|
 |
|

IMF ile ilişkileri de, yoksulu da düşüneceğiz
AKP'nin beyin takımından Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli, uluslararası ilişkileri ve yoksullara yönelik politikaları dengede götürdüklerini söyledi.
2B projesinin mimarlarından Gedikli, kaynak arayışlarının sürdüğünü, bu konuda üretilen projelerin insani boyutunun olması gerektiğini savundu. "Türkiye'de dünya çapında bürokratlar var. Ancak 57. Hükümet bürokrasinin moralini bozdu. Biz bürokratların arkasında duruyoruz"
"Harcama ve vergi reformu birlikte ele alındığında, yolsuzluk da sistemin ürettiği bir olgu olmaktan çıkıp istisnai bir yapıya bürünecektir"
AK Parti'nin iktidara gelişinden bu yana 1 yıl geçti. Ak Parti'nin kamuoyunda bilinen Orman Vasfı'nı yitiren projelerin satışı, vergi barışı gibi projelerinin arka plandaki ismi Bülent Gedikli, partinin ekonomiye bakışın değerlendirdi. Gedikli'ye göre uluslararası ilişkiler de, yoksul kitlelerin refaha kavuması da Ak Parti açısından feda edilemez iki kavram. Gedikli bu iki kavram arasında dengeli bir politika götürüldüğünü ifade etti. Gedikli, sorularımızı şöyle yanıtladı
* Kamu alanındaki görevlerinizden sonra neden siyaset ve neden AK Parti?
AK Parti'nin kuruluş dönemine bakmak lazım. AK Parti'nin bu anlamda Türkiye'nin gerçek yüzünü ve tabanını temsil ettiğine inanıyorum. ANAP'ın Özal'la oluşturduğu siyasi vizyon beni etkilemişti. Özal, Türkiye'nin dönüşümünde önemli bir rol üstlenmişti. AK Parti'nin kuruluşunda da aynı değişim ve inancı hissettim. Bu değişim isteği Sayın Başbakanımızın yönetme tarzı ile bağlantılı olarak Türkiye için politika yapmak adına yeni bir alan sundu. Bu dönüşümde rol almam gerektiğini düşündüm. Recep Tayyip Erdoğan'ın; çalıştığı kadrolara tanıdığı imkanlar ve onları teşvik edici yönü benim için ayrı bir artıydı.
* Ülke için yeni proje üretirken, ülkenin gerçekleri dışında ne gibi kriterler önem taşıyor?
Önemli olan projelerle gündeme gelmek değil, ürettiğiniz projelerin vatandaşın ihtiyaçlarına tam karşılık vermesidir. Projelerin tozlu raflarda kalmaması gerekir. Bence üretilen yeni fikirlerin 2 önemli unsuru bulunmalı. Birincisi ürettiğiniz projelerin insani bir yüzünün olması. Toplumun projelerde sorunlarına karşılık bulması gerekiyor. İkincisi de kaynak bulma anlayışıyla ortaya çıkması daha doğru bir yaklaşım. Ancak her projede olması gerekmiyor. Özellikle sosyal projelerde. Bunları uygulamaya soktuktan sonra başarısız olma şansınız çok düşük.
Vergi barışı, Orman-2B projesi insanı yüzü olan projeler ve bu projelerin arkasında güçlü bir siyasi irade olması cok önemli. Başbakan'ın projeleri sonuna kadar sahiplenmesi projelerin gerçekleşmesi için de en büyük etken.
* AK Parti neredeyse kurulur kurulmaz iktidara geldi ve daha sonra yaşanan olaylar kulislerde AK Parti'nin bir koalisyon olduğu yolunda dedikodulara yol açtı. Bu süreçte gündeme gelen iddialara katılıyor musunuz?
AK Parti'nin temel felsefesinde kollektif liderliğin yansımalarını göreceksiniz. Takip edilen ortak siyasi bir akıl var. Türk siyasi tarihinde varılan bir sentez. Bu oluşumun önemli bir misyona sahip olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca Recep Tayyip Erdoğan'ın liderlik anlayışı koalisyon anlayışına izin vermez.
