kapat
24.08.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL

GREENCARD

İLKER SARIER


Klonlanmış gazeteci dolly

SABAH ile Hürriyet arasındaki mücadele, perdenin "arkasına" bakılmadan anlaşılamaz. SABAH-Hürriyet kavgası, basit bir "pazar çekişmesi" değil. Bu iki "medya mecraı"nın, ticari kaygılardan öte, toplumsal ve siyasal misyonları var. Öyleyse, buralarda "hangi insiyatiflerin hüküm süreceği" sorusu can alıcı bir sorudur. Bilfarz, Irak'a "asker gönderilmesi" konusunda, bu iki gazetenin "farklı duruşlar" benimsemesi, demokrasi ve kamuoyunun sağlıklı oluşması bakımından "hayati değer" taşır. Buna mukabil, buzdolabı şirketlerinin bu konuda ille de bir görüş oluşturması şart değil.

Hürriyet'in ve Kanal D'nin yanısıra Türkiye'de, SABAH'ın, atv'nin, Show TV'nin, Akşam'ın, Star'ın, ntv'nin ve hatta bir sürü internet gazetesinin bulunması "hayati" önem taşıyor. O halde, Aydın Doğan'ın bütün basına tek başına hükmetmesi Kongo'da bile hoş karşılanmaz. Hiçbir gazeteci veya ciddi okur "Birbirlerini yesinler, al birini vur ötekine" diyemez. Bu motifi bilhassa "dinci" gazetelerin bilerek işlediğine dikkat çekmek isterim.

Tartışmamız gereken konu şu

MesleÄŸimizin genlerindeki transformasyon ve bunun sebepleri...

Bildiğiniz gibi Aydın Doğan, Milliyet'i satın alarak girmişti basın dünyasına...

O zamanlar sektörde, köklü bir geleneğe sahip Cumhuriyet vardı. Simaviler'den Haldun Bey Günaydın'ın, Erol Bey ise Hürriyet'in başındaydı. Kemal Ilıcak da siyaseten güçlü Tercüman'ı çıkartıyordu. Sonradan etkili bir marka olarak SABAH'ı yaratan Yeni Asır geleneği de köklü bir gazetecilik geçmişine sahipti. "Basın dışı alışkanlıkların" ciddi biçimde sektöre girişi Aydın Doğan ile başladı. Bu yolu, Kozanoğlu-Çavuşoğlu ortaklığının Güneş gazetesi izledi. Daha sonra bu gazete, önce Trabzonlu Mehmet Yılmaz'ın ardından da Asil Nadir'in eline geçti. Bu arada, "basının duayeni" unvanını en fazla hakedecek olan Haldun Simavi, Günaydın'ı Asil Nadir'e satarak sektörden çekiliyor, kardeşi Erol Bey de Hürriyet'i Aydın Doğan'a devrediyordu.

Çok hızlı bir "gen değişimi" yaşanıyordu basında... Milliyet ile Hürriyet'in Aydın Doğan'ın eline geçmesi ile, "Simavi kardeşler'in çekilmeleri, bu gen transformasyonunu alabildiğine hızlandırdı.

"Gen" derken, mesela Haldun Simavi'nin hayatında hiçbir siyasi lider ile ilişki kurmamaya özen göstermesi ile Aydın Doğan'ın siyasi erk ve otoritelerle "flört" etmeyi "maharet" sayması arasındaki derin farklılığı kast ediyorum, en basitinden... Birkaç yıl sonra, Karamehmetler, Akşam gazetesi ile Uzanlar ise Star'larıyla sahne aldılar. Süreç sonunda bizim sektörde, "basın dışı alışkanlık ve arayışlar" hakim hale geldi. Bu "genetik başkalaşımın" baş mimarı Aydın Doğan'dır. İşte meslekteki erozyonun altında bu dokusal değişiklik yatıyor. Bu öyle bir başkalışım rüzgarı idi ki, Haldun Simavi'nin yanında yetişmiş olanlar bile, kısa sürede birinci sınıf "siyasi ilişki uzmanı" kesildiler. Yine Aydın Doğan'ın yüzünden... Şimdi bakın Karamehmetler, Akşam gazetesi ile ancak işin ucundan tutuyorlar. Uzanlar, siliniyorlar. Tercümancılar zaten Aydın Doğan'ın şemsiyesi altındalar. Erol Aksoy, Cine 5'ten feragat ediyor, falan filan... Geriye bir tek, mesleğin "gen"leriyle oynayan Aydın Doğan kalıyor.

Öyleyse, SABAH ile Hürriyet grubu arasındaki çatışma, bir doku ve gen çatışmasıdır. Basının akıl ve vicdan sahibi birçok mensubu sözünü ettiğim "gen transformasyonunun" nerelere kadar vardığını biliyorlar. Hürriyet ve Milliyet'te de birçok meslektaşın bu genetik yapıdan rahatsız olduğundan eminim. Sorarım size...

Bir ülkenin bütün gazetecileri, koyun "dolly" misali, klonlanmış "gazeteci dolly" olmayı kabul edebilirler mi?


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
sınırsız hosting
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır