kapat
24.08.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL

GREENCARD

MEHMET BARLAS


Şimdiki vatanınızda bile turist olabilirsiniz!

Hem gelişmiş Batı emperyalizminin içinde bulunmamak, hem de "Sömürge olmamak" mı, bizim dünyaya bakışımıza kararsızlıklar getiriyor?

Osmanlılık, Türklük, Müslümanlık ve benzer olgular, kültürümüzün temel öğeleri.

Bunlara Batılılaşmak, Modernleşmek, Laikleşmek, Demokratikleşmek gibi olguları da eklemişiz.

Ortaya çıkan sentezin, bir hilkat garibesine benzememesi için, çok berrak düşünmemiz gerekiyor.

Bodrum'un Kalesi'ni ve Müzesi'ni geziyorum bir kez daha.

Hatırlamanız tabii ki mümkün değil.

1402'deki Ankara Savaşı'nda, Moğol İmparatoru Timur'un, Osmanlı Padişahı Beyazıd'ı yendiğini, tarih kitaplarında okumuşsunuzdur.

Sonra Timur, bütün Anadolu'yu İzmir'e kadar ele geçirir.

Osmanlı dağılır ve "Fetret Devri" başlar.

Timur'un yıktığı yapıtlar arasında, İzmir'deki Saint Jean Şövalyeleri'nin kalesi de vardır.

Timur, Anadolu'dan çekildikten sonra, Saint Jean Şövalyeleri, padişah olan Çelebi Mehmet'ten, yeni bir kale yapımı için yer göstermesini ister.

Çelebi Mehmet de, Bodrum'u (Halikarnasos) Saint Jean Şövalyeleri'ne verir.

Osmanlı topraklarında bir yabancı üs anlaşmasıdır bu.

Yani bu günkü İncirlik'in, Amerikalılar'a tahsis edilmesi gibi bir şeydir bu.

Osmanlı, neden silahlı bir Hıristiyan tarikatına kendi topraklarında üs kurma hakkı versin ki?

Sebep çok.

Birincisi, Osmanlı'nın Avrupa'da ilerlemesinden ürken Batı, Timur'un, Anadolu istilasında ona destek vermiştir.

Örneğin Floransa'nın banker ailesi Mediciler, Timur'u finanse etmişlerdir, Anadolu seferinde.

Padişah Çelebi Mehmet, Saint Jean Şövalyeleri ile anlaşarak, ilerideki benzer olayların önünü kesmeyi hesap etmiş olabilir.

Ayrıca Osmanlı'nın taht kavgalarında, Şehzade Cem olayındaki gibi, Batı'nın müdahaleci olmamasını da, belki sağlamayı düşünmüştür.

Neticede, Osmanlı toprakları içindeki yabancı üs olan Bodrum Kalesi, şimdi bir müze.

Bu kalenin içinde, dünyanın en seçkin denizaltı buluntularının sergilendiği bir de müze var. "Serçe Limanı Batığı"nı, "Gelidonya Batığı"nı, Tunç Çağı'ndan kalma Suriye gemisindeki aletleri, "Uluburun Batığı"nı, Nefertiti'nin altın mührünü, bu müzede görebilirsiniz.

Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi'ni insanlığa ve Türk kültür hayatına kazandıran Oğuz Alpözen, bu yıl Kasım'da, göreve başladıktan 40 yıl sonra emekli oluyor.

İşte "Vatan" da, "Tarih" de, böyle olguların tadına varmak çizgisi üzerinde oluşuyor.

Bodrum'da kaldığım yerde, 700 yaşında bir zeytin ağacı var.

O ağacın, bizlere bakıp, "Yine kimler geldi" diye düşündüğünü hayal ederim hep.

Suudi Arabistan'daki Ecyad Kalesi'nin yıkılmasına öfkelenip, Irak'ta olup bitenlere seyirci kalmaktan yana olanlar, Bodrum Kalesi'nin öyküsüne de takılsalar, acaba neler düşünürler?

Galiba doğru olan, bazen zamanın ve mekanın üzerine çıkıp, "Vatan"a ve "Dünya"ya bakabilmektir.

Dün "Vatan" dediğiniz yerlerde, bugün turist olarak gezmekten öteye bir konumunuz, mutlaka olmalıdır.

ÅžAKA

İşte bir ilke!
Oscar Wilde, "Dorian Gray'in Portresi"nde şöyle der

- Başkaları hakkındaki skandallar, benim ilgimi çekiyor. Kendimle ilgili skandalları, can sıkıcı buluyorum.

Acaba Wilde'ın bu görüşü, Türkiye'deki değişik medyalar için "Meslek İlkesi" olabilir mi?

BEBEKLER

Her şeyin "İlk kez" olması mucizesi!
Bodrum'da denize girdiğim ve günlerimi geçirdiğim yerde, bebekler var.

2-3 yaşlarında kız bebekler.

Onlara öylesine imreniyorum ki.

Her şeyi ilk defa görüyorlar.

Karşılaştıkları, tanıdıkları her şey ve herkes, onlar için orijinal.

İsterseniz soyguncu, isterseniz katil olun.. Bebeklere sevgi gösteriyorsanız, onlar için "İyi insan"sınız.

Okudukları binlerce kitap, görmedikleri sayısız film ve gitmedikleri o kadar fazla kıta ve kent var ki.

Keşke ben de "Amarcord"u hiç görmemiş, "Küçük Prens"i hiç okumamış ve Paris'e hiç gitmemiş olsaydım.

İlk kez bisiklete bindiğinizi, ilk defa otomobil kullandığınızı ve ilk oy vermenizi hatırlıyor musunuz?

Hayattaki en büyük seçiminizin, annenizle babanız arasında sevgi dağıtımı yapmak olduğu bir dönemi, siz de yaşamadınız mı yıllar önce?

Bebekleri dikkatle izliyorum.

Sordukları sorulara kilitleniyorum.

Ellerine ilk kez kalemi aldıkları zaman, ne yazacaklar acaba?

Bir külah dondurma, onları mutlu ediyor.

20 yıl sonra, acaba nelerden mutluluk duyacaklar?

Bir balığın su üstüne sıçraması, onlara yine kahkaha attıracak mı?

İnsanları ilk görüşte sevmenin, ne kadar büyük bir ayrıcalık olduğunu hatırlayacaklar mı?

İleride ağladıkları zaman, keşke, şimdi ağlamaya değer gördükleri aynı mutsuzluklar onları ağlatsa.

"Denizden çık" veya "Uyku saati geldi" gibi uyarılardan daha ötesine, hiç hedef olmasalar.

Bebekler beni etkiliyor.

Keşke ben de her şeyi ilk defa görüp, bilebilseydim.

Önyargılarım, saplantılarım, öfkelerim olmasaydı.. Önümdeki yıllar, arkada bıraktıklarımdan çok fazla olsaydı..

Mesajlarınız için: mbarlas@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
sınırsız hosting
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır