. Antrenörü Yücel Kop'un da aralarında bulunduğu kampta Süreyya bir çok teknik adamın dikkatini çekti. Özellikle de uzun boyu nedeni ile yüzme antrenörü Süreyya'yı yüzücü yapmak istiyordu. Yücel Kop, o günleri şöyle anlatıyor "Yüzücü olabilir mi diye tartışıldı. Yüzücülükte iyi dereceler getirebileceği düşünülüyordu. Ancak orada yaptığımız testlerden sonra Süreyya'nın en iyi yapabileceği spor dalının atletizm olduğuna karar verdik. Süreyya gerçekten de ideal bir orta mesafe koşucusuydu."
Fenerbahçe'den nasıl ayrıldı?
Süreyya Ayhan lise yıllarında MTA formasından sonra bir dönem de Fenerbahçe formasını giydi. Ancak Süreyya bu formayı çok kısa süre taşıdı. Fenerbahçe'den kendisinin ayrılmadığını söyleyen Süreyya, 'Fenerbahçe beni kendinden ayırdı" diyor "Ben bir yıl Fenerbahçe adına yarıştım. İkinci yıl bir yarış koştuktan sonra lisansım kayboldu. Lisansımın x kulübe verildiği söyleniyor, kulübün haberi yok. Kulüp adına yarışlara da giremiyorum, lisansımı da alamıyorum. Ayrıca bir yıl hiçbir kulüpten maaş da alamadım. Sanırım başka bir kulübe verilişimin nedeni sporcu alışverişi oldu. O zamanlar yurt dışından çok sayıda sporcu alınıyordu. 'Türk sporcusu bir şey yapamaz' diyerek sporcu getiriliyordu. Nasıl olduğunu anlayamadığım şekilde Fenerbahçe ile ilişkim kesildi."
Pervin KAPLAN
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|