|
 |
|

SAVAŞ AY
Ali Ekber Çiçek Usta
Ali Ekber Çiçek'le zaman zaman bir araya gelip, saatler süren keyifli sohbetler yaparız. Her defasında anamın da, oğlumun, kardeşimin ve diğer yakınlarımızın da ısrarıyla Haydar Haydar'ı çaldırıp, söyletmeden zinhar yollamayız ustayı evden. Bir de bu türkünün Amerika hikayesini her defasında keyifle ve sanki ilk gibi dinlemek ayrı keyif verir bize.
n Hadi abi bak yeni yeni dostlar var meclisimizde. Anlat şu Haydar Haydar'ın Amerika hikayesini. Ne dedi elin Conisi duyunca seni?
Bin yılın muhabbet ustası çocuk gibi kızarır, utanır, sıkılır. Davudi sesini güya kısıp yumuşatarak;
- Yahu evlat hep beni mahcup edersin. Dediler işte bir şey.
Israr yağmuru
Sonra ısrar ısrar ve anlatmaya mecbur kalışı Ali Ekber Usta'nın.
* Dinlediler... Amerikalı müzik otoriteleriymiş. Tek bir sazdan nasıl çıkıyor bu sesler? Biz bunu kendi çalgılarımızla çalmaya kalksak, 10-15 enstrüman bir arada olmalı, demişler..."
Usta burada duruyor ve sanki "Devam devam" dememizi bekliyor. Biz de öğrenmişiz ya. Hayret nidaları beklenti efektleri yaparak soru yağmuru oluyoruz maaile.
* Eee!.. Sen ne dedin pekiii?..
- Ne diyecem. Suratlarına şöyle bir baktım baktım. Sonra tercümana dönüp söyledim lafımı. Söyle onlara Haydar onların sazlarına sığmaz.
Gerisini anlatmaya gerek mi var? Hep beraber "hürra, yaşşaa" diye öpüp, sırtını sıvazlamalar hocanın.
Elbette Ali Ekber demek sadece Haydar Haydar demek değil. Halen TRT arşivlerinde ustanın 54 kaseti olduğu söyleniyor. Hayat hikayesini de bir çırpıda anlatayım da gençlere bir hizmetim olsun.
Depremde yetim kaldı
1935 Erzincan Ulular Köyü doğumlu Ali Ekber Çiçek, babasını 1939 Erzincan depreminde yitiriyor ve çok küçük yaşlarda rençperlik yapmaya başlıyor. Bu arada bağlamayı öğreniyor ve cem toplantılarında kulağı Alevi deyişleri ve ezgileriyle doluyor. İlkokuldan sonra maddi olanaksızlıklar sonucu öğrenimini sürdüremiyor, ancak ağır yaşam şartlarına karşın müzikten hiç kopmuyor. Müzik aşkı ağır basınca İstanbul'a göç ediyor ve halk müziğinin önemli isimleriyle tanışıyor. Vatani görevi sonrası radyoya giriyor ve 35 yılı aşkın bir sürede 400'den fazla yapıtı yorumlayarak geniş kitlelere ulaştırıyor.
Menfaat yok
Birçok ülkede konserler ve üniversitelerdeki sohbetler aracılığıyla bu toprakların sanatını dünyaya taşımaya çabalamış Ali Ekber Çiçek. Sohbetlerden birinde diyor ki
"Gerçekleri göstermek, gerçeğe kavuşmak ve gerçeği olduğu gibi insanlara anlatmak için çalışmış bir insanım. Cahilden uzak, kâmile yakın oldum; büyüklerime saygıyla, küçüklerime sevgiyle yaklaştım. Konuşulan her kelâmı ibadet gibi dinledim, kimseyi acizlik ve bilgisizlikle itham etmedim... Bu icraatım boyunca hiçbir maddi menfaat sağlamadan, insanların duygularını sömürmek gibi bir yanlışlığa meydan vermedim."
Allah ona uzun ömür, sağlık versin. Sazının teli yüreğinin sesi hiç dinmesin.
HAYDAR HAYDAR TÜRKÜSÜ
On dört bin Yıl Gezdim Pervanelikte,
Sıdkı İsmin Duydum Divanelikte.
İçtim Şerabını Mestanelikte,
Kırkların Ceminde Dara Düş Oldum.
Kırkların Ceminde
Haydar,Haydar Haydar Haydar,
Dara Düş Oldum.
DERLEMELERİ
Bir güzeli methedeyim
Çoktan Beri Yollarını Gözlerim
El Vurup Yaremi İncitme Tabip
Gönül gel varalım gülşen bağına
Şepke'nin Kavakları
Yolumuz Gurbete Düştü
Ali Ekber Türküleri
Böyle ikrarınan böyle yolunan
Bunca olan emeğimi
Derdim çoktur hangisine yanayım
Ey erenler akıl fikir eyleyin
Gönül gel seninle muhabbet edelim
Gurbet elde bir hal geldi başıma
Gurbet elde yadellerin derdini
Gül yüzlü sevdiğim
Hazin hazin esen seher yelleri
İsmini sevdiğim saadetli dostum
Nasıl yar diyeyim ben böyle yare
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|