|
 |
|

ILKER SARIER
Tavlada sans mi ustalik mi hakim?
SABAH yazari Mehmet Barlas, tavla tartismasi acti, cok da iyi yapti.
Bir suru meselede, kan ter icinde kalan Turk dusun alemi boylece bir mola alma sansi yakaladi.
Bu faydali molaya, once Emre Akoz ile Ali Saydam, ardindan da ekonomistler Deniz Gokce ile Asaf Savas Akat katildilar. Bizim elimiz sanki armut topluyor.
Mehmet Barlas, tavlanin bir "sans oyunu" oldugunu soylerken gerci haksiz degildi ama "Turkler'in tavlayi cok sevdikleri"teziyle, entelektuelizm ile tavla sevmek arasinda bir "ters oranti" ima etmesi bizzat kendisiyle celisti. Mehmet Barlas, gercekten entelektuel bir gazetecidir ama tavlayi da cok seviyor. Demek ki, entelektueller de tavla sevebilirler.
Emre Akoz ile diger ekonomistler, yazilarinda o kadar fazla "istatistik gercegi" aktardilar ki, cok sayida vatandasin tavladan nefret etme tehlikesi basgosterdi. Barlas'in, "Bu oyun yuzde 95 sanstir" demesi uzerine, Emre Akoz'un "kozlarin ancak uzun vadede paylasilabilecegini" anlatarak, tavlacilara "20 yil oynamalarini" teklif etmesi mustehzi bir hosluk yaratti.
Bendeniz, ekonomik krizler yuzunden deli gomlegi giyecek hale gelmis okurlarimizin "akil sagligini" her seyin uzerinde tuttugumdan konuya bilimsel libas giydirmeyecegim, merak etmeyin.
Tavla bence, hem cok basit, hem de karmasik bir oyundur.
Kazanmanin temel faktoru, "zar bilesimlerinin hangi siklikta gelecegi" degil; oyuncunun "ihtiyaci olan" bilesimin "o anda gelip gelmedigi"dir.
Bir tek "penc" kapisina zar atiyorsaniz farzimisal, bir dubes hayat kurtarir, duses ise geleceginizi sondurur. Fakat bu da yetmeyebilir...
Onemli olan "uygun" zarlarin "art arda" gelmesidir.
Bu anlamda tavla oyunu, bir "kombinasyon" oyunudur. Zarlarin kurdugu bu kombinasyona "uygun" oynarsaniz becerikli oyuncu olursunuz, zarlarin "etkinligi" artar. Aksi halde karsi tarafa hizmet edersiniz. Yani tavlada iki oyuncunun becerileri arasinda da "korelasyon" vardir. A'nin sapsalligi B'yi "usta" yapabilir. Yani, iki rakip, herhangi bir tarafin kazanmasi icin el birligi etmis olabilirler.
Ote yandan iki tarafa da "mukemmel zarlar" gelebilir. Denge devamli degisir. Karsilikli berbat zarlar gelir, denge yine surekli degisir.
Tavlayi cazip ve ilginc kilan sey de bu surekli degiskenligi ve dinamizmidir.
Entelektuellerin de tavlayi sevmesi bununla aciklanabilir.
Tavlayi "basit bir oyun" gibi gosteren faktor "zarin hakimiyeti"dir. Ama hem eglenceli ve gercekte "karmasik" yapan da budur.
Tavlada, baska faktorler de vardir. Yuksek statulu oyuncu ile onun maiyetindeki bir oyuncu esit sartlarda rekabet edemeyebilirler. Misal, bir general ile tavla oynamak bu acidan zordur. 12 Eylul'de oynamak daha da zordur. Yensen bir derttir, yenilsen bir dert. Patronu tavlada surekli yenmek gibi mesela... Bir gun mutlaka acisi cikar.
Tavlanin "populerligi", insanlarin ruhundaki "iddiaciligi" her dem "bileyli" tutabilmesinden, bir tarafin tartismasiz ustunluk saglayamamasindandir. Tavla "yukseltici"dir ustelik. Yuksek "rutbeli" biri, sizinle oynamayi kabul ederse, bir sure icin onunla "esitmis gibi" olursunuz, yararlari saymakla bitmez.
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|