AK Parti Türkiye'nin ortak siyasi aklını ve genel ekseriyetini temsil eden bir parti. Bu parti Türkiye'nin ürettiği bir sentezdir ve bu sentezin gereklerini yerine getiriyoruz. AK Parti, içindeki zenginlikleri ortak bir akılla Türkiye'nin yararına politika kulvarına sokabilen bir partidir.
* Ak Parti'nin kendini tanımlama açısından belli bir süreçten geçtiği ve kendini "muhafazakar demokrat" kimliği ile özdeşleştirmeye çalıştığı gözleniyor. Bu kadar genç bir partinin bu kadar köklü bir kavrama sahip çıkmasını yadırganıyor. Siz bu değerlendirmeleri nasıl karşılıyorsunuz?
Biz muhafazakar demokrat olarak Türk siyasetini yeniden inşa ediyoruz. Ak Parti seçmen tarafından o kadar güçlü bir şekilde merkeze oturtuldu ki; merkezdeki konumumuz diğer partilere de kendilerini yeniden tanımlama zorunluluğunu beraberinde getirdi. Bu çerçevede siyasi partilerin sol-sağ ayrımından sıyrılıp, merkez ve merkez dışı ayrımını göz önüne alarak yeniden harmanlanması gündeme gelebilir ve hatta önümüzdeki gelecekte CHP gibi sol diye bilenen bir partinin DYP-ANAP gibi sağ partilerle birleşmesinin gündeme gelmesi düşünülebilir. Türk siyaseti dünyanın hareketli ve kaygan zeminlerinden biri olup; Ak Parti merkeze bu kaygan zemini istikrarlaştırma yönünde ağırlığını koymuştur. Diğer partilerin de güç birliği yaparak bu zeminin uçlarına ağırlıklarını koymaları ve sağ-sol ayrımını gözetmeden yeni birleşimlere açık olmaları; ülkede siyaseti ve demokrasiyi güçlendirecektir.
DENGE BULUNACAK
* Ekonomi denince sürekli bir kaynak arayışı gündeme geliyor. Ak Parti'nin kaynak arayışınının sonu var mı?
Türkiye'nin "zenginliğin kaynağı nedir?" sorusunu sorması gerekiyor. Bu aslında ekonomi tarihi boyunca sorulan ve cevabı aranan bir soru. Zenginliğin kaynağının değerli madenler olduğunun düşünüldüğü çağlardan; zenginliğin topraktan ve daha sonra sanayiye-emeğe dayandığına inanılan dönemlerden geçtik. Şimdi bilgi çağı ile birlikte zenginliğin kaynağının beyin gücü olduğu bir döneme giriyoruz. Partimizin bundan sonraki ekonomiye kaynak yaratma çalışmaları; Türkiye ekonomisinde "zenginliğin kaynağı nedir" sorusuna verilecek cevaplar doğrultusunda şekillenecektir.
* Mevcut işleyen ve Türkiye'nin uluslararası ekonomi çevreleri ile ilişkilerini belli bir düzeyde tutan politikaları bir kenara atmadan; ekonomide yeni açılımlar yaratmak mümkün mü?
Her ekonomik sistemin bir de mikro ekonomi boyutu vardır. Bir ülkede uygulanacak her ekonomi politikası bu üç boyutu göz önüne alarak inşa edilmelidir ve biz de ürettiğimiz ekonomi politikaları ile çok yönlü bir siyaset izliyoruz. Yalnız bir yandan yoksulluğu giderirken; bir yandan da borç yükünü azaltırken feda edilemeyecek iki unsur var. Uluslararası çevrelerle ilişkiler ekonominin uzun vadeli sağlığı ve işlerliği açısından çok önemli. Ve bunlar deneysel yaklaşımlara feda edilemez. Fakat geniş halk kitlelerinin sağlıklı ve tüketen bireyler olarak yaşamaları da hem ekonomi , hem o kitleler için önemli. Bu da feda edilemez. Bu iki feda edilemez unsur arasındaki denge ancak yaratıcı projelerle sağlanabilir. Bir yandan makro dengeler sağlanırken, bir yandan da o makro dengeler arasında toplumun rahat nefes alacağı alanlar oluşturulabilir. Şu anda Dünya Bankası'nın belli ülkelerde uyguladığı; en yoksul kesimlere yönelik özgün modelleri inceliyoruz. Ayrıca Türkiye'de finans yapısının işleyişinin ve mekaniğinin; Türkiye'nin borç yükünü azaltmada nasıl kullanılacağına dair çalışmalar var.
* Türkiye'de ekonomi bürokrasisini iyi yetişmiş buluyor musunuz?
Ekonomi bürokrasisinde dünya klasmanına girecek iyi yetişmiş insanlar mevcut. Fakat 57. hükümet zamanında bu insanların morali bozuldu. Bilmemiz gereken bir şey var; siyasi iktidar arkasında durduğu zaman bürokrasi işler ve biz de AK Parti hükümeti olarak bunu yapıyoruz. Yolsuzlukla mücadele ederken kurunun yanında yaşında yanmaması ve bürokratın imza atmaktan korkar hale gelmemesi çok önemli.
Yaşla birlikte kuru da yanmasın
* Türkiye'de her iktidar geldiğinde bir "yolsuzluk resmi" çekiyor. Son olarak da siz; TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu aracılığı ile son yılların en kapsamlı ve ayrıntılı resimlerinden birini çektiniz. Sizce "yolsuzlukla mücadele" kavramı yeterli mi; bu kavramı geliştirmeyi düşünüyor musunuz?
Yolsuzluğu sadece belli bir döneme ait olarak görmek yerine bununla sürekli mücadele edecek kurumsal yapıyı oluşturmak istiyoruz. Amacımız sadece geçmişte olan biteni sorgulamak değil, öncelikle bunu doğal bir durum olarak kabul eden psikolojiyi de yıkmak istiyoruz. Sistemin ürettiği bir virüs olamaktan çıkmalı. Girişimci ruhu zedelemeden ve bürokrasiyi de kilitlemeden uygulamaları hareket ettirmek gerekiyor.
ŞEFFAFLIK ŞART
Hukukun yetersiz kaldığı noktalar da var. Bu yüzden yeni kanunlar ve ihtisas mahkemelerinin oluşturulması gerekiyor. Bu konuda şeffaflık kesin çözüm olarak kabul ediyoruz. Kamu harcama reformu ve bilgi edinme kanunu konusunda yeni dönemde gündeme gelecek en önemli konu olacak.
Bundan sonraki adım şeffaflık ve bir önceki soruda da cevaplandırdığımız üzere; kamusal alanda yolsuzluğu minimize edecek kamu harcama reformunu gerçekleştirmek. Kamu Harcama reformu, vergi reformu ile birlikte ele alındığında; Türkiye yolsuzluk sistemin ürettiği bir olgu olmaktan çıkıp; gelişmiş ülkelerde olduğu gibi istisnai bir yapıya bürünecektir.
Performans odaklı çalışacağız
Kamu harcama reformu konusunda bilgi veren Gedikli bu zihniyet değişikliğini şöyle anlattı "Harcama reformu bürokrasi vatandaş ve performans odaklı çalışmak zorunda. Harcama reformu ile gündeme geliyor. Her kamu kurumu yıllık, 5 yıllık hedefler çizecek. Faaliyet raporu hazırlayacak. Bu hedeflere uygun kaynaklar belirlenecek. Performans kriterlerini belirleyecek. Sonra belirlenen hedeflere ulaşmada ne kadar başarılı olup olmadığı irdelenecek. Örneğin başarılı olan kurumların bütçesinin gelecek yıla devretmesi sağlanacak. Vatandaş kamunun harcadığı her kuruşu sonuna kadar takip edebilirse başarıya ulaşılabilir. Siyasetin değil, vatandaşın da denetim mekanizmasının bir parçası olması sağlanmalı. Bu sayede hükümet artık kürek çekmeyecek, gemiye yön verecek."
Cüneyt TOROS
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|