kapat
26.08.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

GREENCARD

MANSUR FORUTAN


Libor dedikleri nedir?

Hani hiç tarzınız olmayan, sevmeyeceğiniz bir şarkı ağzınıza takılır. Bununla da kalmaz etrafa da yayar, "Ulan manyak mısın nerden bulaştırdın şunu" diye protesto edilirsiniz.

Hayır, şimdilik bulaşmış bir şarkı yok.

Onun yerine bir terim zihnimi zımparalamakta.

Bir ekonomik terim Libor artı bir.

"Piyasalardan 180 milyon dolar tutarında sendikasyon kredisi sağlandı.

Kredi bir yıl vadeli ve faizi libor artı 0.75 olarak belirlendi."

Cümle içerisinde kullandım ki nerelerde ve nasıl karşımıza çıktığı kolay anlaşılsın. Finans programlarında, ekonomi sayfalarında, libor denen o takıntı havalarda uçuşuyor.

Artıdan sonraki değişken illa bir olacak diye zorunluluk yok. Üç olur, beş olur, on beş olur, bir buçuk olur...

Züğürtlükten perişan, iki kuruş biriktiremeyen, bir kısmı banka şubesi görmemiş vatandaşlarımın hayatında bu libor denen ve ne olduğunu üç beş kişinin bildiği terimin ne işi var diye düşündüm.

Bunun, açlıktan kırılan Somalili garibanların hayatına havyarın girmesinden farkı yok.

Uzaktan kumandamı kaptım ve finans programlarının peşine düştüm. Belki anlaşılır bir şeyler bulurum umudunu taşıyordum.

Sonra...

Sonra gözüm Dünya Atletizm Şampiyonası'na takıldı. Ve libor araştırmam süresiz rafa kalktı.

Komünizmin çökmesi gerçekten iyi olmuş. Atletizm şenlenmiş. Ne güzel kızlar var anlatamam.

Eskiden bıyıklı kadınlar olurdu Doğu Bloku takımlarında.

Hatta küçükken, kadınların neden kadın, erkeklerin neden erkek olduğunu çözme yaşlarımda bu atletizm yarışmaları kafamı karıştırırdı.

"Eğer bu atlet bir kadınsa, babam neden bir erkek? Veya annemin neden bıyıkları yok?"

Sonra mahalleye bir kız taşındı. Adı Alev'di galiba. Komünizm dönemi Bulgar yüz metre koşucularına benziyordu. Bizim bacağımızda tüy bitmemişken, onun bacakları oldukça verimliydi. Bir süre sonra mahalle takımı aday kadrosuna çağırdık. Hepimizden hızlı koşardı. İyi kızdı ama...

İyi yönü Erkek arkadaşım gibiydi.

Kötü yönü Yine erkek arkadaşım gibiydi. Yani mahalleye kız geliyor ve erkek gibi!

Gerçekten kafamın karıştığı yıllardı.

Oysa şimdi bakıyorum da günümüz veletleri ne kadar şanslı. Kadınlar kadın gibi. Yani dayılarına benzeyen, dört yüz metre engelli koşan kadın atletler yok Romanya'dan, Bulgaristan'dan, Sovyetler Birliği'nden...

Bunları düşünürken Carolina Kluft'un heptatlon birinciliğini çılgınlar gibi alkışlayıp esas mevzuuma döndüm, libor artı bilmem kaça.

Televizyonda herhangi bir kayda rastlayamadım. Hafta sonları ekonomi dükkanları kapalı. Gazetenin ekonomi servisine dadandım ve yetkililerden bilgi aldım.

London Interest Borowing Rate'miş, yani Londra borsasının belirlediği borçlanma faizi. 'Babalar para lazım, çıkın üç beş kuruş' dediğiniz zaman, size dayadıkları faiz oranıymış bu. Artı bilmem kaçı da ülkenin şartlarına, teminatlarınıza, krediyi kullanacağınız yatırıma göre değişiyormuş. Yani bu konu bizi aşar. Uluslararası boyutta borçlanacak halimiz yok. Daha bakkalın borcunu ödeyemiyoruz...

Ama yine de bilin istedim.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
sınırsız hosting
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır