|
 |
|

YAVUZ SEMERCİ
Bahane üretiyoruz...
Biz nerede hata yaptık? Sıkıntının olduğu yerde çözüm bu soruyla başlar.
Ancak biz Türkler, bahane üretmek ve nedenler yerine sonuçları tartışma konusunda uzmanız.
Görüşlerine saygı duyduğum bir bankacılık otoritesinin, sektöre yönelik tartışmalar için yaptığı bu tespit yanlış mı?
Yıllardır finans sistemini düzeltme adına bir arpa boyu yol alamadık. Her banka batışında "sistem temizlendi" diyoruz, ama her seferinde sorunların giderek derinleştiğini anlıyoruz.
Bankaların, hakim hissedarlara ait şirketlere limitli de olsa kredi açmasına hukuken imkan tanıyor, ardından el konulunca, kredileri "Hortum" kapsamında tartışmaya başlıyoruz. Kredilerin basiretli bir tüccar gibi kulllanılıp kullanılmadığını sorgulamıyoruz.
Medyada yazılıp çizilene bakın, batık banka patronlarının hangi kanallarla "hortum" yaptığına ilişkin doğru dürüst tek bir detay bulamazsınız. Batık bankalardan grup şirketlerine açılan kredilerin ana para ve faiz dökümü açıklanmaz. Patronlar ceplerine nasıl ve hangi yöntemle para aktarmıştır, bilinmez. Bankanın, mevduatı tehlikeye düşürecek kadar özsermayesini kaybetmesinde, ekonomik gelişmelerin payı var mıdır? Bu soruya yanıt bile aranmaz..
Yıllardır Fon'a devredilen bankaları yöneten, tasfiye sürecine sokan kamu yöneticileri detayları kamuoyuna açıklamaz, sapla samanın birbirine karışmasına izin verirler.
"Eğer araba devrilmiş ise sürücü mutlaka suçludur, gerisi boştur" anlayışı sistemin yetersizliğini, boşluklarını gizliyor.
Hatırlayın BDDK Başkanı Engin Akçakoca, İmar olayından çok değil 15 gün önce, "Mevduatta güvence kapsamı 20 bin euro ile sınırlı olmalı" dememiş miydi? Aynı kurum, şimdi mevduatta sınırsız güvence getirmedi mi?
Sistemde "ahlaki riziko"yu artıracak bu tip tedbirlerden neden bir türlü kurtulamıyoruz? Sorun nedir?
SPK işini yapsın...
Ne diyorlar?
Bono ve tahvilde müşteri bazında saklama olmalı. Bu iş için Takasbank ve SPK devreye girmeliymiş. İyi güzel de, SPK kendi işini doğru dürüst yapıyor mu? 4487 sayılı kanuna eklenen madde ile yasalaşan SPK Kanunu 10/a maddesi, hisse senedinde kaydi sisteme geçilmesini şart koşmuyor muydu? Ne oldu? SPK hisse senedinde fiziki baskıyı ortadan kaldıracak düzenlemeyi beceremedi.
Daha yakın zamanda Petrol Ofisi'de "ikiz" hisse senedi skandalı ortaya çıkmadı mı? Halka açık şirketlerin, "ikiz" senet bastırıp, bastırmadığını kim denetliyor? İkiz senet basmak ile bonoda açığa satış yapmak arasında hiçbir fark yok. Örneğin A şirketi, senetlerini ikizleriyle birlikte bastı. Götürdü bunu bankaya teminat olarak verdi, kredi aldı. Kim anlayacak? Ya da borsada el altından satıp kaynak yarattı. Kim denetleyecek? SPK sistemde "Sahte, ikiz hisse senedi yoktur. Güvencesi biziz" diyebiliyor mu?
Yasa emrine rağmen kaydi sisteme geçemeyenler, mazeret yerine önce çözüm üretmeli, ardından bono işine talip olmalı.
Bono satışı mevduat sayılır mı?
Bankalar Kanunu'nun 10/1 maddesi mevduatın tanımını şöyle yapıyor "İstenildiğinde ya da belli bir vadede iade edilmek üzere para kabulü, mevduat kabulü sayılır. Karşılığında mevduat cüzdanı yerine katılma belgesi, senet, ve benzeri belge verilmesi alınan paraların mevduat sayılmasına engel değildir." Kanunu hatırlatan bir uzmana göre İmar Bankası açığa bono satışı ile aslında mevduat topladı. Bonozedeler bu tezi, yargı kararı ile tespit ettirmeleri durumunda paralarına sorunsuz kavuşabilir. İlginç bir yaklaşım...
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|