|
 |
|


Tehlikeli işaretler
Kerkük'te Türkmen liderlerin evleri ve işyerleri bir gece önce tek tek belirlenip işaretlendi.
Tıpkı tarihe "Kristal Gece" olarak geçen Hitler Almanyası'nda Yahudiler'in ev ve işyerlerinin işaretlenmesi ve sonra yakılıp-yıkılması gibi...
Türkmenler ertesi gün, saat 18.00 sıralarında Cumhuriyet Bayramı kutlamaları için caddeleri doldurdular. Geçit töreni başladı. Kortejde yer alanlar, birden Türkmenler aleyhinde sloganlar atmaya başladı. Bunu silah sesleri izledi. Türkmenler taranıyordu.
Kerkük'te görevli 2'nci Tümen Komutanlığı'nın emriyle sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Ancak yasak sadece Türkmenler'e konulmuştu. Asker, polis ve milis güçleri ile Kürtler'den oluşan gruplar Türkmen liderlerin evlerini basıyordu. Türkmen toplumunun en güçlü, en etkin isimlerinden Ata Hayrullah'ın kapısı da çalındı, "Olaylar çıktı, komutanlıkta bekleniyorsunuz" denilerek dışarı çağırıldı. Çıkar çıkmaz, ailesinin gözleri önünde sırtından vuruldu. Sonra da iki ayağı ters yönde hareket eden iki araca bağlandı, iki parçaya ayrılan ceset sokak sokak dolaştırıldı.
Kürt gruplar geçen hafta sonunda, 10 Türkmen'in ölümüne yol açan saldırılar sırasında, 14 Temmuz 1959 katliamı şehitlerinin simgesi olan o Ata Hayrullah'ın anıtını otomatik silahlarla taradılar.
Türkmenler'e verilmek istenen mesaj açık 44 yıl önceki olayların tekrarlanmasını istemiyorsanız, sesinizi kesin.
Erdoğan-Talabani
Şaşırtıcı olan hükümetin bu saldırılara son derece yumuşak tepki göstermesi...
Başbakan Erdoğan, "Olaylar yatıştı, gelişmeler Türkiye'nin istediği yönde ilerliyor. ABD'nin Kürdistan Yurtseverler Birliği lideri Celal Talabani'yi uyarmasını bekliyoruz" diyor.
Dışişleri Bakanı Gül, ABD'nin Kerkük'te yeni önlemler aldığını, kendilerinin de Talabani'nin Ankara'daki temsilcisiyle görüşüp "dikkatini çektiklerini" söylüyor.
Aklının başına getirilmesi görevi ABD'ye havale edilen Talabani ise Ankara'nın bu ılımlı tutumundan daha da cesaretlenip adeta meydan okuyor. İşte dün Avustralya'nın Sydney Kenti'nde yaptığı açıklamalar
"ABD'nin Irak'a Türk askeri istemesini kesinlikle kabul etmiyoruz. Irak Geçici Yönetim Konseyi olarak, Türk askeri istemediğimizi ABD'ye bildirdik. Türk Ordusu'na bizim bölgede görev verilmesine karşı çıktık. Söz konusu kişiler, insani yardım adı altında Güney Kürdistan'a silah sokmaya ve Türkmenler'i kışkırtmaya çalışıyor..."
Dağdaki bayrak
Peki bu arada ABD ne yapıyor? Süleymaniye baskınının mimarı olan Kuzey Irak'taki Amerikan güçlerinin komutanı Albay William Mayville, "Kerkük'teki Türk özel kuvvetleriyle diyaloğumuz çok iyi. Bu tür olayların bir daha yaşanmaması için birlikte çözüm arıyoruz" diyor.
Ama bir yandan da Kuzey Irak'ın en yüksek dağı olan, 3 bin 607 metrelik Helgurd tepesine törenle ABD ve Kürdistan bayraklarının dikilmesine onay veriyor. Bayrak, bağımsızlığın sembollerinden değil mi?
Hatırlayın; Barzani ve Talabani gruplarının geçen yıl hazırlayıp Kürt Parlamentosu'na sundukları anayasa taslağında Kerkük'ün başkent ilan edilmesi, Kürtler'in ayrı bir bayrağa sahip olmaları öngörülüyordu.
Bayrak tamam, galiba sıra Kerkük'ün başkent yapılmasının önündeki engelleri temizlemeye geldi.
Bir adım sonrası da, federasyon kurulamazsa -ki çok zor- Kuzey Irak'ın bağımsızlığını ilan etmesi olacak.
1 Mart'taki tezkerenin reddedilmesi için sokaklara dökülenlerin, Türkmenler'in Kürt grupların saldırıları karşısındaki çaresizliği ve yalnızlığını görünce biraz olsun vicdanları sızlıyor mu acaba?
Mesajlarınız için:
esafak@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|