|
 |
|

MEHMET ALTAN
En buyuk tabulardan biri de yargi...
AB sureci askeriyeyi tabu olmaktan cikardi. Dunku gazetelerde, en ilimli kalemlerden, birbiriyle farkli gorus aciklayan askerlerin Turk Silahli Kuvvetleri'nin goruntusune golge dusurdugunu okumak, siyasi demec veren pasalar ile polemiklere rastlamak mumkundu.
Turkiye, tabular ulkesi... Tek tabu askeriye degil ki, neredeyse onun kadar guclu bir ikinci tabu da yargi...
Yargiya karsi en masum elestiri bile aninda Turk Ceza Kanunu'nun 159. maddesine girer, hakaret sayilir.
****
Turkiye'deki sistemin ne kadar adil oldugunu anlamanin en iyi metodunun, adaletin verdigi kararlari tersten okumak olduguna inanirim.
Ornegin, herhangi birisi Cumhurbaskani'na, Basbakan'a, Genelkurmay Baskani'na ya da Adalet Bakani'na "vatan haini" dese, onlar da Istanbul 5. Asliye Hukuk Hakimligi'nde dava acsalar, hakim Nesrin Merih Gocer bunun "hakaret" sayilmadigina karar verir, Yargitay 4. Hukuk Dairesi'nin uc uyesi Ulku Aydin, Serife Ozturk ve Mehmet Uyumaz da, tashih-i karar istemine ragmen, bu karari onaylar mi?
Ama bir yazar soz konusu oldugunda, ona "vatan haini" demenin hakaret olmadigina inanan yargiclarimiz var iste.
Kararin ne kadar adaletli olduguna ise Avrupa Insan Haklari Mahkemesi karar verecek.
****
Neyse ki, Uzan Davasi, yargiyi da gundeme getirdi...
Adana'da, birakin mahkemeleri, tespit yapacak bir tek noter bile bulunamamasi, durumun vahametini zaten yansitmiyor muydu?
Simdi cesitli iddialar var, bunlar yarginin en ust kurumlarindaki dairelerden basliyor, ilce mahkemelerine kadar iniyor...
Adaletin, bunca zamandir harekete gecmeyisinin sebepleri de arastiriliyordur herhalde...
Eski Yargitay Baskani "vicdan ile cuzdan arasinda sikistik" demisti...
Bakalim, Pandora'nin kutusu acildikca, icinden neler cikacak...
****
Radikal gazetesi, "50 gundur bir haber yok" baslikli manset haberinin bir bolumunde sunlari yaziyordu
"Isin yargi cephesinde yasananlar ise Turkiye'de hirsizligin ve hortumculugun cezalandirilmasinin guc oldugunu gosteriyor.
Sisli Cumhuriyet Bassavciligi'na olayin intikal tarihi 18 Temmuz 2003. Daha once de banka bosaltmalariyla ilgili sorusturmalari yuruttugu icin uzman ve deneyimli oldugu varsayilan Sisli Cumhuriyet Bassavciligi'nin yakalama muzekkeresi cikardigi tarih ise 16 ya da 17 Agustos 2003. Yani Sisli Cumhuriyet Bassavciligi, Kemal Uzan, Hakan Uzan ve eski Imar Bankasi yoneticilerinden olusan 11 kisi hakkinda yakalama muzekkeresi cikarmak icin tam bir ay sorusturma yapmis. Gazetelerdeki haberler, BBDK'nin resmi aciklamalari, Basbakan Erdogan ile bakanlarin bu konudaki sozleri ihbar sayilmamis ve sorusturma bir turlu bitirilememis. Bir aylik sorusturma sonunda ise ortada pek onemli bir veri olmadigini Adalet Bakani Cemil Cicek'in 'Savcilarimizin Uzanlar konusunda her turlu bilgiye yeteri kadar ulastiklari kanaatinde degilim' seklindeki sozlerinden anliyoruz.
Dun Imar Bankasi'ndaki islemlere iliskin sorgulanmalari icin 26 kisilik yeni bir liste olusturularak Istanbul Mali Sube Mudurlugu'ne iletilmesi, Sisli Cumhuriyet Bassavciligi'nin bir ay suren calismalarinin verimliligi konusunda supheler uyandiriyor."
****
Uzan Davasi, adalet sisteminin iclerine dogru derin bir yuruyusu de beraberinde getirecek gibi...
Adalet sisteminin butceden aldigi pay binde sekiz... Bu fiili bir tukenis zaten... Bir de vatandasin kimligine gore uygulama gundeme gelince, devletin varlik nedeni olan hukuk tamamiyle ciddi bir bicimde zedeleniyor.
Zaten oyle olmasa, Turkiye Avrupa Insan Haklari Mahkemesi'nde en cok mahkum olan ulke olur mu?
Bizde yargi var ama evrensel standartlardaki bir uygulama bizdeki yargi kararlarini surekli mahkum ediyor.
Yarginin da evrensel bir anlayisa kavusmasi Turkiye'yi gercek bir devlet yapacak...
Umariz, yarginin da yargilanmasi sureci hizlanir, en buyuk toplumsal zaaflarimizdan birini hizlica onaririz...
Inandigimiz bir yargi sistemine kavustugumuzda, insanin kendisini huzurlu ve guvenli hissetmesinin nasil bir sey oldugunu da kesfedecegiz.
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|