kapat
26.08.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

GREENCARD

AHMET HAKAN


Vereceksen huzur ver

Hep şöyle yakınmalar duyarız "Avrupa'da büyük tartışmalar, insanların gündelik yaşamlarının kalitesini artırmak üzere yapılır. Mesela eğitime, sağlığa genel bütçeden ayrılan pay, en büyük tartışma konusudur. Bizde ise bu konularda tartışma çıkmaz. Bizim gündemimiz hep günlerce süren krizlerle doludur".

Gerçekten çok haklı bir yakınma bu.. Türkiye'de yaşam kalitemizi artıracak tartışmalara hiç vakit kalmaz. Gündem hep doludur.

Deprem olur, asker konuşur, partiler birbirine girer, ekonomik kriz çıkar.. Geçen dönemi anımsayın Krizsiz geçen bir günümüz bile yoktu..

Seçim oldu, iki partili bir Meclis oluştu.. Bir süre yine eski tartışmaları yaptıktan sonra gündem bir anda sakinleşti.

Ama burası Türkiye. Sakin günler uzun sürmez. Nitekim, beklenen krizin haberi, bir aydır bazen manşetlerde, bazen de sayfaların kıyısında köşesinde yayımlanmaya başladı. Hepimiz eski günlere dönmenin heyecanıyla hep aynı konuyu tartışıyoruz Yüksek Seçim Kurulu DEHAP'ın genel seçimde aldığı oyları iptal eder mi? DYP Meclis'e girer mi? DYP'nin Meclis'e girmesiyle CHP'den kaç, AKP'den kaç milletvekili düşecek? Yoksa seçim iptal olur, yeni bir seçim mi yapılır? Evet, son günlerde dönüp dolaşıp hep bu konuyu konuşuyoruz. Hatta "Amerika'nın isteği doğrultusunda Irak'a asker gönderilirse böyle bir gelişmenin yaşanmayacağı" doğrultusunda görüş ileri sürenler bile var. Yani tam da eski günlere yakışır bir tartışma..

Hatırlayın bir ara milletçe "Tayyip Erdoğan seçime girecek mi, girmeyecek mi?" konusunu tartışıyorduk. O zaman da 'bütün gözler' Yüksek Seçim Kurulu'na çevriliydi. Şimdi yine gözlerimizi YSK'ya çevirdik, bekliyoruz. YSK da durumdan memnun görünüyor, öyle olmasa YSK Başkanı, "Bu konu kamuoyunda tartışılmalıdır" diye açıklama yapar mı?

Yani hepimiz mutluyuz. Gündelik yaşamın kalitesini artırmaya yönelik tatsız tuzsuz tartışmaları bir tarafa bırakıp, tam bize göre bir tartışmanın içine girdik, iştahımız yerine geldi..

Aramızda "Vereceksen huzur ver" diyen bir kişi bile yok...

Telefon görüşmesi
Yaşar Nuri Öztürk aradı; Dünkü yazımda "birayla pişirilmiş kalamar" anısını anlattığım için, "sırrı ifşa etmişsin" der gibi bir hali vardı. Ama yine de espriyi yakalamıştı. Hoş sohbetin ardından bir iki düzeltme yaptı.. Önce Milli Gazete'nin hakkını teslim etti. Dedi ki "Milli Gazete'de yayımlanan kek tarifinde dini açıdan sorun var. Gazetede, kekin pişirilmesinden sonra alkollü içkinin katılması öneriliyor. Bu caiz değildir. Dinde caiz olan, yemeğin alkollü içkiyle pişirilmesidir. Dolayısıyla Milli Gazete'nin düzeltme yayımlaması gerekiyordu." Hoca, ayrıca "Kaynamış şarap diye bir şarap türü varmış. O da caiz değil" diyerek, 'sıcak şarap' konusunda uyarıda bulundu..


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
sınırsız hosting
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır