|
 |
|

YAVUZ SEMERCİ
Bonoda çözümü hazine engellemiş
Uzanlar, İmar Bankası kanalıyla Hazine Bonosu satışından 571 trilyon lira toplamış. Bankanın Merkez Bankası kayıtlarına göre sahip olduğu bono miktarı 90 trilyon lirayı geçmiyor. Dolayısıyla İmar Bankası yaklaşık 500 trilyon liralık açığa bono satmış. Yani "dolandırıcılık" somut bilgili, belgeli resmi raporlarla desteklenmiş durumda.
Peki devlet bu bonoların parasını ödeyecek mi?
BDDK kaynakları bunun için bir yasa gerektiğini belirterek topu hükümete atıyor. Aslında haklılar. Mevcut düzenleme sadece mevduat sahibini koruyor.
Öğrendiğime göre, BDDK yasa değişikliği önerisini kısa bir süre önce Hazine'ye götürmüş. BDDK, "Kayıtlı mevduat ile kayıtdışı mevdua arasındaki fark, banka sahipleri ve yöneticilerinden tahsil edilir" maddesine, bonozedeler için ek yapılmasını önermiş. Ama AKP'nin ekonomi kurmayları ve Hazine yöneticileri bunu kabul etmemiş. Gerekçeleri ise komik. Demişler ki, "Efendim, bakkala verdiğiniz para sahte çıkarsa, sahte parayı Merkez Bankası'ndan tahsil edebilir misiniz?" Duyunca kulaklarıma inanamadım. Defalarca yazdım. İmar Bankası'ndan alınan bono belgesi ile bir başka bankadan alınan belge arasında şekil ve içerik açısından fark yok. Kişi bazında saklama hizmeti verilmediği sürece, bonoda açığa satış yapılıp, yapılmadığını, banka "batmadan, el konmadan" tespit edilmesi mümkün değil. İhbar gelse bile, sahtekarlığı ortaya çıkarmanın tek yolu, tüm bono sahiplerine çağrı yapmaktan geçiyor. Bu da teknik olarak mümkün değil.
Devlet iç borçlanma senetlerinin riskli tasarruf haline gelmesi karşısında Hazine ve AKP'nin sessiz kalması düşündürücü.
Anlayacağınız, ödeme konusunda BDDK'nın yıpratılması doğru değil.
Yeri gelmişken belirteyim. Benim, ailemin ve yakın çevremin İmar Bankası'ndan alınmış bonosu yok. Konuyu bono ve devlet tahvili alanların uğradığı haksızlık nedeniyle dile getiriyorum. Ve bu haksızlığın mevcut sistem nedeniyle milyonlarca insanın her an başına gelebileceği endişesi yaşıyorum.
Gürbüz Çapan neyi tekzip etti?
İki gün önce Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan'nın tekzibini yayınladık. İlgili yasa gereğince, tekzip metinlerinin virgülüne dokunulmadan, olduğu gibi yayınlanması gerekiyor.
Yap-İşlet-Devret esasına göre çalışan 4 doğalgaz santralinde üretilen elektriğin maliyet yapısını incelemiştim. Bu yazıları takip edememiş okuyucuların yanlış anlamaması için bir kaç düzeltme yapmak zorundayım.
Birincisi, tekzip metninde yer alan bazı ifadeleri, köşemde hiç kullanmadım. Güya yazılarımda "Devlete pahalı elektrik satıyorum diyen Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan" diye bir ifade kullanmışım. Tekzibi, tekzip ediyorum. Böyle bir cümle kullanmadım. Devlete pahalı elektrik sattığını açıklayan kişi Üni-Mar'ın sahibi Ünal Aysal idi. Yazımda onun adını kullandım. Gürbüz Çapan'ın adı iki ayrı köşe yazımda şöyle geçti "Gürbüz Çapan ve kardeşine ait Esenyurt Santrali..." "Gürbüz Çapan'ın Esenyurt Santrali" Çapan diyor ki, "O santralin sahibi ben değilim." Evet ticaret sicil kayıtlarına göre santralin büyük ortağı kendisi değil, kardeşi Günay Çapan gözüküyor. Hukuken doğru söylüyor. Bu detayı atlamamın nedeni Çapan kardeşlerin "ortak" olduğu yolundaki yaygın görüş idi. Nitekim konuya ilişkin sonraki yazımda Günay Çapan'ın adını verdim.
Ayrıca yazılarımda kişilerle uğraşmadım. Esenyurt, Ova, Üni-Mar ve GAMA santrallerinin Türkiye'nin kaynakları emen bir fiyatlandırmaya sahip olduğunu rakamlarla dile getirdim. Bu santrallerin Hazine kasasını boşalttığını düşünmeye devam ediyorum.
Gürbüz Çapan'ın psikolojisini bilemem. Ama "Pahalı elektrik konusunda benim günahım yok. Muhatabınız kardeşim" mesajı verdiğini söyleyebilirim.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|